tolgacanbazoglu

“Araştırmaktan,  yeni insanlar tanıyıp yeni bilgiler öğrenmekten korkma! Hayallerinin peşinden daima koş sonunda mutlaka hedefine ulaşacaksın!” Bu benim için hep bir umut ışığı oldu. Babamın mesleği sebebiyle hep okul değiştirmek, farklı insanlarla en baştan başlamak zorunda kaldım. Belkide bu yüzdendir ki yeni insanlarla tanışmayı hep sevmişimdir. Şuan üniversite son sınıf öğrencisiyim. Lise yıllarından beri var olan bir hayalim vardı; yurtdışına çıkmak. Öyle kaptırmıştım ki kendimi, sadece sınırı geçmek bile büyük bir haz vericekti bana ama asıl hedef daha da ileriydi;Amerika! Bir hedef defterim vardı benim. Küçük, büyük bütün hayallerimi bu deftere sığdırmıştım ve hergün birini daha gerçekleştirmek için daha mutlu uyanıyordum sabaha. Birbirini kovalayan hedefler derken, Erasmus’u kazandım.. Ben hala Amerika’yı görememiş olsam da şuan tam 15 ülke gezdim. Öğrenim hareketliliğinden sonra gençlik alanında projeler yazmaya ve kendimi bu yönde geliştirmeye başladım.

Hedeflerime ulaşırken ne kadar mutlu olduğumu düşündüğüm anda Fongogo ile tanıştım. Benim gibi farklı hedefleri olan insanlara görünmez bir el gibi destek vermek, onları hedeflerine götürmede ufakta olsa yardımımın dokunması beni kendi hayallerime ulaştığım kadar mutlu ediyor. Bu yaşıma rağmen hayattaki bir çok hedefine ulaşmış birisi olarak sizlere tavsiyem; asla hayallerinizden ve hedeflerinizden vazgeçmeyin!   Unutmayın; Hedefi olmayan gemiye hiç bir rüzgar yardım etmez, gelin hayalleriniz Fongogo’da hayat bulsun!

Fongogo Elçileri köşesinde bu haftaki konuğumuz Serhat Yılmaz!

İnsanlar arasındaki başarı ya da başarısızlık farkını yaratan en önemli unsurlardan birinin kendine sorulan sorular olduğunu düşünüyorum. İlk sorum dünyaya nasıl geldiğim ile ilgiliydi. Sonraları kendime neden dünyaya geldiğimi sormaya başladım.Dünyaya geldiysek bir misyonumuz olmalı sonucuna ulaştım.Sonra bu misyonu aramaya başladım.Derken ilkokul,ortaokul bitmişti.Ama benim sorularım karmaşıklığını arttırarak devam ediyordu.Misyonumuz doğduk,büyüdük ve öldük kısır döngüsünden ibaret olamazdı.İnsan ölmeden bir şeyler bırakmalıydı bence dünyaya.Lisede daha da yoğunlaştım sorulara ve karmaşık cevaplara.Artık yavaş yavaş anlıyordum.Kimim ? Neyim ? Ne yapmayalım ? Nasıl yaşamalıyım ? İdeallerim,hedeflerim ne ? Kısacası ben insandım.Yoktu hiçbir farkım,diğer kullarından tanrının.

Kendimi bir sosyal bilimci olarak tanımlayıp formel bilimleri bilim insanlarına bıraktım.Üniversiteye gitme zamanı gelmişti.Artık başka insanların sorularına yoğunlaşmaya başladım.Soru sormaktan,cevapları araştırmaktan bıkmadan girmediğim kulüp,çalışmadığım dernek kalmamıştı.Gelecekte insanlara bu dünyadan bir Serhat geçmiş dedirtmekti en büyük hayalim.Derken Fongogo ile tanıştım.İnsanlara fikirlerini projeye,projelerini de hayata geçirmekte yardımcı oluyorlardı.Nasıl bu sürecin bir parçası olurum derken,Fongogo Elçiliği çıktı karşıma.Rüya gibi! Hem başka insanların hayallerini gerçekleştirmelerinde yardımcı oluyorsun,hem de bir gün bana kendi sorularımın cevaplarını hayata geçirmem de yol gösteriyor.Hiç kaçırmadan bu ekibin bir parçası olmaya karar verdim.

Eğer sizde bu dünyaya bir miras bırakmak istiyorsanız,gelin Fongogo’da hayat bulsun.

