Yıllarca marka marka dolaşıp, kitlesel fonlamanın önemini, halka ulaşmaktaki faydasını anlatıp durduk. Sonunda ve ilk defa bir marka direk bize gelip hayalleri kitleler ile birlikte desteklemek istediklerini anlattılar. Globalde zaten alışkın olduğumuz bu davranışın, Türkiye’de bir gençlik markası olan Doritos ile olması bizi hem mutlu etti hem de çok gururlandırdı.

Türkiye’de kitlesel fonlamada yaşadığımız en büyük sıkıntı proje sahibinin yeterince kendisini ve kampanyasını duyuramaması. Yurtdışında kampanya sahiplerinin ajanslarla çalışarak daha çok kitleye ulaşması ve bu sayede çok daha yüksek meblağlarda fon toplayabilmesinden feyz alarak Doritos ile işbirliğimiz başladı.  Bu iş birliği ile hayallerini nasıl olsa desteklenmez diyerek kitlesel fonlamadan bihaber  yazıya dahi dökmeyen kişilere ulaşarak “bicesaret” demek istiyoruz.

Doritos #bicesaret sloganıyla sosyal medyada başlatılan kampanya ile:

- Doritos, hayal sahiplerine kitlesel fonlama ile projelerini gerçekleştirebileceklerini anlatıyor; böylece daha çok hayal sahibi halkın desteği için projelerini Fongogo’ya iletiyor.

- Doritos, Fongogo’daki seçtikleri kriterlerdeki projeleri pazarlama bütçeleri ile destekleyerek, onların daha çok kitleye ulaşmasını sağlıyor.

Söz konusu projelerin tanıtım çalışmaları Facebook ve Instagram üzerinden yürütülüyor. Milyonluk medya bütçesi Doritos tarafından sağlanan bu projenin hedefi kitlelerin yakın çevrelerinin ötesine geçip milyonlarca insana ulaşarak büyük bir fırsat ve kaynak yaratmak!

Kurucularımızdan Ali Tirkeş’in dediği gibi: “Doritos ve Facebook’un destekleri ile çok sayıda proje başvurusu ve başarılı sonuçlar bekliyoruz. Hem projeler hem de kitlesel fonlama sistemi ülkemizde daha fazla bilinecek. Kitlesel fonlama ülkemizde çok daha fazla kullanılabilecek, insanların hayatlarını değiştirebilecek bir yöntem ve bunun yaygınlaşması başta gençler olmak üzere gerçekleştirmek istediği hayali olan herkese fayda sağlayacak. Böyle bir fırsat sağladıkları için markaya da sektör adına teşekkür ediyoruz.”

Resim1

Proje sahiplerinin kategori olarak çevre, dans, eğitim, kültür & sanat, film, müzik, spor, tasarım & mimari, teknoloji ve turizm kategorilerinden başvurularını yapabileceklerini ve 10 Mart 2020 Projelerin son başvuru tarihi olduğunu da ek olarak hatırlatmak isteriz. Bizleri de ekip olarak heyecanlandıran projede sizin neden hayalinizi gerçekleştirebileceğiniz projeniz olmasın? Hadi #bicesaret başvurunuzu yapın ve o büyük hayalinize bir adım daha yaklaşın!

Bu yazımızda sizler için girişimcilik ve başarı öyküleri üzerine yazılmış okuması birbirinden keyifli ve eğlenceli bazı kitapları derledik. Bu kitaplar hem yararlı bilgiler sunup hem de bir yandan hayata geçerebileceğiniz fikirleriniz için sizlere ilham ve cesaret veriyor olacak. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.  

1) Mutluluk Dağıtmak – Tony Hsieh

Yazarın son derece akıcı, sade ve anlaşılır bir dille yazarak aktardığı tecrübelerini,hayatını, yaptığı hataları ve uyguladığı adımları “Mutluluk Dağıtmak” kitabından  edinebilirsiniz.Sizlere ilham ve cesaret verecek bir kitap niteliğinde ..

Picture 1

2) Outliers (Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?) – Malcolm Gladwell

Malcolm Gladwell’e göre başarının hikâyesi göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici…Çünkü yazar başarıya odaklanırken sadece kişinin karakteristik özelliklerine ve çabasına değil, yaşadığı çevreye, ailesine ve pek çok farklı faktöre odaklanmamız gerektiğini ve böylelikle başarı olgusunu daha iyi anlayabileceğimizi belirtiyor.

Picture 1

3) Kümesteki Kartal Neden Uçamaz? – Burak Büyükdemir

Nevzat, Melih, Halil’in (Türk girişimcilerinin) ortak hikayelerinin anlatıldığı bu kitapta, Türkiye’nin en büyük girişimleri olan yemeksepeti.com, bebek.com ve gittigidiyor.com’un hikayeleri anlatılmaktadır.

Kitabın kahramanlarının ortak özellikleri ise çektiği zorluklar ve çevrelerinden gelen baskılardır. Ancak onlar projelerine o kadar çok bağlıdırlar ki birbirlerini tanımadan internet dünyasının en büyük projelerini gerçekleştirler. Sizler de kitabı okuyarak hem onların macera dolu hayatlarını okuyabilir hem de girişimcilik konusunda tecrübe kazanabilirsiniz.

Picture 1

4)Networking – Ertuğrul Belen

Ertuğrul Belen’in kaleme aldığı bu kitap, iş dünyası ve sosyal dünyada; vücut dili, iletişim, etkili konuşma, iş geliştirme, satış teknikleri, kariyer planlama, motivasyon, liderlik,şirketlerin kendisine bağlı sektörlerle veya farklı firmalarla nasıl bir networking kurması gerektiği gibi konuları akıcı bir dille anlatıp ufkunuzu geliştirecek bir etkiye sahip.

