33058651_478759015874893_4279800314778877952_n

StartUp ekosistemi çok büyük bir camiadır. Ve gerçekten yaptığınız işe ciddi bir emek vermeniz gerekiyor. Bir StartUp’da yer almak sorumluluk gerektirmektedir. Bu sorumluluk sizi güçlendiriyor ve çok geliştiriyor. StartUp’lar bana bu bakımdan çalışmak için çok cazip geliyor. Herkesin yapabildiğinin en iyisini yapması gereken bir sektör. Yanlışlarınızı söyleyebiliyor olmanız ve geri bildirimlere açık olmanız çok önemli. Her şeyi bilmeniz imkansız ama size bir sır vereyim, her şeyi bilmeniz gerekli.. O yüzden, daha çok her şeyi biliyor gibi davranmak ve aldığınız kararların sonuçları ile baş etmek zorundasınız. Gelişiminiz ve şirketinizi geliştirmeniz buna bağlı. Batırabilirsiniz ama bu batıştan belki başarı hikayeleri ile çıkabilmeyi öğrenmelisiniz.

Fongogo’da staj görmeye başlamam aslında StartUp Ekosistemine olan ilgimle alakalı oldu. Ve Fongogo bana, bir kurtarıcı gibi geldi. Ekosistemin içerisinden bir sürü insan tanıma fırsatı buluyorum ve bir StartUp’ı yerinde çalışarak deneyimliyorum. Yazdığım kodlar direk canlıya alınıyor. Gelişmem için elinden geleni yapıyorlar. Günlerim hiç sıkıcı geçmiyor, aksine günlerim bittiği için üzülüyorum.

Peki ben Fongogo ile nasıl tanıştım?

Insıder’ın yaptığı 1+1+1 diye bir program var. Zamanlarının %1’ini, gelirlerinin %1’ini ve maaşlarının %1’ini yazılım öğrenmek isteyen gençlere harcayan Insider, gerçekten birçok gencin geleceğine yön veriyor. Ben de bu programın içerisinde yer aldım. Olay sadece yazılımda da bitmiyor, İngilizce, kültür gibi eğitimler de veriliyor. İngilizce sınıfı ikiye ayrılmış durumda, Basic ve Advanced şeklinde. İngilizce’yi, İngilizce konuşarak öğreniyoruz. Farklı aktivitelerimiz oldu. Yoga, yağlı boya, hikaye anlatıcılığı eğitimi ve bunun gibi bir sürü eğitim aldık.

Yazılım kısmında ise, günlük hayatımızda işimize yarayacak şeyler öğretildi. Html – CSS – JavaScript – PHP dillerini öğrettiler. Ayrıca, biz oradayken odalarında çalışan profesyonel yazılımcılar vardı. İstediğimiz zaman gidip onlara soru sorabiliyorduk; ne kadar yoğun olurlarsa olsunlar, asla bizi geri çevirmiyorlardı. Ders sırasında etkileşim çok iyiydi. Dersler hep çok eğlenceli geçiyordu.

Eğer Insider’a gitmeseydim, StartUp Ekosistemini bu kadar yakından tanıyamazdım. Fongogo ve StartUp ekosisteminde ki diğer oyunculardan haberim olmaz idi. Kendimi bir StartUp bünyesinde daha iyi geliştirebileceğimi fark edip, Fongogo’ya başvurdum. Bu sayede kendi StartUp’ıma giden yolda bir adım daha yaklaşma fırsatı yakaladım.

İki Yaka Yarım Aşk, İki Yıldızlar kısa filmleri ile Vargit Zamanı ve Sıradışı İnsanlar belgesellerini Fongogo üzerinde kitlelerle buluşturup, kampanyalarını başarılı ile tamamlayan Nurdan Tümbek’in tecrübelerini bizlerle paylaşmasını rica ettik:

1-) Öncelikle, Nurdan Hanım kendinizi tanıtır mısınız?

1964’te İstanbul’da doğdum. Avusturya Lises’ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldum ve Marmara Üniversitesi’nde Pazarlama Bölümü’nde doktora yaptım. 27 sene özel sektörde çalıştıktan sonra sinemaya gönül verdim ve TRT ödüllü İFAKAT belgeseli ve Moskova Film Festivali’ne seçilen ÖYLE SEVDİM Kİ SENİ filminin yapımcılığını yürüttüm.2016′da bir AB Ödülü olan SUSY’i alan  SIRA DIŞI İNSANLAR,Windows to Europe ortak yapım ödülü alan RUDOLF NUREYEV:DÜŞLERİNİN ADASI, birçok ödülü olan İKİZ YILDIZLAR isimli filmleri yaptık. “İki Limon Satsam Daha İyi” isimli bir kitap yazdım. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Öğretim Üyesiyim. EFA , EWA üyesiyim.