Değerli Fongogo Elçimiz Cansu bu haftaki konuğumuz!

‘Bize biraz kendinden bahseder misin?’  mülakatların demirbaş sorusu ki bana göre en zorlarından biri. Hem iş tanımının getirdiği özelliklere sahip olduğunu göstermelisin hem samimi olmalısın, hem güçlü, özgüvenli olduğunu göstermelisin hem mütevazı olmalısın. Sizin de aklınıza Cem Yılmaz’ın uzayda çilek esprisi geldi biliyorum. Bu yazıda mülakatta olmamanın rahatlığıyla size biraz kendimden bahsedeceğim.

cansu 12

 

 

Arkadaş çevrem benden yaratıcı biri olarak bahsederken annem bu kavramı hayal kutusunda yaşamak olarak tanımlar. Bir Elon Musk olamasak da hayal kurma kısmında sınır tanımam diyebilirim (bknz: Lisede Zaman Makinesi Projesi Girişimi). Aynı zamanda araştırmayı severim. Çoğu kişi bir araştırma yaparken önüne çıkan ikinci linkten ileri gitmezken ben eğer bir araştırma yapacaksam o konuyla ilgili Google arama sonuçlarının 3. sayfasında bile bulabilirim kendimi. Yani SEO uzmanlarının taktiklerinin pek etki etmediği kullanıcılardanım.

Öğrenim hayatım boyunca gerçekte ne yapmak istediğimi bulmaya çalıştım. Bazen pilot oluyordum bazen bilim insanı, bazen dedektif oluyordum (ah Agatha) bazense öğretmen.. Birbirinden çok ayrı dursalar da aslında hepsinin birleştiği tek bir nokta vardı. İşini her şartta en iyi şekilde yapmak. Pilot olmak istiyordum ama savaş pilotu olmak istiyordum, öğretmen olmak istiyordum ama köy okulunda sınıf öğretmeni olmak istiyordum, dedektif olmak istiyordum ama Hercule Poirot elime su dökemiyordu. Kısaca her işin bana göre en değerlisini, yetkinliklerim el verdiği sürece en iyi şekilde yapmak istiyordum. Sonunda karar verdim (1 yıl önceye denk geliyor); pazarlama tam bana göreydi. Kendimi en çok o alanda iyi hissediyordum. Girişimcilikle tanışmam da aslında bu noktada başladı. Bir iş için çok çabalıyorsunuz, en iyisini yapmak için uğraşıyorsunuz, onu benimsiyorsunuz, ardı ardına terfiler alıyorsunuz, belki de bulunabildiğiniz en yüksek noktaya geldiniz, artık o şirketin CEO’su oldunuz. Ama aslında hala o iş size ait değil. Tüm yetkinliklerinizi kullandığınız, hayatta en önemli şey olan zamanınızı harcadığınız şey neden tam anlamıyla size ait, sizin fikriniz olmasın.

Kendi içimde, kendimle yaptığım bu beyin fırtınasından sonra girişimcilik için girişimde bulunmaya karar verdim. Girişimcilik eğitimlerine katıldım, kitaplar okudum, fikir üretmeye başladım. Bu adımlardan biri de Fongogo’nun bir parçası olmaktı.

Fongogo elçilik programına başvurmamın nedeni Fongogo’nun, temelde insanlara yardımcı olup hayallerini gerçekleştirmelerinde fırsat veriyor oluşuydu. Bu yüzden ben de bu takımın içinde yer almak, yeni hayalperestlere ulaşmasında yardımcı olmak, aynı zamanda kendimi de geliştirmek istedim. Kitlesel fonlamayı, Fongogo’nun, destek verenlerin ve proje sahiplerinin içinde bulunduğu büyük bir takım çalışması olarak görüyorum. Bir hayal kuruyorsun, insanlara gelin beraber yapalım diyorsun ve hayatında görmediğin belki de hiç göremeyeceğin insanlar sana güvenip senin elinden tutuyor. Kitlesel fonlama bu yüzden çok önemli, Fongogo bu yüzden çok değerli.

Eğer senin de bir fikrin varsa kendine güven, fikrini projeye dönüştür ve bırak Fongogo’da hayat bulsun.

