Kitlesel Fonlama: Eli yüzü düzgün bir fon toplama stratejisin bir parçası? Öyle olduğunu düşünüyoruz.

Artık dünyada kabul gören, başarıyla uygulanan ve göz yaşartan hikayeler çıkartan kitlesel fonlama daha fazla ilgiyi hakediyor. Startup ekosistemi, kısa süre önce sorduğu “Kitlesel fonlama da ne?” sorusun yerine, “Stratejimizin nasıl bir parçası olabilir?” sorusunu sormaya başladı. Hem yatırımcı hem de girişimcinin bir fayda sağlayabildiği bir alternatif olarak anılıyor.

Elbette fonun nasıl toplanacağı sorusunun cevabı şirketten şirkete, girişimden girişime değişir. Ama, kitlesel fonlamanın geleneksel metotlarla birlikte, alternatif  ve destekleyici bir yöntem olarak da kullanıldığına sıkça tanık olmaktayız. Burada zamanlamanın önemi büyük: Kitlesel fonlama yeni kurulmuş girişimlere nasıl entegre edilebilir? Ya da sonraki aşamalara?

Ödül-bazlı sistemlerin ürün odaklı projelere oldukça uyduğu su götürmek bir gerçek. Bu platformlar aracılığıyla bir nevi ön-satış gerçekleştiren proje sahipleri, aradıkları müşteri kitlesiyle buluşma imkanı bulunca başarı kaçınılmaz oluyor.

Diğer tarafta, hisse-bazlı sistemler de  yatırımcıya bir çok avantaj sunuyor. Bu anlamda yatırımcıların daha fazla proje görme, yeni girişimlerle tanışma ve fikir alışverişi yaparak yeni yatırımlar ve ortaklar bulma imkanı oluyor.

7-crowdfunding-websites-for-getting-money

Kitlesel fonlamayı girişiminiz için ne zaman kullanmalısınız sorusunun net ve kesin bir cevabı yok ama her girişim için bu avantajlar söz konusu:

*Kanıt: Kitlesel fonlama ile başarı sağlamış projeler yatırımcılar tarafından daha da dikkat çekiyor. Zaten belli bir kitle tarafından beğenilmiş, kabul edilmiş ve hatta satın alınmış ürün/servisinize bir yatırımcının bakışı daha farklı oluyor.

* Zaman: Bir kurucunun en önemli kaygısı şirketi büyütmek ve geliştirmektir. Ve fonun hiç kuşkusuz ki bundaki rolü büyüktür. Zamanınızın çoğunu kapı kapı dolaşarak yatırımcı ve fon arayışıyla geçirdiğinizde hızla ve etkili bir büyüme sağlayamayabilirsiniz. Bu nedenle, kısa yolda direk müşterinizle ya da çok sayıda yatırımcıyla buluşmak için kitlesel fonlamayı tercih edebilirsiniz.

*Pazar: Bu fikir tutar mı? Yeni çıkaracağın bu ürün satılır mı? Servisini nasıl geliştirebilirsin? Pazar araştırması ve geri bildirim bir şirket için oldukça zorlu uzun ve maliyetli bir süreç. Daha etkili bir yöntem olan kitlesel fonlama ile, fon ararken aynı zamanda bütün bunları sıfır maliyetle yapma fırsatı da bulabilirsiniz.

Kaynak: http://microventures.staging.wpengine.com/crowdfunding-part-fundraising-strategy

Bir kitlesel fonlama kampanyası yürütürken hayatınızı kurtaracak şeyin etkili bir PR ve pazarlama çalışması olduğunu detaylıca anlatmıştık. Sınırlı bütçeleriniz için sizi kurtaracak 5 PR önerisiyle karşınızdayız!

34670dc8d30b4d5db5b9691a981c43fe

1) Harekete geçmeden önce ilişki kurun.

Twitter, Linkedin ya da Google+ gibi sosyal medya kanalları, bir gazeteciye ya da bloggera hikayenizi anlatmadan önce onlarla iletişime geçmenin en kolay yoludur.  Gözünüze kestirdiğiniz kişilerin tweetlerini retweet yapmak, sorularına cevap vermek, postlarına yorum yapmak, yazılarına yönelik mail atmak atacağınız ilk adımlardan olabilir.