2-) Çok teşekkürler… Belgesel ve film sektörünün kitlesel fonlamadan faydalanması için sadece kendi projeleriniz için değil, aynı zamanda sitemiz üzerinde yer alan birçok yapımcıya kampanyalarında destek olduğunuzu gördük. Kitaplarda yazan başarılı kampanya adımlarından daha çok sizin birebir yaşayarak geliştirdiğiniz tecrübeleriniz çok değerli. Onları bizlerle de paylaşır mısınız?

Zevkle…

  • Gününüzün en az 3-4 saatini sadece bu işe ayırmanız lazım.
  • Facebook’taki arkadaşlarınıza ayrım yapmadan tek tek Messenger’dan projenizle ilgili çok kısa bir mesaj ve link gönderin. Akşam 22:00 ile gece 24:00 arası yapın. İnanın sonuç veriyor.
  • Aynısını LinkedIn’da de yapın. Tek tek mesaj atın.
  • Cep telefonunuzdaki tüm isimlere tek tek sms gönderin (Whatsapp değil)
  • Ne kadar aile üyeniz ve akrabanız varsa onları destek vermeye ve kendi dostlarınıza da iletmeye zorlayın.
  • Lise ve üniversite arkadaşlarınıza hatta ilkokul arkadaşlarınıza tek tek mesaj atın veya en sevdiklerinizi arayın. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma en etkin iletişimin halen yüz-yüze, ikinci olarak telefonla ve üçüncü olarak mesajla olduğunu ispatlamış.
  • Size bir şey ısmarlamak isteyenlere gel çay bahçesinde çay içelim diyip, yemek parasını elinden alıp, Fongogo hesabına yatırın.
  • Elinizde ne kadar dernek listesi varsa hepsine toplu mail atın.
  • Her gün destek veren kişileri bir kez sabah bir kez akşam olmak üzere teşekkür ederek duyurun.
  • Geri kalan 20 gün her gün sosyal medyanızın tüm kanallarında duyuru yapın.
  • Basından arkadaşlarınıza haber yapmasını rica edin.
  • Tüm Lions ve Rotary camiasından en önemli kişilere mail ve sms atın.

Nurdan Hanım’ın film finansman sorununu çözmek için 2015 yılında yayınladığı analizi de ayrıca aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

http://www.jasstudies.com/Makaleler/382410443_22-Yrd.%20Do%C3%A7.%20Dr.%20Nurdan%20TEKEO%C4%9ELU.pdf

 

Kitlesel fonlama ile birlikte birçok girişim yatırımcılar ile platformumuzda bulaşarak, hayallerini gerçekleştirmeye yakınlaşacak. Peki girişimciler ve yatırımcılar şirket değerini nasıl belirleyebilirler?

Değerleme için şirketin ne aşamada olduğu çok önemlidir. Yeni başlayan bir şirket ile 3 senelik bir şirketin değerleme yöntemleri yüksek ihtimal farklı olacaktır. Peki girişimin bulunduğu sektörün, ürünün, takımın etkisi bu değerleme koşullarında ne kadar etkilidir?

Öncelikle alışılagelmiş değerleme metodlarının startup’lar için ne kadar uygun olduğunu inceleyelim:

- Şirket değerlemesi için birçok farklı model kullanılabilir. Olgunlaşmış, geçmiş dataları bulunan ve hatta varlık satışında bulunmak isteyen şirketler için yapılan değerlemeler ciddi analizlere dayalıdır. Bu detaylı analizler arasından DCF (Discounted Cash Flow) yani İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi en çok kullanılanlardandır. Bu yöntemde şirketin gelecek yıllardaki nakit akışları belirlenen indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen bu değer şirket değeri olarak kullanılır. Ancak, girişimler erken aşamada ise veya hızlı büyüme odaklı iseler nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacaktır. Ayrıca geçmiş yıllara ilişkin veri de çoğu zaman yoktur; o yüzden gelecek yılların tahminini de belirsiz datalar üzerine yapmak çok zordur.

- Bir diğer yöntem Favök çarpanı gibi şirketin var ise geçmiş ve gelecek operasyonel karlılığına bakılıp, piyasadaki diğer benzer şirketlerin çarpanlarına bağlı olarak bir değerleme metodu kullanılmasıdır. Bu çarpan sektörden sektöre değişir ve şirketin karlılık oranı, büyüme hızı, pazarın büyüme hızı gibi faktörlerden etkilenir. Ancak, girişimlerin yine geçmiş datalarının olmaması veya büyüme potansiyeline uygun olarak yatırım arayışında olduğu için bu metod da girişimler için çok kullanılabilir bir yöntem olmaktan çıkmaktadır.

Değerleme yöntemleri hakkında geçmiş datası olan, olgun şirketler için kitaplar dolusu yazılmıştır. Peki yeni başlayan veya büyüme aşamasında olan bir girişimin değerleme yöntemi nasıl olmalı?