Picture 1 5)Mor İnek – Seth Godin

Godin bu kitapta yaptığınız işlerin kalitesinden ziyade asıl önemli olanın ”Fark Yaratmak” üzerine olduğunu anlatıyor. Monotonlaşan sistemin farklı bir parçası olduğunuzda nasıl batmadan işin içinden başarı ile sıyrılacağınızı çok eğlenceli bir dille anlatıyor. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

Picture 1

KAYNAKÇA

https://www.google.com/url?sa=i&source=images&cd=&ved=2ahUKEwj-5sLA0_mAhUBYVAKHZrTBrUQjRx6BAgBEAQ&url=https%3A%2F%2Fwebrazzi.com%2F2010%2F07%2F15%2Fzapposun-basari-hikayesi-delivering-happiness%2F&psig=AOvVaw2pWVISSpPqd0p0m21uk9-1&ust=1578423305740568

https://www.amazon.com/Outliers-Story-Success-Malcolm-Gladwell/dp/0316017930

https://static.nadirkitap.com/fotograf/224754/13/Kitap_201905031324382.jpg

https://www.google.com/url?sa=i&source=images&cd=&ved=2ahUKEwj_6qiw4O_mAhUIUlAKHYApD9IQjRx6BAgBEAQ&url=https%3A%2F%2Fwww.dr.com.tr%2FKitap%2FNetworking-Tanisma-Tanistirma-Ve-Taninma-Sanati%2FEgitim-Basvuru%2FIs-Ekonomi-Hukuk%2FYonetim-Is-GelistirmeKalite%2Furunno%3D0000000417399&psig=AOvVaw27ohlpmIAbJxEhdw1h3h5g&ust=1578426836679358

 

https://www.google.com/url?sa=i&source=images&cd=&ved=2ahUKEwjjtJ-H4-_mAhUDJVAKHcA9BRYQjRx6BAgBEAQ&url=https%3A%2F%2Fmorinek.wordpress.com%2F2017%2F05%2F07%2Fmorinek-nedir-morinek-kitabi-ozeti%2F&psig=AOvVaw3T-6VuPxPZ_yKyGQYdka48&ust=1578427524292546

Sosyal Medya_Blog

Artık elimizde akıllıca kullanıldığında oldukça etkili olabilecek ve bizi başarıya götürebilecek pek çok araç var. Bunların en önemlilerinden biri de” sosyal medya”. Günümüzde etkisi günden güne artan ve tüm dünyaya yayılan sosyal medya dalgası insanlara cesareti aşılayarak kendini kendi sorunlarını veya düşüncelerini net ve açık bir şekilde ifade edebilmeyi ve bununla birlikte kimi zaman başarıyı da sunabiliyor. Aynı zamanda sosyal medya arkadaşlarımıza, ailemize ve hatta bir projeye ilgi duyması en muhtemel olan kişilere doğrudan erişim sağlayabiliyor. Böylece sahip olduğumuz sosyal çevremizle elimizde bulunan projemizi paylaşabilir ve hedefimizi gerçekleştirmede sosyal medyadan yardım alabiliriz. Şimdi gelin en popüler olan bazı sosyal medya uygulamalarına/platformlarına göz atalım.

İlk olarak Facebook ile başlayalım. Facebook hesapları aile ve arkadaşlarımızla her türlü içerik paylaşmamıza olanak sağlar, kamuya açık / şirketlerin Facebook sayfaları da reklamcılık sektörü ve markalaşma için oldukça önemlidir.

Twitter, sizinle benzer düşünen insanlarla bir araya gelerek düşüncelerinizi rahat bir biçimde ifade etmeye olanak sağlar.

Instagram ise görsel içerikli şölenler sunar ve büyük markalaşma için de yine önemli bir yardım paydasına sahiptir.

Tüm bu bilgiler ışığında elinizde bulunan bir projeyi paylaşmak ve büyük kitlelere ulaşıp gerekli kitlesel fonlama ve girişimcilik desteği elde edebilmeniz için Fongogo ailesi olarak vereceğimiz birkaç pratik adımı uygulamak yeterli :).

 

 BİR PROJEYİ BAŞLATMADAN ÖNCE;

Projeniz yayınlanırken paylaşılacak çok şey olduğu için, sosyal medya hesaplarınızdaki duyurulardan önceki hazırlıklarınız oldukça önemli. Bu sosyal ağınızı tutarlı ve etkili tutmanızı (ve paylaşımlarınızın göze hoş gelmesini de) sağlar. İlk olarak bir projeyi paylaşmadan önce sosyal ağınızı oluşturmaya başlayın. Bu topluluğun bir üyesi olun! Bu çok önemli, çünkü örneğin kimse yeni açılmış ve sadece 10 takipçisi olan bir twitter hesabına güvenip bir projeye fonlama desteği sağlamak istemez. Bu yüzden öncelikle yapacağınız işe önce kendiniz belli bir yatırım yapıp, insanlarla güvenilir ilişkiler kurduğunuzda, daha sonrasında kitlesel fonlama desteği talep ettiğinizde, bu topluluğun sizi ve dolayısıyla projenizi desteklemesi için daha fazla nedeni olduğunu göreceksiniz. Bize güvenin :)

Bir diğer önemli durumda önceden çeşitli veriler/bilgiler/gönderiler toplamak / yaratmaktır. İnsanlar görsel/video içerikli paylaşımları oldukça sever, bu yüzden markanızı/projenizi yansıtan videolar ve görüntüler sunduğunuzda projenize olan ilginin zaman içinde artış göstereceğini görebilirsiniz. Ayrıca bazı gönderilerin “son andaki ve güncel” bir gelişmeyle ilgili olabileceği için son anda bir gönderi hazırlamak yerine önceden sağlam bir içerik ve tasarımınızın olması hızlı bir şekilde projenizi duyurmanızı sağlayacaktır.