2) Az ama etkili bir kitleye ulaşın.

Hikayenizi milyonlarca kişiye göndermek yerine etkili olacağını düşündüğünüz isimleri seçip ayıklamak çok daha doğru bir taktik olacaktır. Projeyle alakalı ses getiren küçük bir kitleyle çalışmak daha fazla “alakalı” dikkat çekmenizi sağlayacaktır. Tabii, seçtiğiniz kişilerin neden sizinle çalışmaları gerektiğine dair ayrıca bir ev ödevi yapmanız gerekiyor.

3) İçerik üretmekten korkmayın

Projenizle örtüşen bloglara yazı yazmayı teklif edin. Bloga yapacağınız katkı, projenize destek olarak geri dönecektir. Ayrıca, projeniz hakkında yazı yazdrmak istediğiniz blogger ve gazeteciler için de mutlaka bir ön çalışma yapıp, taslak gönderin. Böylece daha hızlı ve etkili sonuç alacaksınız.

4) Trend olan konuları kaçırmayın.

Güncel ve popüler konuları takip edin bunlardan nasıl yararlanabileceğinizi düşünün. Artan talebe göre, bazı dönemler daha fazla tanıtım yapmak projeniz için yararlı olabilir. Örneğin, beslenme ve egzersiz üzerine bir app tasarlıyorsanız, blogger ve gazetecilere bahar ve yaz döneminde ulaşıp yaptığınız çalışmaları arttırmayı deneybilirsiniz. Ürününüzü tanıtmak için hangi dönemlerin daha etkili olduğuna dair bir ön çalışma da yapmanız gerekecektir.

5) Etrafınıza bakın.

Eğer yaptığınız sıkı çalışmalara rağmen hiçbir blogger ve gazeteciden cevap alamıyor ve yazdığınız içerikleri hiçbir yerde yayınlatamıyorsanız sizi bu isimlere ulaştıracak ağlara dahil olmayı deneyin. Yer aldığınız sektör ve grup içerisinde etkili olabilecek ağları tarayın. Gaming popülasyonunda etkili isimler, startup ekosistemindeki oyuncular ya da “maker” hareketine yardım eden topluluklar olabilir. Onlarla Twitter, Linkenin ya da forumları üzerinden iletişime geçin.

 

Son yıllarda online platformlarda para ödünç verme, proje fonlama ve pazar araştırması yapma gibi eylemlere tanık oluyoruz. Bütün bunlar olurken, hangi platformların tam olarak nasıl çalıştığını anlamak, projenin başarısını arttırmada önemli bir etken oluyor.

b1.fw

İşte girişimcilerin kiltesel fonlama hakkında bilmeleri gereken 3 önemli gerçek:

1. Mikrofinans değil.

Büyük ihtimalle Kiva’yı duymuşsunuzdur. Bu platform, para olan insanlarla gelişmekte olan ülkelerde işleri için küçük miktarlarda fona ihtiyacı olan insanları biraraya getiriyor.  25 dolar gibi küçük bir miktar geri ödemeli olarak ödünç alınabiliyor.  Ne kadar bu durum kitlesel fonlama gibi dursa da, aslında Kiva’nın yaptığı şey mikrofinans. Yani, gelişmekte olan küçük işletme sahiplerini erişemeyecekleri bir sermayeye ulaştıran bir sosyal hareket.

2. Kitlesel kaynak (crowdsourcing) değil.

Kitlesel fonlama ve kitlesel kaynak birbirlerine çok yakın kelimeler olsa da, birbirinden oldukça farklı terimler. Kitlesel kaynak bir fikrin ya da projenin geliştirilmesi için insanların bir araya gelmesini ifade eder. Bir kitle bir bireyden daha yaralıdır ilkesiyle hareket eder. Her an açıp baktığımız Wikipedia’yı buna örnek olarak verebiliriz. Buradaki her şey katkıda bulunmak isteyen bireyler tarafından yazılıyor. Burada bahsi geçen şey, fondan ziyade bilgiyi paylaşmak ve aramaktır.