Girişimlerin 6 ay sonraki finansallarını bile tahmin etmek sayısız varsayıma dayalıyken, gelecek nakit akış tabloları, FAVÖK’leri belirlemek ne kadar akıllıca olacaktır? O yüzden dünyada girişimlere olan merak, bireysel yatırımcılar tarafından arttıkça kurumsal olmayan ama hızlı ve çözüm getiren değerleme metodları ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan biri ve bizim en sevdiğimiz model, “ScoreCard method” olarak bilinen Angel Capital Association’ın kurucusu Bill Payne tarafından geliştirilen, girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Şirkete en yakın global rakiplerin ilk yatırım turları (veya 2. evre yada 3.evre büyüklüklerine göre yatırım turları) listelenir. Medyan ile bir yatırım öncesi değerleme çıkartılır. Sonrasında ekip, pazar büyüklüğü, ürün, rekabet, ortaklıklar, ek yatırım ihtiyacı gibi konularda ağırlık belirlenir ve kendi şirketinizin bu bakımdan ne oranda daha iyi ya da daha kötü olduğu belirlenir. Ağırlık ve karşılaştırma oranları çarpılarak her başlık için bir faktör belirlenir. Faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpıldığında şirketinizin göreceli değerlemesine ulaşacaksınız (Kaynak: http://magazine.startus.cc/scorecard-pre-money-valuation-method-explained/)

Buradaki “göreceli” kelimesine dikkat etmenizi rica ederiz. Bu bakımdan, farklı değerleme yöntemleri ile de şirketinizi nasıl değerlendirdiğinizi hem kendinize hem yatırımcınıza kanıtlamanızı öneririz. 2. ve diğer sevdiğimiz model “Dave Berkus’s Checklist Method” olarak bilinen şirketin yetkinliklerine verdiğiniz ağırlıklı ortalamaya göre hesaplanan değerleme türüdür. Yatırımcıların özellikle girişimlerde aradıkları özelliklere bağlı olarak hızlıca değerlemelerini bulmalarında faydalı bir yöntem olarak bilinir. Takım, fikir, ürünün gelişimi ve korunumu, stratejik ilişkiler ve operasyonel durumu gibi şirketin bulunduğu seviyeye bağlı olarak toplamda 5 başlık olacak şekilde her başlığa 0 ile 500bin USD arası bir yatırım öncesi değer belirlenir. Şirketin seviye oranı ve ilgili her başlığın değerlemesi çarpılıp, gelinen toplam tutar şirketin değerlemesi olarak kabul edilir (Kaynak: http://blog.gust.com/248/)

Diğer bir yöntem olarak da beğendiğimiz Türkiye’de kimi girişim sermayesi fon şirketlerinin 3 yıl sonunda şirketin elde etmesi planlanan FAVÖK miktarına bakıp, onu çıkış yapabilecekleri tahmini bir çarpan ile çarpıp %45 gibi ciddi bir indirim oranı ile bugünkü değerine getirdiklerini biliyoruz.

Bu işlemleri kendi şirketleriniz için uyguladığınızda genelde şirketinizi hayal ettiğiniz nokta hep yüksek olacağı için (aksi taktirde bu işe başlamazdınız), sizin ayaklarınız biraz daha yere indirip, yatırımcı ile buluşabileceğiniz noktaya getirebilmek için ek bir yöntem daha var. Şirkete şimdiye kadar yaptığınız yatırımları toplayıp (çalışma saat ve normalde almanız gereken ücret dahil) şirketin yatırım öncesi değerini bulabilirsiniz.

Bizim önerimiz, birçok farklı model sonrası şirketinizin değerlemelerini alt alta yazın. Bir medyan çıkararak şirketin değerlemesini belirlemenizdir (yani 4 metod kullandınız: 1. Metot 1,8m USD yatırım öncesi değerleme; 2. Metod: 1,7m USD değerleme; 3. Metod:1,5m USD değerleme; 4. Metod 200KUSD değerleme. 1. ve 4. metod medyan sebebiyle kendilerini eler – en yüksek en düşük birbirini götürür. Geriye kalan 2 ve 3. metotların da ortalamasını alarak şirketin değerlemesini bulabilirsiniz)

Son olarak, biz her zaman ek olarak girişim dünyasında bir model daha olduğunu savunuyoruz. O da hissiyat. Ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar şirket hissesini bu anlamda paylaşmak istediğinizi terazinin bir kefesine diğer kefesine ise hesaplarınız sonunda çıkan değerlemeyi koymanız lazım. Önemli olan, bu terazi ile çıkaracağınız değerler hep dengede kalsın. Aksi taktirde, biraz daha dayanmalı ve belki de daha iyi bir değerleme ile yatırımcılarla görüşmeye başlamalısınız.

Birinci bölümde kitlesel fonlama nedir; şu an mevcut yapıda neler oluyor; nasıl yatırımlar yapılıyor diye kısa kısa bilgiler verdik.