 

GÖNDERİLERİNİZİ PLANLAMA VE SUNMA 

Şimdi ise sosyal medya hesaplarınızı uygun bir şekilde kullanma ve planlamaya geçelim. Bunun için kendinize işinize yarayacak çeşitli sorular sorabilirsiniz. Öncelikle “Hangi sosyal medya platformlarını kullanmalıyım?” sorusuna cevap bulmak çok önemli. Yukarıda bahsettiğimiz gibi popüler olan sosyal medya uygulamalarının yanında daha adını bile bilmediğimiz birçok sosyal medya platformu var. Bu nedenle bu soru projenize en uygun platformları bulmak ve hedef kitlenizi oluşturmanıza yardımcı olacak temel bir sorudur.  Örneğin bir sanatçıysanız (bir fotoğrafçı, ressam, mimar vs.)  Instagram muhtemelen size en iyi hizmeti verecektir. Eğer bir müzisyenseniz, Facebook ve Twitter size oldukça yardımcı olabilir. Bu yüzden kitlenizi / topluluğunuzu doğru platformlarda oluşturun ve bu platformlarda varlığınızı geliştirin. Aynı anda birkaç farklı platforma odaklanabilir ve projeniz için gönderiler sunabilirsiniz. Ancak genel itibariyle size sunduğumuz bu üç platforma odaklanmak ve bunları iyi kullanmak oldukça işinize yarayacaktır. Çünkü bundan daha fazla platformda bulunmak ve aynı anda hepsini etkili kullanmaya çalışmak hem oldukça yorucu hem de zaman içerisinde bazılarını ihmal etmenize de neden olabilir.

Bir diğer önemli soru ise gönderilerimi ne sıklıkla sunmalıyım? Bunun için de uygun sosyal medya platformlarını kullanmak oldukça etkilidir. Örneğin; Instagram her gün birden çok görsel içerikli gönderiler için uygunken, Twitter her gün birden fazla yazı içerikli gönderiler için daha uygundur.

Siz de projenizin içeriğine uygun platformlarda her gün çeşitli paylaşımlar yaparak sosyal medyanın gücünden yararlanmaya şimdi başlayın.

KAYNAKÇA

https://blog.pozible.com/why-social-media-is-crucial-to-crowdfunding-success-97662bc32e4d

https://www.google.com/search?q=facebook&sxsrf=ACYBGNQ2mIWV61fqIRo-4jiYTxraPZ8UnA:1574763573010&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwi_k_-604fmAhWTo3EKHURFCS0Q_AUoA3oECA4QBQ&biw=1366&bih=657#imgrc=FsVgpItKR9679M:

https://www.google.com/search?q=TW%C4%B0TTER&sxsrf=ACYBGNTUzUueGqwK3LqydVTaZja3Ifffcg:1574764200603&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwjnqqDm1YfmAhUWEcAKHdT7CigQ_AUoA3oECBIQBQ#imgrc=PJ1pHrTW8N0QiM:

https://www.google.com/search?q=instagram&sxsrf=ACYBGNQWbm2-wTerezyb0ZZL7OKYYZT5vA:1574764321603&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwiyzfmf1ofmAhUMLsAKHZ9lAlEQ_AUoA3oECA4QBQ&biw=1366&bih=608

https://www.google.com/search?q=SOSYAL+MEDYA+G%C3%96NDER%C4%B0S%C4%B0&sxsrf=ACYBGNRzzH3L3u7Qt6hhErWm_Uf6pH0CYA:1574764553126&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwiu1qyO14fmAhU78uAKHSkVCYsQ_AUoAXoECAwQAw&biw=1366&bih=608#imgrc=dhfXe2nHV2yexM:

https://www.google.com/search?q=SOSYAL+MEDYA+G%C3%96NDER%C4%B0S%C4%B0&sxsrf=ACYBGNRzzH3L3u7Qt6hhErWm_Uf6pH0CYA:1574764553126&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwiu1qyO14fmAhU78uAKHSkVCYsQ_AUoAXoECAwQAw&biw=1366&bih=608#imgrc=x40KFwMjDKXDHM:

 

 

Günümüzde birçok insan gerek hayallerini gerçekleştirmek için gerekse yaşadıkları sorunlara çözüm üretmek için pek çok alanda yeni iş fikirleri üretiyor.

Ancak yeni bir iş kurmak, alınan risklerin yanısıra bilinmesi ve dikkat edilmesi gerekilen onlarca unsuru da beraberinde getiriyor.

Bu yazımızda dijital bir iş kurmak isteyenlere verebileceğimiz beş altın tavsiyeden bahsedeceğiz.

1) Fikrinizin İhtiyaç Olduğunu Doğrulamalısınız

Çözmek istediğiniz sorunun gerçekten sizin haricinizdeki insanlar için de bir sorun olup olmadığını ya da bu soruna üretilecek çözümleri kullanma istekleri olup olmadığını öğrenmelisiniz.

İlk aşamada basit pazar araştırmaları yaparak bu sorularınıza çözüm bulabilirsiniz. 

Dijital platformlar için Facebook gruplarında, Instagram’da veya Twitter’da parçalı anketler oluşturarak bilgi toplayabilirsiniz.

2) Müşterinizi Tanımalısınız

alejandro-escamilla-3-unsplash

Çözdüğünüz sorundan en çok zarar gören ve yakınan insanları bulmalısınız. Fikrinizin geniş kitlelere hitap ettiğini düşünebilirsiniz; ancak ilk aşamada düşük bütçeyle ulaşabileceğiniz insanlar sınırlı olduğundan pazarlama kampanyalarınızı çözümünüzün maksimum fayda sağlayacağı müşteri gruplarına yapmalısınız.

Müşteri davranışlarını ve sorun hakkındaki düşüncelerini öğrenmek, ürününüzü oluştururken en büyük yardımcınız olacaktır.