Fongogo’nun değerli elçilerinden Can Ergelmiş’in kaleme aldığı bu makale, WhatsApp hikayesinden yola çıkarak, Türkiye’deki teknoloji girişimciliğine ışık tutuyor. Keyifli okumalar!

Facebook, birkaç ay önce WhatsApp’ı 19 milyar Dolar’a satın aldı. Haftalarca teknoloji dünyasında ve blog’larda tartışılan bu değer, kimilerine göre WhatsApp’ın hakettiği değerin üzerindeydi. Diğer yandan, WhatsApp, tarihimizde VC yatırımı almış bir şirketin yaptığı en büyük satışı da belgelemiş oldu.Aynı hafta, ülkemizde de önemli bir anlaşma açıklandı: Türkiye’nin en önemli teknoloji şirketlerinden biri olan Pozitron, İngiliz Monetise şirketine yaklaşık 100 milyon Dolar’a satıldı.

canİşte o hafta, Pozitron’un bu önemli başarısını kutlarken, diğer yandan da Facebook’un hiç geliri olmayan, hatta kullanıcı bilgilerini bile tutmayan bu mobil mesajlaşma şirketine neden 19 milyar Dolar verdiğini anlamaya çalışmakla geçti. Ama aklımdaki asıl soru şuydu:

Önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’den de bir WhatsApp çıkarabilmemiz için, ülkemizdeki teknoloji girişimciliği ekosistemini nasıl hazırlamamız gerekiyor?

WhatsApp benzeri başarı hikayelerinin başka ülkelerde sıklıkla gerçekleştiğini sanmamak lazım. Şimdiye kadar benzer başarılar ABD, İsrail (mesela Waze geçtiğimiz aylarda Google tarafından 1 milyar Dolar’a satın alındı) ve İsveç (Skype) gibi ülkelerden çıktı. Berlin, Londra, Paris gibi yükselişte olan Avrupa şehirlerinde bile WhatsApp seviyesinde bir çıkış görme şansımız olmadı henüz. Ancak şimdi, hep birlikte WhatsApp hikayesinin ana fikrine odaklanalım, yapılabileceklerimizi düşünelim:

I. Çeşitliliği ve zenginliği artırmalı, düşünce özgürlüğünü sağlamalıyız

WhatsApp’ın CEO’su Jan Koum, Ukrayna doğumlu bir göçmen. Koum, annesiyle birlikte 16 yaşında Mountain View’a taşınmış ve San Jose Üniversitesi’ne başlamış. Facebook’a başvurup işe alınmadığı için WhatsApp’ı kuran girişimci, Amerika’daki ilk yıllarında maddi anlamda o kadar sıkıntı yaşamış ki, zaman zaman devlet yardımı almak zorunda bile kalmış.  Uzun lafın kısası, Silikon Vadisi, dünyanın dört bir yanından gelen girişimcilere açık, onları destekleyen bir ekosistem.

Türkiye’de çeşitliliği artırmamız gerekiyor. Kültür ve düşünce özgürlüğünü, çeşitliliğini… Karar vericilerin, politikacıların ve bürokratların çarpışan fikirlerden, farklı görüşlerden korkmaması gerekli. Farklılıkları ortadan kaldıran değil, farklılıkları destekleyen, medeni ve demokratik süreçler oluşmalı. Herşeyden önce, online dünyadaki özgürlükleri ciddi anlamda sınırlandıran 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un yeniden gözden geçirilmesi çok önemli.

II. Yeni yetenekler geliştirmeliyiz

Facebook’a satıldığı zaman, 450 milyon kayıtlı kullanıcısı olan WhatsApp’ta hiç pazarlama elemanı çalışmıyordu. Şirketin 32’si mühendis olmak üzere toplam 55 çalışanı vardı.  Küçük bir hesapla, mühendis başına 14 milyon kullanıcının düştüğünü görmek mümkün. 32 mühendisle dünya çapında bir tüketici ürünü oluşturmak için, mühendislerinizin gerçekten dünya çapında yetenekler olması gerekli. Silikon Vadisi, onlarla dolu.

Ülkemizin genç bir nüfusu var. Ortalama yaşımız 29.6. Geçtiğimiz yıllarda üniversite sayımız 180’i geçti. Peki gerçek anlamda dünya çapında mühendislik eğitimi verebiliyor muyuz? Hayır. Temel bilimler ve mühendislik eğitimimizi güçlendirmeli ve tüm eğitim sistemimizin içine girişimcilik öğelerini entegre etmeliyiz.