Kitlesel fonlamanın 3 ana modelinden bahsettik. Bağış, ödül ve hisse. Oysa borç vermeye dayalı ek bir model daha var. “Peer to peer lending” yani “taraflar arası borç” olarak isimlendirilen bu model, bir süre daha Türkiye’nin gündeminde değil. Ancak, pazar büyüklüğü ve ekonomiye katkısı çok yüksek bir model.  O yüzden, zaman içerisinde bu alanın da gündeme geleceğine inanıyoruz.

Bo

Dünya pazarına bakacak olursak, kitlesel fonlama bu 4 kategoride 2013 yılında toplamda 12 milyar USD büyüklüğündeyken, 2015 yılında 140 milyar USD büyüklüğe ulaşmıştır (Kaynak: Cambridge Centre for Alternative Finance industry). Bu pastanın en büyük dilimi 134 milyar USD büyüklüğü ile borç verme tarafına aittir.

2015 yılında 5,2 milyar USD büyüklüğü olan kalan 3 diğer kitlesel fonlama yönteminden (ödül, bağış ve hisse), hissenin 3 milyar USD hacmi bulunmaktadır. Diğer modellere göre sonradan başlayan hisse bazlı kitlesel fonlamanın yıllık büyüme oranı diğer modellere göre çok daha yüksektir, bu da kitlesel fonlamanın hisse bazlı taraftaki olumlu duruşunu ortaya çıkartmaktadır.

Türkiye’de ise henüz gelişmemiş bir pazar olan kitlesel fonlama, özellikle hisse bazlı fonlamayı regüle edecek olan kitlesel fonlama kanunu ile birlikte girişimlerin ve yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Bu anlamda, sadece hisse bazlı model ile değil, ödül bazlı model ile de girişimciler neler yapabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Bizler de Fongogo olarak, bizimle direk temasa geçen her bir girişimci ile tek tek modellerini telefonda konuşarak yada yüz yüze anlamaya ve kitlesel fonlamada nasıl yer alabileceklerine dair beyin fırtınaları yapmaya çalışıyoruz.

Her türlü sorularınız için, bizimle direk irtibata geçebilirsiniz.

Kökü Sende, geçtiğimiz Nisan ayında kampanyası başarıya ulaşan bir sosyal sorumluluk projesidir. Kökü Sende ekibi, kemoterapi nedeniyle geçici saç kaybı yaşayan kadınlar için ücretsiz peruk temin etmek için bu kampanyayı başlattılar. Gelin başarıyı projeyi, Program Koordinatörü Arzu Susantez’den dinleyelim. 

13006573_1743535355882948_8301036248135971013_n

1) Kökü Sende Ekibi olarak neler yaptınız? Kampanyadan sonraki süreçten bahseder misiniz?

Kökü Sende, kemoterapi nedeniyle saçlarını kaybetmiş kadınlara ücretsiz peruk temin edilmesi için saç bağışı kabul eden ve aynı zamanda bağışçılar ve bağış alanlar arasında bir “moral ağı” kurma hayaliyle yola çıkan bir sosyal sorumluluk projesidir.

Kökü Sende, Fongogo kampanyası öncesi 29 kadına peruk teslim etmiş, yurt içi ve yurt dışından 300’ün üzerinde bağışçıya ulaşmıştır. Fongogo kampanyasının başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından ise 100 peruk daha yaptırılmış ve peruklar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaya başlanmıştır

2)  Fongogo’da kampanya başlatmadan önce neler hissettiniz? Kampanya boyunca nasıl hazırlandınız?

Kampanya başlatmadan önce çok heyecanlıydık, çünkü o tarihe kadar yalnızca saç bağışı kabul edebilmiş ve nakdi destek taleplerini reddetmek zorunda kalmıştık. Fongogo sayesinde, kendi imkanlarımızla o tarihe kadar elde edebilmiş olduğumuz gelirin çok üzerinde bir tutara ulaşma fırsatımız olacağı için çok mutluyduk.

Kampanya hazırlıkları için şirketimizin teknik destek aldığı bir ajanstan yardım aldık ve Kökü Sende’yi en keyifli şekilde anlatacak videoyu onların yardımıyla kısa bir sürede hazırladık. Kökü Sende’nin tüm tanıtımlarında olduğu gibi, Fongogo sürecinde de insanlara dramatik bir üslupla yaklaşmak yerine, süreci hikayeleştirmeyi ve böylece de herkese moral aşılayabilmeyi hedefledik.

17834293_1900188216884327_1338070030868025895_o

3) Bu kampanya sonrası sizin için neler değişti? Projeleriniz devam ediyor mu?

Hedeflediğimiz tutarın tamamına ulaşabildiğimiz için çok hızlı bir şekilde elimizdeki tüm bekleyen saçları imalatçımıza teslim ettik ve yeni peruklarımızı aldık. İlk zamanlarda maddi imkanlarımız kısıtlı olduğu için peruklarımızı gönderirken kullandığımız kutularımızı kendimiz elle kaplıyor ve bu nedenle çok vakit kaybediyorduk.