Örneğin, herhangi bir işletme grubuyla alakalı bir çözüm üretiyorsanız bu işletmelerin müşteri yorumlarını, Google yorumlarından, çeşitli şikayet platformlarından analiz edebilirsiniz.

3) Tanıtıcı Websitenizi Oluşturmalısınız

 

Landing page dediğimiz tanıtıcı websitesiniz ile kullanıcı siteye ulaştığında bir dakikadan kısa sürede, sorunun ne olduğunu, sunduğunuz çözümü ve bu çözümü hangi şekilde sunduğunuzu öğrenebilir.

Websitenizde müşteriyi harekete geçirecek yönlendirmeler olması faydalıdır. Ürününüz hazır değilse, ürününüz çıkınca insanların bilgi alması için mail adreslerini isteyebilir, ürününüz hazırsa ürününüzün özelliklerinin olduğu sayfaya yönlendiren bir buton koyabilirsiniz.

4) Sosyal Medyada Görünüz Olmalısınız

Günümüzde çoğu internet kullanıcısı yeni ürünlerin sosyal medya aracılığıyla farkında olup satın almaktadır. Sosyal medyanızın da en az websiteniz kadar özenli olmalıdır.

Ürününüz hakkındaki güncellemeleri, dönemsel indirimleri ve promosyon kuponlarını sosyal medyadan paylaşabilirsiniz. 

Ayrıca ürününüze ihtiyaç duyduğunu düşündüğünüz takipçi kitleleri olan insanlara sponsorlu içerik teklif edebilir, böylece insanların sosyal medyada zaman geçirirken bile ürününüzün farkında olmasını sağlayabilirsiniz.

5) Satış Öncesi Maliyetlerinizi Minimum Seviyede Tutmalısınız

Dijital bir iş kurmak aklınıza gelecek/gelmeyecek birçok maliyet doğuruyor. Bu maliyetleri kısmak ve minimum masrafla maksimum verim almak için çeşitli alternatifler kullanmalısınız.

Müşteri analizleri için, websiteniz için, ürününüzün geliştirilmesi için satın almayı düşündüğünüz dijital servislerin veya ürünlerin fiyat araştırmasını mutlaka yapmalısınız.

Kitlesel fonlama ile birlikte birçok girişim yatırımcılar ile platformumuzda bulaşarak, hayallerini gerçekleştirmeye yakınlaşacak. Peki girişimciler ve yatırımcılar şirket değerini nasıl belirleyebilirler?

Değerleme için şirketin ne aşamada olduğu çok önemlidir. Yeni başlayan bir şirket ile 3 senelik bir şirketin değerleme yöntemleri yüksek ihtimal farklı olacaktır. Peki girişimin bulunduğu sektörün, ürünün, takımın etkisi bu değerleme koşullarında ne kadar etkilidir?

Öncelikle alışılagelmiş değerleme metodlarının startup’lar için ne kadar uygun olduğunu inceleyelim:

- Şirket değerlemesi için birçok farklı model kullanılabilir. Olgunlaşmış, geçmiş dataları bulunan ve hatta varlık satışında bulunmak isteyen şirketler için yapılan değerlemeler ciddi analizlere dayalıdır. Bu detaylı analizler arasından DCF (Discounted Cash Flow) yani İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi en çok kullanılanlardandır. Bu yöntemde şirketin gelecek yıllardaki nakit akışları belirlenen indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen bu değer şirket değeri olarak kullanılır. Ancak, girişimler erken aşamada ise veya hızlı büyüme odaklı iseler nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacaktır. Ayrıca geçmiş yıllara ilişkin veri de çoğu zaman yoktur; o yüzden gelecek yılların tahminini de belirsiz datalar üzerine yapmak çok zordur.

- Bir diğer yöntem Favök çarpanı gibi şirketin var ise geçmiş ve gelecek operasyonel karlılığına bakılıp, piyasadaki diğer benzer şirketlerin çarpanlarına bağlı olarak bir değerleme metodu kullanılmasıdır. Bu çarpan sektörden sektöre değişir ve şirketin karlılık oranı, büyüme hızı, pazarın büyüme hızı gibi faktörlerden etkilenir. Ancak, girişimlerin yine geçmiş datalarının olmaması veya büyüme potansiyeline uygun olarak yatırım arayışında olduğu için bu metod da girişimler için çok kullanılabilir bir yöntem olmaktan çıkmaktadır.

Değerleme yöntemleri hakkında geçmiş datası olan, olgun şirketler için kitaplar dolusu yazılmıştır. Peki yeni başlayan veya büyüme aşamasında olan bir girişimin değerleme yöntemi nasıl olmalı?

Girişimlerin 6 ay sonraki finansallarını bile tahmin etmek sayısız varsayıma dayalıyken, gelecek nakit akış tabloları, FAVÖK’leri belirlemek ne kadar akıllıca olacaktır? O yüzden dünyada girişimlere olan merak, bireysel yatırımcılar tarafından arttıkça kurumsal olmayan ama hızlı ve çözüm getiren değerleme metodları ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan biri ve bizim en sevdiğimiz model, “ScoreCard method” olarak bilinen Angel Capital Association’ın kurucusu Bill Payne tarafından geliştirilen, girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Şirkete en yakın global rakiplerin ilk yatırım turları (veya 2. evre yada 3.evre büyüklüklerine göre yatırım turları) listelenir. Medyan ile bir yatırım öncesi değerleme çıkartılır. Sonrasında ekip, pazar büyüklüğü, ürün, rekabet, ortaklıklar, ek yatırım ihtiyacı gibi konularda ağırlık belirlenir ve kendi şirketinizin bu bakımdan ne oranda daha iyi ya da daha kötü olduğu belirlenir. Ağırlık ve karşılaştırma oranları çarpılarak her başlık için bir faktör belirlenir. Faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpıldığında şirketinizin göreceli değerlemesine ulaşacaksınız (Kaynak: http://magazine.startus.cc/scorecard-pre-money-valuation-method-explained/)