III. Yatırım yapılabilirliğimizi artırmalı, yatırım ortamını geliştirmeliyiz

Sequoia Capital, WhatsApp’a iki turda toplam 60 milyon Dolar yatırım yaptı.  Fonun şirkette halen %20 hissesinin olduğunu varsaydığımızda, Sequoia’nın yatırımına 50x geri dönüş kazandığı ortaya çıkıyor.

Türkiye’de erken aşama teknoloji girişimlerine yatırım yapan sadece bir avuç dolusu yatırım fonu var ve toplamda Türkiye’ye ayrılan fonların toplamı 200 milyon Dolar’dan çok da yüksek değil. Yüksek riskli teknoloji odaklı girişimlerimize hem kamu kaynaklarından, hem de özel kaynaklardan daha çok  yatırım çekebilmemiz, bunun için de yatırım yapılabilirliğimizi artırmamız gerekli.

Pek tabi ki kanun koyucular, şirketler, girişimciler, eğitimciler ve finansörlerin yapması gerekenler bunlarla sınırlı değil. Uzun ve zorlu bir yoldayız. Hayaller kurmalıyız ve olumlu olmalıyız, dünyada sadece bir Silikon Vadisi’nin olduğunu hatırlayarak. Ancak, yeni ve değerli şirketlerin oluşumuna doğru attığımız her adım, önümüzdeki yıllarda Pozitron gibi başka 100 milyon Dolarlık şirketlerin oluşmasına da katkıda bulunacak.

TÜSİAD’ın Haziran ayında yayınlamış olduğu, Sina Afra liderliğinde yazılan Dijital Pazarın Odak Noktası E-Ticaret: Dünya’da Türkiye’nin Yeri, Mevcut Durum ve Geleceğe Yönelik Adımlar raporu, Türkiye’de e-ticaret sektörünün gelişmesi için yapılması gerekenlerle ilgili çok detaylı ve kapsamlı bir yol haritası çiziyor. Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin gelişimiyle ilgili herkesin bu rapora göz atması gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili Fongogo Elçisi ve sevimli proje sahibimiz Elvan bu haftaki konuğumuz!
Kendinden biraz bahseder misin?
Merhaba ben Elvan Pamukkale Üniversitesi son sınıf kimya okuyorum. Öğrencilik hayatımı tamamlarken bir yerden de iş hayatına atılma peşindeyim. Meraklı Merdane adında bir sosyal girişim çalışmamı bir yıldır sürdürmekteyim. Meraklı Merdane dezavantajlı kadınların kendi emekleriyle para kazanmalarını amaçlayan bunun içinde aracı olarak butik pasta ve kurabiye yapan bir oluşum. Bu sayede çalışkan kadınlarla daha bilinçli ve daha sosyal bir kadın durusunu sergilemeyi hedefliyoruz .
Neden temsilci olmak istedin? Sana neler katıyor ya da katacak?
Fongogo‘da temsilci olmak farklı bir heyecan benim için.  Nasıl olduğunu anlamadan biranda kendimi içinde buluverdim. Kitlesel fonlamanın artmasını isterken bu oluşumun içinde olmak inanılmaz heyecan verici:)  İnsanların oluşan fikirlerine bir dokunuş yapmayı kim istemez ki!

Fongogo‘da temsilcilik görevini üniversiteli genç arkadaşlara öneriyorum çünkü hayatımızın en renkli döneminde aklımıza gelen fikirlerin uçmamasına Fongogo destek oluyor:)

elvan
Fongogo neden önemli olabilir? İnsanlara yararı ne olacak?
Fongogo kitsel desteğin hala tükenmeyen bir şey olduğunu insanlara anlatıyor. Bu hem sosyal ağda hem de fon kısmında çok fark edilebiliyor.  Yardımlaşma duygusunun ve heyecanının her geçen gün artıracağını düşünüyorum :)
Fongogo’da ayrıca bir projen var. Bize projenden bahseder misin? Diğer proje sahiplerine neler önerirsin?
Benim projem 23 Nisan’da zihinsel engelli çocuklar için gerçekleştirmek istediğimiz şenlikle ilgili. Bizim için her çocuğun mutluluğu ve gülümsemesi aynı ve aynı kalması için  böyle bir kampanya başlattık.
Bu kampanya Meraklı Merdane’nin sosyal girişim ve sosyal sorumluluk farkının da biraz anlaşılmasını sağlıyor. Bunun için gönüllü ekibimizle yoğun bir çalışma içindeyiz :)