Fongogo kampanyamız sayesinde ambalajlama için de küçük bir bütçe ayırabilme şansımız oldu ve yenilenen formatımızla peruklarımızı karton kutular yerine kumaş çantalar içerisinde sahiplerine ulaştırmaya başladık. Kökü Sende kapsamında bugüne kadar toplamış olduğumuz saçlarla yapılan perukların tamamını ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıktan sonra yeni saç bağışı kabul etmeme kararı aldık. Şu an için elimizde hala çok sayıda peruk var, gelen talepleri bize ulaştıkları tarihe göre bir öncelik sırasına alarak karşılamaya devam ediyoruz. Perukların tamamını teslim ettiğimizde toplam 129 perukla projemizi sonlandırmış olacağız.

 

13716096_1778979005671916_5215961789333583551_n

4) Farklı bir kampanya ile tekrar Fongogo’da yer almayı düşünüyor musunuz?

Özellikle sosyal sorumluluk projelerinde gelir elde etmenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha görmüş biri olarak, kitlesel fonlamayı bu amaçlarla yeniden kullanabileceğimi düşünüyorum. Zehir kana karıştı bir kere :) Herkesin desteğiyle daha güzel, daha farklı projeler için yeniden bir kampanya başlatacağım günü heyecanla bekliyorum :)

5) Fongogo’da kampanya açacaklar ve destekçiler için özellikle paylaşmak istediğin bir anınız var mı?

Kendi karşılaştığımız sorunlardan hareketle, hedeflerini olabildiğince somut belirlemelerini önerebilirim. Tek atımlık kurşunumuz vardı, bütçeyi eksik yapmış olsak ve Fongogo ile toplanan para bize hedefimizi gerçekleştirmek için yetmese ikinci kez çalacak bir kapımız olmayabilirdi. O nedenle ihtiyaçların ve bunlar için gerekli bütçenin tam anlamıyla çok iyi belirlenmesi ilk koşul bence.

En az bunun kadar önemli olan diğer konu da tanıtım, yani muhtemel destekçilere ulaşma. Biz bunun için sosyal medyanın gücünden sonuna kadar faydalandık. Yine de kısıtlı bir zamanda çok kişiye ve yüksek bir tutara ulaşmak gerektiğinde sosyal medya bile başlı başına yeterli olamıyor. Kampanyalarının başlamasını beklemeden, fikir aşamasındayken dahi destekçilere ulaşıp, kampanya başladığında kendilerini yeniden haberdar edebilmek için iletişim bilgilerini almalarında fayda olacaktır :)

13512056_1767556466814170_3059435221823717224_n

 

 

22382064_1488178584597483_8526128844964117801_o

5 Aralık 2017 tarihinde Hisse Bazlı Kitlesel Fonlama Yasası’nın geçmesi ile beraber, akıllardaki kitlesel fonlama nedir, küresel boyutta nasıl uygulanıyor, Türkiye’de şimdiye kadar neler yapılıyordu ve bu yasa ile beraber ne değişecek gibi konular daha çok artmaya başladı.

Fongogo olarak da Türkiye’de kitlesel fonlamada ilk olanlar arasında yer almamız ve şimdiye kadar 90’a yakın projenin desteklenmesini sağlamamız sebebiyle araştırmalarımızı ve ilgili ön görülerimizi size parça parça aktarmak istiyoruz.

Öncelikle, kitlesel fonlamanın ne olduğunu anlamaya çalışalım. Kitle ve fonlama kelimeleri yan yana gelince çok farklı bir yapı gibi gözükse de aslında imece usulü birlik olup, bağış yapmaktan, ürün veya servis almaya, ya da hisse almaya kadar birçok konunun kapsayacağı bir oluşumu ifade eder.

Türkiye’de şimdiye kadar ödül ve bağış tarafında birçok platform, yasal bir düzenlemeye gerek duymadan, destekçiler ile kampanya sahiplerini buluşturdu.Ancak, kitleler tarafından sağlanan bu destekler, girişimci ekosistemine hak ettiği şekilde yer alamadı. Özellikle, pazarın davranışlarının değişmesinin zaman alması sebebiyle kurumsal firmaların bu anlamda desteklerinin önemi daha çok ortaya çıktı.

Kitlesel fonlama yasasının gelmesi ile beraber, girişimciler aslında ödül bazlı tarafta da yer alabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Platform sahipleri de yasa ile birlikte startup olarak ifade edilen daha ölçeklenebilir girişimci modellerine ek olarak, restoran sahiplerinden butik ve özel bir ürün çıkartan girişimciye kadar ulaşacakları kitlenin artması sebebiyle bu alana ayırdığı eforu daha da arttırdı.