Buradaki “göreceli” kelimesine dikkat etmenizi rica ederiz. Bu bakımdan, farklı değerleme yöntemleri ile de şirketinizi nasıl değerlendirdiğinizi hem kendinize hem yatırımcınıza kanıtlamanızı öneririz. 2. ve diğer sevdiğimiz model “Dave Berkus’s Checklist Method” olarak bilinen şirketin yetkinliklerine verdiğiniz ağırlıklı ortalamaya göre hesaplanan değerleme türüdür. Yatırımcıların özellikle girişimlerde aradıkları özelliklere bağlı olarak hızlıca değerlemelerini bulmalarında faydalı bir yöntem olarak bilinir. Takım, fikir, ürünün gelişimi ve korunumu, stratejik ilişkiler ve operasyonel durumu gibi şirketin bulunduğu seviyeye bağlı olarak toplamda 5 başlık olacak şekilde her başlığa 0 ile 500bin USD arası bir yatırım öncesi değer belirlenir. Şirketin seviye oranı ve ilgili her başlığın değerlemesi çarpılıp, gelinen toplam tutar şirketin değerlemesi olarak kabul edilir (Kaynak: http://blog.gust.com/248/)

Diğer bir yöntem olarak da beğendiğimiz Türkiye’de kimi girişim sermayesi fon şirketlerinin 3 yıl sonunda şirketin elde etmesi planlanan FAVÖK miktarına bakıp, onu çıkış yapabilecekleri tahmini bir çarpan ile çarpıp %45 gibi ciddi bir indirim oranı ile bugünkü değerine getirdiklerini biliyoruz.

Bu işlemleri kendi şirketleriniz için uyguladığınızda genelde şirketinizi hayal ettiğiniz nokta hep yüksek olacağı için (aksi taktirde bu işe başlamazdınız), sizin ayaklarınız biraz daha yere indirip, yatırımcı ile buluşabileceğiniz noktaya getirebilmek için ek bir yöntem daha var. Şirkete şimdiye kadar yaptığınız yatırımları toplayıp (çalışma saat ve normalde almanız gereken ücret dahil) şirketin yatırım öncesi değerini bulabilirsiniz.

Bizim önerimiz, birçok farklı model sonrası şirketinizin değerlemelerini alt alta yazın. Bir medyan çıkararak şirketin değerlemesini belirlemenizdir (yani 4 metod kullandınız: 1. Metot 1,8m USD yatırım öncesi değerleme; 2. Metod: 1,7m USD değerleme; 3. Metod:1,5m USD değerleme; 4. Metod 200KUSD değerleme. 1. ve 4. metod medyan sebebiyle kendilerini eler – en yüksek en düşük birbirini götürür. Geriye kalan 2 ve 3. metotların da ortalamasını alarak şirketin değerlemesini bulabilirsiniz)

Son olarak, biz her zaman ek olarak girişim dünyasında bir model daha olduğunu savunuyoruz. O da hissiyat. Ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar şirket hissesini bu anlamda paylaşmak istediğinizi terazinin bir kefesine diğer kefesine ise hesaplarınız sonunda çıkan değerlemeyi koymanız lazım. Önemli olan, bu terazi ile çıkaracağınız değerler hep dengede kalsın. Aksi taktirde, biraz daha dayanmalı ve belki de daha iyi bir değerleme ile yatırımcılarla görüşmeye başlamalısınız.

Kitlesel fonlama çözümleri üreten ve Toronto merkezli bir şirket olan HiveWire’dan alınan verilere göre, 7 Ağustos 2014′e kadar çeşitli platformlarda tamamlanan tüm projelerin karakter analizleri yapılmış. Bu istatistikler her ne kadar Amerika genelinde olsa da, Fongogo ekibi olarak verileri gördüğümüzde Türkiye’deki kitlesel fonlama kampanyalarına benzerliğine oldukça şaşırdık.

Untitled-1
Projenizi başlatmadan önce ya da projeniz süresince size yol gösterecek bu istatistiklere gelin siz de bir göz atın.

• 1.000 dolardan az hedef koyan projelerden 100 tanesinden 61′i başarıya ulaşıyor.
• Sanat projelerinin kitlesel fonlama kampanyalarının başarı ile sonuçlanma oranı oldukça yüksek. Tiyatro, müzik, dans ve film projelerinin başarı oranı girişimcilik ve toplum projelerine göre açık ara önde. Ama bu oranlar sizi yanıltmasın, sayısal olarak gerçekleşen proje adedine bakılırsa film projelerini sosyal odaklı projeler takip ediyor. Bunları gerçekleşen proje sayısına göre sırasıyla müzik, kitap, sanat ve girişimcilik kategorileri takip ediyor.
• Başarılı projeler ortalama 9 ödül veriyor.
• Proje uzunlukları yaklaşık 35 gün.
• Projeleri yayında kaldığı süre içerisinde ortalama 8 adet güncelleme girmişler.
• Projelerine ortalama 17 adet yorum yapılmış.
• Projeye verilen destek en çok 10-25 dolar yani yaklaşık 25-60 TL aralığında yoğunlaşıyor.
• Proje sahiplerinin Facebook’ta ortalama 923 arkadaşı var.
• Başarılı projelerinin neredeyse hepsinin videosu var ve videolar ortalama 3 dakika 4 saniye uzunluğunda. Fongogo’dan not: biz 35-40 saniyelik videolar konmasını öneriyoruz.
Başarılı projelerin metinleri ortalama 609 kelime içeriyor.

Siz de projenizi başarıya ulaştırabilmek için proje videonuzun süresine, proje metninizin uzunluğuna, ödüllerinizin sayısına ve gireceğiniz güncellemelere başarıya ulaşan projeleri örnek alarak yön verebilirsiniz.