3. Ödül mü, ödünç mü, yoksa hisse mi?

Kitlesel fonlama proje sahibinin ihtiyacı olan fonu kitlelerden sağlaması anlamına geliyor. Ama bunun bir çok yolu var.

Örneğin, en yaygın kitlesel fonlama tipi ödül bazlı olan sistem. Yani, destekçi projeye yaptığı destek miktarıyla orantılı olarak karşılığında bir “ödül” alır. Bu projeyle ilgili her şey olabilir. Diğer yaygın örnek ise, ödünç verme sistemi üzerine işleyen model. Burada, destekçi proje sahibine belli bir miktar fon ödünç verir. Banka olmadan kredi almak gibi düşünülebilir. Gittikçe yaygınlaşan hisse modeli ise, destekçilerin sağladıkları fon karşılığında projeden hisse almaları şeklinde çalışır. Proje için en iyi platformu seçmeden önce bütün bu özellikleri bilerek harek etmek de fayda var!

Hatırlatmadan geçmeyelim: Fongogo ödül sistemiyle çalışıyor :)

Kaynak:http://www.entrepreneur.com/article/236373

Sermaye Piyasası Kurulu’nun geçenlerde açıkladığı 2014-2016 dönemi stratejik planında, kitlesel desteğe yer verildi! Dünyanın gündeminde oldukça yer eden ve bir çok ülkede yasalara geçirilen bu finansman yöntemi artık Türkiye’de de daha sık konuşulacağa benziyor.
Son yıllarda özellikle ABD ve Avrupa’daki ekonomik krizin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve çok sık kullanılmaya başlanan kitlesel fonlama diğer kıta ve ülkelerde de yaygınlaşmaya başladı! Şu ana kadar bu sistemle dünyada 4 milyar dolara yakın fon toplandı ve toplanmaya da devam ediyor.

Ey Türkiye Vergi Bölümü Kıdemli Müdürü Onur Elele, kitlesel desteğin Türkiye gibi finans kaynaklarının kıt olduğu ülkelerde doğru uygulanması durumunda son derece yararlı olabilecek bir yöntem olduğunu belirtti.

Kaynak: Hürriyet.com

Başka insanların kendi deneyimlerinde neler öğrendikleri, çoğu zaman başkaları için oldukça değerli olur.  Kendi işini kurmuş ya da kurmak isteyen girişimciler için de, bu alanın ustalarından öğrenecekleri çok şey var! Bakalım ünlü girişimciler nasıl hatalar yapıp bunlardan neler öğrenmişler?

1) “Hiç açılmayan bir şirkete 1.000.000 $ harcadım.”
Hiten Shah, KISSmetrics kurucu ortaklarından

Ortağım ve ben hiç açılmayan bir web hosting  şirketi için yaklaşık 1.000.000 $ harcadık. İkimizde oldukça mükemmelletçiyiz. Bu yüzden müşterilerimizin neye ihtiyacı olabileceğini bile düşünmeden yapabileceğimizin en iyisini yapmaya odaklandık. Böylece, daha mantıklı harcamalar yaparak, öğrendiklerimizin ve müşterilerimizin üzerinde düşünmememiz gerektiğini öğrendik.

2)”İlk başta web sitesini tasarladı sonra müşterilerimize sorduk.”
Robin Chase, Zipcar kurucu ortaklarından

Bir an önce potansiyel müşterilerinize ulaşın ve mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde ürününüzü onlardan öğrenerek ortaya çıkarın.

İkinci şirketim, GoLoco’da ilk müşterilerimizle etkileşime geçmeden önce web sitesi, yazılım için çok fazla para harcadık.  Böylece, ilk müşterilerimizi hiç önemsemediğimizi öğrenmiş olduk.