Bu yasa öncesinde/veya kitlesel fonlamanın sonunda hakkettiği popülariteye ulaşmadan önce, startup ekosisteminde özellikle küresel büyüme potansiyeli gösterebilecek girişimler akıllara geliyor ve sınırlı yatırımcı kitlesi genelde 5-10 çarpanlarla çıkışları hedefleyerek yatırımlar yapıyordu. Genelde, henüz ticarileşmemiş veya Arge için sürece ihtiyacı olan girişimler Tübitak ve Kosgeb destekleri ile belli bir aşamaya gelmeye çalışıyordu. Diğer bir yandan, lifestyle olarak adlandırılan, yani ortaklarını büyük çıkışlar yaptıramayabilen, ancak karlı olması kaçınılmaz şirketler de genelde kredilere yönlendiriliyordu.

Oysa, halkla en baştan, fikirden bile olabilir, buluşan ve talep gören projelerin başarısı kaçınılmaz olacaktır. Bu anlamda, ödül bazlı tarafın özellikle girişimci ekosisteminde yer edinmesi ve daha çok yaygın hale gelmesi gerekmektedir.

Hisse bazlı taraf ise, şirketin ortağı olmayı gerektirdiği için, yasal düzenlemelere elbette tabi olmalıdır. Bu yasal düzenlemeler, ne kadar çağın ve dijital teknolojinin faydalarına paralel şekilde hazırlanır ve ek teşvik olarak maliyetler ve vergiler azaltılırsa, pazarın bu yönde akışı durdurulamaz olacaktır.
Önümüzdeki günlerde, Kitlesel Fonlama Derneği’mizin Hisse Bazlı Kitlesel Fonlama Yasası yönetmeliği için yaptığı çalışmalar SPK ile paylaşılıp, sonuçlandırılacak.

Sizleri ara ara bu konuda ayrıca bilgilendireceğiz. Ama dediğimiz gibi, ödül bazlı tarafta yasaya gerek yok. Siz girişimcilerimizi bekliyoruz 

22 Eylül 2017 günü Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu (KUSIF), Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı ve Ashoka Türkiye iş birliğinde düzenlenen Sosyal Etki ve Sosyal Finansman Konferansı’da yer aldık. Vizyonumuza vizyon katan bu konferanstan sizin için birkaç özet bilgi aktarmaya çalışacağız.

Türkiye’de finans sektörü yatırım kararı verirken sosyal girişimlere, sadece kar ve düşük risk odaği ile yaklaşırken, sosyal girişimlerin yarattığı toplumsal değeri ve değişimleri dikkate almamaktadır. Bunun en önemli sebebi olarak, Türkiye’deki finans kurumlarının sosyal girişimler için ortak bir yaklaşım, değerlendirme kriterleri, finans araçları geliştirmemiş olmasıdır. Konferansta özellikle bu algının değişmesi için neler yapılabileceği, sosyal girişimcilik sektöründe yararlanabilecek çeşitli finansman modellerini ve bu finansman modellerinin nasıl uygulanabileceğini dünyadan ve Türkiye’den örneklerle anlatıldı.

Öncelikle sosyal girişimi tanımlarken sahiplerine, hissedarlarına, üyelerine kar dağıtmadan ziyade, ölçülebilir olumlu sosyal etkiyi hedefleyen, sosyal geri dönüşü olan bir hizmet ya da ürün üreten iş modeli olduğunu belirtmek gerekli. Sosyal Finansman ise, en azından ana parası ödenebilen , devletten özerk bir finansman modelidir. Sosyal finansman desteği verilen sosyal girişimlerin mutlaka sosyal etkilerini ölçümlemelerini gerektiğinin altını çizmek gerekli.

Avrupa’da Sosyal girişimlere özel yasal ve formlar getirilirken, bunun getirdiği hem pozitif hem negatif etkiler konferansta taraflarca paylaşıldı. Türkiye’de bu konuda adımlar atılması gerekliliği tartışılır bir noktada kaldı.

Diğer bir yandan, Türkiye’de E-bursum gibi sosyal bir girişimin yatırım aldığını ve sosyal ölçümlenebilir metriklerini ilgili yatırımcı grubunun kendi diğer şirketlerinde kullanarak, kendilerine nakit para hariç bir kar mekanizması elde ettiklerini görmek bizim için konferansın en vurucu anıydı. Bu şekilde başarılı örneklerin, bu ve bunun gibi konferans ve projelerle artacağını inanıyoruz. KUSIF’e bu konuda öncülük ettiği için bir teşekkür de Fongogo’dan göndermek isteriz.

kitlesel fonlama fayda

  • Topluluk Oluşturmak

Topluluk ile yani potansiyel destekçilerine kampanyanı başlatmadan önce ulaşmaya başlamalısın.Böylece onları fikrine ve projene hazırlayabilir, iletişimini güçlü tutabilir ve gereken desteği alabilirsin.

  • Ödüller Önemli

Kitlesel fonlama destekçilerine , destekleri karşılığında vereceğin ödüllerin seçimi çok önemli.Ödül gerçekten sahip olmak isteyecekleri bir ayrıcalık olmalı.Ayrıca ödülün teslim süresini hesaba katmalı ve yapabileceğin sözler vermelisin.Eğer sunduğun ödül yeterince iyiyse bu kampanya başarını arttırır.