Kaynak: http://www.shopify.com/blog/15210205-the-ultimate-guide-to-crowdfunding

 

Daha açılalı bir hafta olmasına rağmen, hedefine doğru emin adımlarla yaklaşan “Benim Size, Çocukların da Bize İhtiyacı Var”ın proje sahipleriyle sizin için konuştuk! Gelin onları daha yakından tanıyalım:

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Benim Size; Çocukların da Bize İhtiyacı Var” projesi kapsamında,2008 yılından bu yana hiçbir maddi beklentimiz olmaksızın köylerimizde bulunan ilköğretim okullarına yardım edilmesine aracı olduk ve birçok kütüphane kurduk. Amacımız ihtiyacı olan köy okullarına destek olabilmek.

Projemiz ile, toplumların çağdaşlaşması, bilginin geniş kitlelere yayılması, kız çocuklarının eğitimindeki hassasiyet, şans eşitliği, düşünce özgürlüğü ve gelecek için çabalıyoruz. Hepimiz dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması için fikirlere sahibiz fakat fikrin başlangıcı sözcük değil, eylemdir ve biz bu eylemi gerçekleştirdiğimize inanıyoruz.

Şimdi sizlerin de desteği ile çalışmalarımıza hız kazandırmak istiyoruz.

Bu projeyi gerçekleştiriyoruz çünkü ;

– Yaşadığımız toplumda tüm cinayetlerin ve tecavüzlerin % 89 eğitimsiz insanlar tarafından işlenmektedir. Bu konuya dikkat çekebilmek için kuracağımız iki kütüphaneye ‘ Özgecan Aslan Kütüphanesi’ ismini vermeye karar verdik.

– Kadına, çocuğa ve hayvanlara eziyet eden insanların da büyük bir yüzdesi eğitimsiz kişilerden oluşmaktadır,

– Geçmiş nesillerden emanet aldığımız dünyayı daha yaşanabilir kılmak istiyoruz,

– Okullara kütüphaneleri kurduğumuzda, paranın satın alamadığı mutlulukları görüyor, bir kişi ile dünyanın değişebileceğine inanıyoruz.

Kütüphane kurulumu sırasında, öğrencilerin gözündeki mutluluğu gördüğümüzde buna değdiğini ve daha önce böyle bir girişimde bulunmamış olmanın eksikliğini hissediyoruz. O çocukların, o kitaplara ve defterlere ihtiyacı var. Siz de bizlerle çocukların gözlerindeki sevinci, heyecanı, mutluluğu paylaşmak için, kendiniz ve geleceğiniz için, lütfen bize destek olun.

11040085_1611594499075620_922131555_n

Fongogo’da yürüttüğünüz projeyi bir de sizden dinleyelim.

Projemiz ile; köydeki çocuklarımızın en az şehirdeki çocuklarımız kadar eğitim hakkından faydalanabilmesini amaçlıyor ve gittiğimiz bölgedeki insanlara eğitimin önemini aşılıyoruz.

Destekleriniz ile daha çok okula ulaşacak olan projemiz;

Tüm çocukların eğitimleri bittiğinde kendilerini hayata hazır hissetmeleri, sosyal hayatta aktif, başarılı ve girişken olabilmelerini amaçlamaktadır.

Kız çocuklarının okula gönderilmediği bölgelerde ikna ettiğimiz aileler ve görüştüğümüz yetkililerin desteği ile birçok kız öğrencimiz yarım kalan eğitim hayatlarına devam ettiler.

Bu bağlamda;

Hedefimiz her yıl en az 10 köy okuluna kütüphane kurmak!

2014 yılında bunu başardık ve 2015 yılında projemizin başarılı olması durumunda; Adana, Gaziantep, Kütahya, Nevşehir ve Trabzon illerinde toplamda 5 köy okuluna daha kütüphane kurmayı hedefliyoruz.

Kitlesel fonlama sizce neden önemli olabilir?

Hepimizin hayalleri ve gerçekleştirmek istediği idealleri var.

Çoğumuz bu ideallerimizi duyurabilecek bir ortam bulamıyor veya toplum için belki de önemli katkılar sağlayacak projeleri es geçiyoruz. Fongogo, projelerin duyurulması ve insanların size güvenle destek verebilecekleri bir platform. Bu bağlamda Fongogo’yu, bu idealler için uygun ve başarılı buluyoruz.

Fongogo, aslında geçmiş senelerde kullanılan imece usulü desteğin daha geniş kitlelere duyurulduğu ve yeni nesil için teknolojik bir ortam.

Projemiz, bir kişinin vereceği 20 tl ile amacına ulaşamazken; 1000 kişinin vereceği 20 tl ile başarılı olabilir.

Kitlesel fonlama , inandığımız projelere başkalarının da inanması ve hayata geçirilmesi anlamında çok önemli. ‘Çorbada bizim de tuzumuz olsun’ demek bu herhalde. :)

Başka projeler de faydalanmalı mı?

İnsanlar inandıkları projelere destek veriyorlar ve inandığımız projeler bu toplumun ihtiyacı olan eksiklikler üzerine çoğu zaman. İşte Fongogo burada büyük bir fark yaratıyor, bireysel projeleri toplumsal değer olarak hayata geçirmemizde önemli fırsatlar sunuyor.

Kitlesel fonlanma ile; daha çok insana ulaşılıp, içimizde kaybolmaya yakın olan ‘fayda sağlamanın’ ne demek olduğunu hatırlatabilir ve bu hissi diriltebiliriz. Ufak desteklerin toplanınca nerelere ulaştığını görmek insanlık için güzel bir umut.

Başka projeler için tabi ki öneririm. Fongogo ile gerçekleşecek kitlesel fonlama, her projenin amacına daha hızlı ulaşabilmesi ve daha sağlam ilerlemesi anlamında atılmış güzel bir adım olur.