Kitlesel fonlamayla proje açacak olan arkadaşlara önerim; kesinlikle video ile hikayelerini ortaya koymaları. Kendilerini ve duygularını karşı tarafa aktarmaları. Sosyal ağlarda paylaşımların sıklığı ve doğru ifadeler de çok önemli tabii. Sürekli güncelleme yapmayı da unutmamalarını öneririm :)

Bu hafta gözde Fongogo temsilcilerinden Ozan Eken’i yakından tanıyoruz. Kendisiyle ilgili bu yazıyı okurken siz de en az bizim kadar keyif alacaksınız.

Seni biraz tanıyalım

Merhaba, ben Ozan Eken. Bilgisayar mühendisiyim, yaklaşık 7 sene Ankara`da savunma, ve telekom sektörlerinde uzman mühendis ve takım Lideri olarak görev yaptım. 2 yıl boyunca da kendi sirketim aracılığı ile alanında öncü bankalara teknik danışmanlık verdim. Şu an ABD’de Cornell Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı (MBA) ikinci sınıf öğrencisiyim. Bu yaz yönetim danışmanlığı şirketinde 2 ay süre ile `MBA internship` yaptım. Kariyerime yönetim danışmanlığı ve private equity alanında devam etmeyi planlıyorum. Yeni kültürler, ülkeler ve insanlar tanımaktan, her ne konuda olursa olsun problem çözmekten çok hoşlanıyorum. Latin dansları, kitap okumak, seyahat etmek ve yüzme ilgi alanlarım arasında.

oe

Fongogo için ne yapıyorsun?

Fongogo’da temsilci/ambassador olarak görev yapıyorum. Görevim gereği Fongogo`nun şu an bulunduğum coğrafya`da, Kuzey Amerika, temsil edilmesi, bölgede ki Türk toplumu arasında tanılırlığın arttırılması ve bazı projelerde proje sahipleri ile birlikte çalışılması. Örnek vermek gerekirse; Ankara`da faaliyet gösteren bir derneğin projesi Fongogo aracılığı ile fonlanacak. Dernek bir oyuncak kütüphanesi kurmuş, gönüllüler aracılığı ile binlerce oyuncak toplamış ve bu oyuncakları maddi durumu yetersiz olan ailelerin çocuklarına ücretsiz olarak veriyor. Tamamen kütüphane mantığı. Fakat amaç sadece çocuklara oyuncak sağlamak değil, onların aynı zamanda kütüphane ile tanışmasını ve dolayısıyla kitap sevgisini almasını sağlamak. Bu proje için proje sahibi ile birlikte çalıştık ve temel operasyonel problemleri belirledik. Bu çalışmanın sonunda; gelecek olan fonun en verimli şekilde nasıl kullanılabileceğini belirledik. Bu projede yaşandığı gibi, eğer gerekirse proje sahiplerine hiçbir ücret talep etmeden danışmanlık da verebiliyoruz.

Neden Fongogo, neden temsilcilik?

Fongogo ile tanışmam şirketin kurucu ve ortağı olan arkadaşım ile içilen bir kahve ile başladı. Projesini ve planlarını çok büyük heyecan duyarak anlattı. Ben de bir girişimci ve MBA öğrencisi olarak fikri ve yönetim anlayışına çok çabuk ısındım. Kitlesel fonlama ülkemizde neredeyse hiç bilinmiyor ya da uygulanmıyor. Fongogo girişimcilere, güzel fikirleri ve iradeleri olup finansmanı olmayan insanlara eksiklerini tamamlama şansı verecek. Takımın bir parçası olmak ve elimden gelen katkıyı sağlayabilmek benim için çok önemli. Bu sebeple Fongogo ekibine katılmaya karar verdim. Su ana kadar yapılan çalışmalar, kendi projemde kat edilen yol ve gelecek ile ilgili planlar ne kadar hakli olduğumu daha şimdiden kanıtladı. Biraz kabaca ve belki çok iddialı olacak ama Fongogo temsilcilik görevini; iyi anlamda bu dünyada fark yaratmak isteyen, girişimci ruhlu, çalışkan, ve ben bu işten maddi bir çıkar sağlamıyorum ama bir çok insanin maddi ve manevi anlamda fayda sağlamasına yardımcı oluyorum diyebilecek herkese öneriyorum.