  • Neden Bunu Gerçekleştirmek İstediğine Hikayende Yer Ver

Kalplerine dokunmalısın.Hikayen ve bunu yapmaya olan tutkun, senin gibi düşünen insanların sana destek olmasını sağlar.

  • Tanıtım Videosu

Hazırladığın kampanya tanıtım videon ile dikkatleri üzerine çekmelisin. Yaratıcı ve özgün olmalı.Projeni en iyi şekilde açıklamalı.Çünkü aslında bu video , senin bu kampanyayı başarıyla yürüteceğinin ve potansiyelini gösterdiğin bölüm.İlk izlenim diyebiliriz.

  • Kendi Kampanyana Uygun Pazarlama Tekniği

Hiçbir pazarlama tekniği , tüm girişim projelerine tam uymaz.Bu nedenle kampanyana en uygun tanıtım , pazarlama tekniğini deneyerek gör.

  • Kampanya Sürecini Destekçilerinle Paylaş

Kampanya süresince, gerçekleşen her güncellemeyi destekçilerinle paylaşmalısın. Böylece onlarda sürece dahil olabilir. İnsanlar her zaman “büyük bir şeyin parçası olma” hissini severler.Onları bunun bir parçası haline getir.

  • Kampanya Sürecinde Ne Yapabilirsin?

Projeni gerçekleştirmek için kaynağa ihtiyacın olduğunu biliyoruz. Ancak kampanyayı başarıya ulaştırmak istiyorsan paranı ve emeği koyman gerekir.Unutma ki hiç bir çaba karşılıksız değildir!

Hasan Cebecioğlu, geçtiğimiz Ağustos ayında kampanyası başarıya ulaşan bir Fongogocu. Kendi yazdığı şarkıları geniş kitlelere duyurmak ve ilk albüm çalışmasını yapabilmek için bu kampanyayı başlatmıştı.Bizde ona, sizler adına sorular sorduk. Başarılı bir Fongogo kampanyası yürütmenin sırları nelermiş bir de ondan dinleyelim.

1) (Crowdfounding) kitlesel fonlama ile nasıl tanıştınız? Size ilham veren bir kitlesel fonlama kampanyası var mıydı?

Hayata geçirmeyi planladığım müzik projemle ilgili olarak maddi anlamda bir tıkanıklık yaşadığım bir noktadaydım ve ihtiyacım olan kaynağı nasıl bulabileceğime yönelik kafa yorarken bir arkadaşımdan kitlesel fonlama platformlarını öğrendim. Türkiye’de bunu en iyi, en profesyonel şekilde yapan platform da Fongogo olduğu için Fongogo ile çalışmaya karar verdim.Arkadaşımdan öğrenene dek açıkçası kitlesel fonlama ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Sonrasında yaptığım araştırmalarda ülkemizde ve dünyada çok güzel projelerin başarıya ulaştığını ve istedikleri meblağları topladıklarını gördüm. Bu da benim de hedefe ulaşabileceğim konusunda bir itici güç oldu.

 

2) Projesi yeni başarıya ulaşmış bir Fongogocu olarak yeni proje açan birine söylemek istediğiniz ilk şey ne olurdu?

Eğer yakın çevrenizin ve tanıdıklarınızın size destek olacağına inanıyorsanız destekten kastettiğim projenize para yatıracaklarına eminseniz böyle bir fonlama çalışmasını başlatın ve toplayabileceğinizi düşündüğünüz miktarın altında bir hedef belirleyin. Ve sizin adınıza size destek toplayabilecek yakın bir çekirdek arkadaş grubu oluşturun derim. Başkalarının sizin adınıza destek talep etmesi sizin istemenizden daha kolay ve etkili bir yol olabilir zaman zaman.

 

3) Kampanyanızı yürütürken , sizi en çok zorlayan konu neydi? Bunu nasıl aştınız?

Kampanyamı kendi sosyal medya hesaplarımdan ve kendi çabalarımla yürüttüğüm PR çalışmalarımla duyurmaya çalıştım. Benim kampanyam bazı talihsizliklerin yaşandığı ülke gündemine denk geldi, kampanya başladıktan birkaç gün sonra ülke gündeminde yaşanan siyasi kargaşa haliyle kampanyamı olumsuz yönde etkiledi, insanların algısı ve dikkati siyasi sorunlardayken kampanya yürütmeniz pek olası değil. Bu bakımdan belli bir süre ile kampanya ile ilgili hiçbir paylaşım yapmadım. Yapsaydım bu çok negatif ve antipatik bir algıya neden olabilirdi. Beni en zorlayan kısım insanların algısını tekrar kampanyama yönlendirmek oldu, ayrıca insanlar sizi destekliyor  “Aa ne kadar güzel düşünmüşsün, başarılar dilerim.” diyor ama iş destekçi olmaya geldiğinde yollayabilecek durumda olsalar dahi bunu erteliyor ya da göndermesi gerektiğini düşünmüyor… Bu biraz da kitlesel fonlamanın ne olduğunu bilmemekten kaynaklı, zamanla bu tip başarıya ulaşan projeler arttıkça insanların da algısı olumlu yönde değişecektir.
4) Kampanya sürecinde çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Tüm çevrem çok destek oldu. Çok şaşırdığım maddi kaynak sağlayan insanlar oldu hatta beni hiç tanımayan insanlardan dahi projeme destek geldi… Ama çok yakınım bazı kişilerden de hiç destek görmedim. Burada önemli olan kişisel algılamamak ve yılmadan utanmadan projenize destekçi toplamaya kitlenmek. Eğer utangaç insanlardan bir şey istemeyi kendinize yediremeyen,destek alamayınca pes eden ve bunu kişisel algılayacağınız bir yapıya sahipseniz bu işi yapmanız çok zordur.