Kitlesel Fonlama: Eli yüzü düzgün bir fon toplama stratejisin bir parçası? Öyle olduğunu düşünüyoruz.

Artık dünyada kabul gören, başarıyla uygulanan ve göz yaşartan hikayeler çıkartan kitlesel fonlama daha fazla ilgiyi hakediyor. Startup ekosistemi, kısa süre önce sorduğu “Kitlesel fonlama da ne?” sorusun yerine, “Stratejimizin nasıl bir parçası olabilir?” sorusunu sormaya başladı. Hem yatırımcı hem de girişimcinin bir fayda sağlayabildiği bir alternatif olarak anılıyor.

Elbette fonun nasıl toplanacağı sorusunun cevabı şirketten şirkete, girişimden girişime değişir. Ama, kitlesel fonlamanın geleneksel metotlarla birlikte, alternatif  ve destekleyici bir yöntem olarak da kullanıldığına sıkça tanık olmaktayız. Burada zamanlamanın önemi büyük: Kitlesel fonlama yeni kurulmuş girişimlere nasıl entegre edilebilir? Ya da sonraki aşamalara?

Ödül-bazlı sistemlerin ürün odaklı projelere oldukça uyduğu su götürmek bir gerçek. Bu platformlar aracılığıyla bir nevi ön-satış gerçekleştiren proje sahipleri, aradıkları müşteri kitlesiyle buluşma imkanı bulunca başarı kaçınılmaz oluyor.

Diğer tarafta, hisse-bazlı sistemler de  yatırımcıya bir çok avantaj sunuyor. Bu anlamda yatırımcıların daha fazla proje görme, yeni girişimlerle tanışma ve fikir alışverişi yaparak yeni yatırımlar ve ortaklar bulma imkanı oluyor.

7-crowdfunding-websites-for-getting-money

Kitlesel fonlamayı girişiminiz için ne zaman kullanmalısınız sorusunun net ve kesin bir cevabı yok ama her girişim için bu avantajlar söz konusu:

*Kanıt: Kitlesel fonlama ile başarı sağlamış projeler yatırımcılar tarafından daha da dikkat çekiyor. Zaten belli bir kitle tarafından beğenilmiş, kabul edilmiş ve hatta satın alınmış ürün/servisinize bir yatırımcının bakışı daha farklı oluyor.

* Zaman: Bir kurucunun en önemli kaygısı şirketi büyütmek ve geliştirmektir. Ve fonun hiç kuşkusuz ki bundaki rolü büyüktür. Zamanınızın çoğunu kapı kapı dolaşarak yatırımcı ve fon arayışıyla geçirdiğinizde hızla ve etkili bir büyüme sağlayamayabilirsiniz. Bu nedenle, kısa yolda direk müşterinizle ya da çok sayıda yatırımcıyla buluşmak için kitlesel fonlamayı tercih edebilirsiniz.

*Pazar: Bu fikir tutar mı? Yeni çıkaracağın bu ürün satılır mı? Servisini nasıl geliştirebilirsin? Pazar araştırması ve geri bildirim bir şirket için oldukça zorlu uzun ve maliyetli bir süreç. Daha etkili bir yöntem olan kitlesel fonlama ile, fon ararken aynı zamanda bütün bunları sıfır maliyetle yapma fırsatı da bulabilirsiniz.

Kaynak: http://microventures.staging.wpengine.com/crowdfunding-part-fundraising-strategy

Bir kitlesel fonlama kampanyası yürütürken hayatınızı kurtaracak şeyin etkili bir PR ve pazarlama çalışması olduğunu detaylıca anlatmıştık. Sınırlı bütçeleriniz için sizi kurtaracak 5 PR önerisiyle karşınızdayız!

34670dc8d30b4d5db5b9691a981c43fe

1) Harekete geçmeden önce ilişki kurun.

Twitter, Linkedin ya da Google+ gibi sosyal medya kanalları, bir gazeteciye ya da bloggera hikayenizi anlatmadan önce onlarla iletişime geçmenin en kolay yoludur.  Gözünüze kestirdiğiniz kişilerin tweetlerini retweet yapmak, sorularına cevap vermek, postlarına yorum yapmak, yazılarına yönelik mail atmak atacağınız ilk adımlardan olabilir.

2) Az ama etkili bir kitleye ulaşın.

Hikayenizi milyonlarca kişiye göndermek yerine etkili olacağını düşündüğünüz isimleri seçip ayıklamak çok daha doğru bir taktik olacaktır. Projeyle alakalı ses getiren küçük bir kitleyle çalışmak daha fazla “alakalı” dikkat çekmenizi sağlayacaktır. Tabii, seçtiğiniz kişilerin neden sizinle çalışmaları gerektiğine dair ayrıca bir ev ödevi yapmanız gerekiyor.

3) İçerik üretmekten korkmayın

Projenizle örtüşen bloglara yazı yazmayı teklif edin. Bloga yapacağınız katkı, projenize destek olarak geri dönecektir. Ayrıca, projeniz hakkında yazı yazdrmak istediğiniz blogger ve gazeteciler için de mutlaka bir ön çalışma yapıp, taslak gönderin. Böylece daha hızlı ve etkili sonuç alacaksınız.

4) Trend olan konuları kaçırmayın.

Güncel ve popüler konuları takip edin bunlardan nasıl yararlanabileceğinizi düşünün. Artan talebe göre, bazı dönemler daha fazla tanıtım yapmak projeniz için yararlı olabilir. Örneğin, beslenme ve egzersiz üzerine bir app tasarlıyorsanız, blogger ve gazetecilere bahar ve yaz döneminde ulaşıp yaptığınız çalışmaları arttırmayı deneybilirsiniz. Ürününüzü tanıtmak için hangi dönemlerin daha etkili olduğuna dair bir ön çalışma da yapmanız gerekecektir.

5) Etrafınıza bakın.