3)”Moz’da yaptığımız en büyük hatalardan biri de “büyük patlama” projeleri üretmekti.”
Rand Fishkin – Moz’un CEOsu ve Inboung.org’un kurucu ortaklarından

Moz’da yaptığımız en büyük hatalardan biri de aylarca gelişmesini beklediğimiz ve sürecin nasıl işlediğini göremediğimiz “büyük patlama” projeleri üretmek oldu. Bu çok üzücü bir durum çünkü bu sistem 2011′in  ilk çeyreğinde başlayan projenin başarısız olmasından önce birkaç kere çalıştı. Bir yıldan fazla süre bütçesini belirlediğiniz ve planladığınız bir işin başarısız olması oldukça kötü bir durum.

Bizim gibi olmayın. Daha atik bir büyüme planınız olsun, süreçleri net görüp değerlendirme fırsatına sahip olun ve takımınızı birbirinden haberdar edin.

girii

4) “Çok geç başladım. Nefret bir işi uzun süre yaptım.”
Leo Babauta – Yazar-Girişimci

Başarısız olma korkusundan ve kendime olan güvensizliğimden çok geç başladım. Bir blog açmak ya da sevdiğim bir işi kurmak yerine, nefret ettiğim bir şeyi çok uzun süre yaptım.

Şu an öğrendiğim şey 10 yıl önce başlayabilirdim. Gerçi hiç başlamamaktan iyidir.

5) “Hepsini kendim yapmaya çalıştım.”
Leo Laporte – TWiT network’ün kurucusu

En büyük hatam her şeyi kendi başıma yapmaya çalışmaktı. Kurucu olarak, medya, içerik ve hatta teknoloji konusunda her şeyi benim bilmem gerektiğini düşündüm. Ve yaptım da. Sadece uygulanabilir bir işleri yapmayı bilmiyordum: finans, pazarlama, reklam ve insan kaynakları.

Birkaç yıllık hızlı büyümenin ardından hızlı bir düşüş geldi ve ben bununla mücadele etmekten gerçekten yapmam gereken şeyleri kaçırdım.

Bir tane iş ortağı bulmam ve ona işin büyük bir kısmını devretmem ilk başta şirketimi bırakıyormuşum hissiyatı yaratsa da bizi başarıya götüren şey oldu.

6)”Çok fazla proje üzerinde çok yetersiz çalıştım.”
Neil Patel – KISSmetrics kurucu ortaklarından

Öğrendiğim en önemli şey kendimi hiçbir işe yetersiz bir şekilde vermemek oldu. Diğer girişimciler gibi, aynı anda çok fazla şey denemekten zevk alıyorum.

Ama bütün zamanımı ve enerjimi tek bir iş modeli üzerinde topladıktan sonra, o işi diğerlerinden çok daha hızlı bir şekilde büyütebildiğimi gördüm.

7)”Marketi ve kullanıcıları anlamadan bir ürün yarattım.”
Sandi MacPherson – Quibb Genel Yayın Yönetmeni

Geçen yıl, çok kullanmadığım, içinde olduğu marketi tanımadığım, kullanıcılarını anlamadığım bir ürünü yapmak için 6 ayımı verdim. Büyük bir hataydı. Bu yüzden, denediğimiz şeylerin neden işe yaradığını veya yaramadığını anlamak oldukça zor oldu ve sonunda kimsenin istemediği bir ürün yaratmış oldum.

İyi bir ürün uzmanı olamadım ki bu her kurucunun ihtiyacı olan şeydir.

8)”Kendimi Facebook’tan önce düşündüm, bana 100.000.000 dolara patladı.”
Nogan Kagan – AppSumo kurucusu Facebook’tan kovulduğumda, bütün hayatımı kaybettim. Sosyal ağımı, güvenilirliğimi, kimliğimi ve bu şirkete bağlamaya çalıştığım her şeyimi..

Şirket büyüdükçe, buna adapte olamadım. Böyle olmasının nedeni çok bencil olmamdı. Dikkatlerin üzerime toplanmasını istedim, kendimi Facebook’un üstüne koydum. Ofiste etkinlikler düzenledim, dikkat çekmek için blogumda yazılar yazdım ve markaya kattığım şeyden daha fazlasını kullandım.

Çıkarılan ders: Ünlü olmanın en iyi yolu harika iş çıkarmaktır. Bu kadar. Blog yazmak ya da etkinlik düzenlemek değildir.

Kaynak: Buffer