 

5) Sizce kitlesel fonlamada püf noktaları var mı? Neler olabilir?

Doğru belirlenen hedef,geniş yakın çevre,yılmamak ,projene sahip çıkmak,sosyal medyada aktif olmak ve PR çalışmaları diyebilirim.
6) Bu kampanyayı tekrar yürütmeniz gerekseydi neyi farklı yapardınız?

Sanırım yaz ayları yüklü meblağları toplamak konusunda doğru bir zaman değil, insanlar tatilde – para harcamaları yoğun vs.. Belki zamanlamayı sonbahara alsaydım çok daha başarılı olabilirdi.

 

7) Yeni proje açanlara tavsiyeleriniz var mı?

Dediğim gibi doğruca hedeflerine kitlensinler ve inatçı olsunlar.

Crowdfounding yani kitlesel fonlama dünyada oldukça yaygın bir fon toplama sistemi.Yeni fikirlerinizi,hayata geçirmek istediğiniz projelerinizi, tasarladığınız ürünü  kitlelere duyurmanın ve hayata geçirmenin en iyi bir yollarından biri diyebiliriz.

Peki başlangıcından bu yana kitlesel fonlama aracılığıyla kaç ürün pazar ile buluşup adını duyurdu? Kaç işletme, ihtiyacı olan büyümeyi bu şekilde sağladı?

Bu yazı da Forbes’un “Tüm Zamanların İş Alanında En Başarılı 10 Kitlesel Fonlama Kampanyası” listesinde yer alan bir kaç kampanyadan bahsedeceğiz.

 

1) 3Doodler

3doodler        3Doodler, kalem şeklinde olan bir 3D yazıcısı.Herkesin kullanabileceği kolay bir ürün.Cihaz plastiği ıstıyor ki bu madde hızlı soğuyor ve      güçlü istikrarlı bir katıya dönüşüyor.Böylece dilediğiniz şekli 3 boyuta dönüştürebiliyorsunuz. Kickstarter’ın 3Doodler kampanyası 34 günde , 2.344.134$   fonlandı.

2)Oculus Rift  

oculus rift

Oculus, VR(virtual reality) sanal gerçeklik başlığı, oyuncuların en sevdikleri oyunu yükleyebildikleri bir cihaz.Böylece kendini adeta oyunun içinde buluyorsun.Yine başka bir Kickstarter kampanyası olan Oculus Rift , 30 günde 2.437.429$ fonlandı. Oculus ekibi, ek yatırım sermayesini arttırma yoluna gitti ve Facebook tarafından satın alındı. Oculus ekibinin 7 milyonluk kazancı tartışmalara neden oldu ve kampanyaya destek olan kitlesel fonlama detekçileri de kampanyanın başarısından faydalanmak istediler.

3) The Pebble E-Paper Watch

pebble e paper

Kickstarter’ın başarısını katlayan The Pebble E-Paper Watch, 37 gün içerisinde 10.266.845$ fon toplamış ve oldukça ünlü kitlesel fonlama kampanyası.Destekçiler,  Pebble saaitin ilk sahibi olma şansını yakaladılar.Ayrıca Pebble E-Paper Watch, pazarda satın alınabilir ilk akıllı saatlerdi.

4) Ouya 

ouya

Açık kaynaklı oyun konsolu Ouya, oyun topluluğunda fırtına estirdi ve  Kickstarter’da 29 günde 8.5 milyon$ fonlandı.

5)The Dash 

the dash

The Dash, dünyanın ilk kablosuz akıllı kulak içi kulaklığı.Bu kulaklıkla müzik dinleyebilir, fitness antremanlarınızı takip edebilirsiniz. Kickstarter kampanyası olan The Dash, 50 günde 3.390.551$ destek topladı.

 6)Canary Akıllı Ev Güvenlik Sistemi

canary

Canary Home Security System , İndiegogo’nun 2013 yılı kitlesel fonlama başarılarından biri.Cihaz HD kamera, sıcaklığa göre hareket algılayıcı gibi özelliklere sahip.Kampanya 34 günde 1.9 milyon$ artış sağladı.

Post Navigation