Fongogo nasıl bir fark yaratacak?

Kitlesel fonlama sistemi ülkemizde neredeyse hiç yok. Bu anlamda Fongogo bir ilki temsil edecek. ülkemiz çok buyuk bir genç nüfusa, büyüyen bir ekonomiye ve girişimci ruhlu milyonlara sahip. Bu insanların hayalleri/projeleri finansman sıkıntıları gerekçesi ile sonlanmamalı. Aksine bu projeler desteklenmeli ve hedefine ulaşmalı. Bir çoğumuz iyi bir fikir, bu fikri gerçeklestirebilecek yetenekte insanlar gördüğünde su sözleri mutlaka sarfetmiştir: `keşke bir imkanım olsa da su kişiye projesi için ufak da olsa destek olabilsem ve fikrini hayata geçirebilse, eminim çok büyük işler başarabilirdi`. Işte Fongogo bunun için var, artık hem proje sahiplerinin hem de destekçilerinin hayalleri ğerceğe bir adım daha yakın olacak.

Fongogo ekibinin önemli bir parçası olan Fongogo temsilcileri, gerek kitlesel desteğin gerekse Fongogo’nun daha fazla insana ulaşmasına yardımcı olarak bir çok projenin hayata geçmesine katkıda bulunuyorlar.

Peki kimdir bu temsilciler? Neler yaparlar?

İşte parlak Fongogo temsilcilerinden Alper Sezer. Gelin kendisini daha yakından tanıyalım:

Seni biraz tanıyalım 

Ben Alper Sezer, İstanbul Erkek Lisesi mezunu, Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim.

TRT Haber’de yayınlanan, Serdar Kuzuloğlu’nun sunduğu “Sosyal Medya” televizyon programında 3 ay Editör Asistanı olarak staj yaptım. Ardından Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Medya ekibine dahil oldum ve bir yıldır üniversitenin sosyal medya stratejilerinin belirlenmesi ve kurumsal hesaplarının yönetilmesinde görev almaktayım. Bunun yanında üniversitenin kampüs gazetesi olan Dinamik Gazete ve dinamikgazete.com editörlüğünü üstlenmekteyim. Dijital pazarlama, sosyal medya ve dijital iletişim alanlarında kendimi geliştirmek istiyorum. Bu yüzden, tesadüfen karşılaştığım Fongogo’ya dahil olmak istedim.

aa

Neden Fongogo, neden temsilcilik?

Fongogo temsilcisi olarak kitlesel fonlama sisteminin tanıtımına yardımcı olmanın yanında; hedef kitlenin bir parçası olarak, doğru iletişim stratejileri belirlenmesine katkı sağlamak istiyorum. Proje sahiplerine ulaşmak, projelerin tanıtım faaliyetlerine destek olmak ve kitlesel fonlama sisteminin bilinilirliğini arttırmak için Fongogo’nun üniversite ağına katıldım. Böylece, içerisinde onlarca yeni girişim barındıracak  bir start-up içerisinde, bir projeyi hayata geçirmenin adımlarına farklı açılardan tanık olacağım.

Fongogo nasıl bir fark yaratacak?

Fongogo ile daha fazla insanın hayallerinin gerçekleşeceğini, yaratıcı projelerin birçok insanın desteği ile büyüyeceğini düşünüyorum. Türkiye’de henüz gelişmemiş bir sistem olan kitlesel fonlama, bir yatırımcıya ulaşma ve projeyi kabul ettirme hayaliyle son bulan girişimlerin gerçekleşmesi için çok ciddi bir fırsat. Bu ekosistemin büyümesi, aslında hepimizin ileride bir fikrimiz olduğunda kazançlı çıkması anlamına da geliyor.

Eğer siz de start-up, internet, sosyal medya vs. konularında ilgili ve heyecanlıysanız, Fongogo ailesine katılarak temsilcilerimizden biri olabilir, dinamik, yaratıcı ve eğlenceli bir ekiple çalışma fırsatı yakalayarak bu süreci bizimle deneyimleyebilirsiniz.

info@fongogo.com’a kendinizi tanıtan bir mail atarak işe başlayın. Yeni temsilcilerimizle tanışmayı dört gözle bekliyoruz!