Eğer yaptığınız sıkı çalışmalara rağmen hiçbir blogger ve gazeteciden cevap alamıyor ve yazdığınız içerikleri hiçbir yerde yayınlatamıyorsanız sizi bu isimlere ulaştıracak ağlara dahil olmayı deneyin. Yer aldığınız sektör ve grup içerisinde etkili olabilecek ağları tarayın. Gaming popülasyonunda etkili isimler, startup ekosistemindeki oyuncular ya da “maker” hareketine yardım eden topluluklar olabilir. Onlarla Twitter, Linkenin ya da forumları üzerinden iletişime geçin.

 


random-questions-for-a-startup-lawyer

Fikrinizi hayata geçirirken, kendi işinizi kurmaya çalışırken ilk zamanlarda birtakım sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu süreçte hatalar, verimsiz sonuçlanan adımlar ve beklenmedik durumların ortaya çıkması gayet doğaldır.

Şimdi sizlere fikrinizi hayata geçirirken rotanızda kalmanızı sağlayacak birkaç öneride bulunacağız.

1)      Alışkanlık haline getirin

b2Fikrinizi hayata geçirirken gösterdiğiniz çalışmayı alışkanlık haline getirin ve gündelik aktivitelerinizden biriymiş gibi
benimseyin.
Eğer tam zamanlı bir işte çalışıyorsanız, yapacaklarınızı planlamak için kendinize bir saat vakit ayırın ve işinizden sonra planlarınızı uygulayın. Sabahları bir saat erken kalkmayı alışkanlık haline getirebilirsiniz.
Tabii bu arada tam zamanlı işinizi, girişimciliğinizi, uykunuzu ve sosyal aktivitelerinizi dengede tutmaya çalışın. Doğru zamanlamaları deneyerek bulabilirsiniz. Dengeli bir yaşam verimliliğinizi arttıracaktır.

2)      Çalışacağınız yeri belirleyin

Eğer bir ofisiniz yoksa, çalışmalarınızı sürdürmek, dikkatinizi mümkün olduğunca dağıtmamak ve girişimciliğinize daha çok vakit ayırabilmek için kendinize bir yer bulun. Bu yer bir kütüphane olabileceği gibi taraftarı olduğunuz takımın çok önemli bir maçını izlemek için gittiğiniz stadyum bile olabilir. Önemli olan zihninizi boşaltıp, işinize odaklanmanız için ihtiyacınız olan atmosferi sağlamanız. Bununla birlikte pek çok kişi gibi siz de evde yeteri kadar odaklanamıyor olabilirsiniz.

İşte size birkaç öneri,

Akşam vakti sahilde: Denizin sesi en bilinen sakinleştirici seslerdendir. Çalışmanız için en ideal ortamlardan birisi sahil olabilir. Eğer internete ihtiyacınız varsa, telefonunuzu modeme dönüştürerek internet ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz gibi çeşitli donanımlarla da internet erişiminizi sağlayabilirsiniz.

Arabanızda: Arabanızla yolculuğa çıkın. Laptopunuzu alın ve ücretsiz internet erişimi sağlayan bir yere doğru gidin. Arabanızın içinde eşşiz bir manzaraya karşı çalışmak gerçekten etkili olabilir.

3)      Koşmadan önce yürümeyi öğrenin

Başlangıçta büyük fotoğrafı görmeye çalışırken karşılaşabileceğiniz şaşkınlıklara engel olmak için öncelikle kısa vadeli hedefler belirleyin ve onları gerçekleştirin. Bir startup stratejik yaklaşımdan ziyade sıkı çalışmaya ihtiyaç duyar. İşinizi iyice tanıyın ve işinize yarayacak hedefler belirleyin, hedeflerinizi basitleştirin, üzerinde çalışın. Çoğu yönetici geminin dümenini hangi yöne çevireceği konusunda oldukça tecrübelidir. Gemiyi suda batırmadan varış noktasına ulaştırmak için karşılaşacağı irili ufaklı bütün adımları dikkatle ele almak için kollarını sıvamaya hazırdır.

4)      Sahada hünerizini sergileyin

b1Uzun süredir peşinden koştuğunuz, start-up’ ınıza katkısının çok faydalı olacağını düşündüğünüz o yönetici ile nihayet karşı karşıya gelme fırsatını buluyorsunuz. Tek sıkıntı ise yönetici oldukça yoğun ve size ayırabileceği sadece 30 saniyelik bir boş vakti var. Asansöre biniyorsunuz ve o yönetici asansörden inene kadar projenizi anlatmanız, ilgi uyandırmanız gerekiyor ki beklediğiniz yatırımı almanız için bir kapı açabilesiniz. Bunun için sadece 30 saniyeniz var. Bunu nasıl yapardınız?

Bu klasik bir asansör konuşma örneği olsa da vereceğiniz cevaplar klasik olmaktan öte bir yerde olmalı.

Bununla birlikte gerçekleştirdiğiniz 30 saniyelik konuşma tabii ki tek başına yeterli olmayacaktır ama sizin özgüveninizi, projenizin omurgasını ve üzerinde çalıştığınız aşamaların karakteristiğini gösteren bir imkan yaratacaktır. Sonrasında ise o yönetici ile daha detaylı konuşmak adına yeni bir buluşmayı koparabilirsiniz.

Çoğu start-up kendisini tam anlamıyla tanımıyor. Daha doğrusu kendisini, yeteneklerini, yaptığı işin değerini tam olarak detaylandıramadığı için projesini satmakta, pazarlamakta, tanıtmakta zorluk çekebiliyor. Hedeflerinizi ve amaçlarınızı doğru şekilde belirleyerek, iş planlarınızı detaylandırmanız çıktığınız yolculukta size faydalı bir rehber olacaktır.

5)      Tatile çıkın!

Tam zamanlı işiniz ve start-up’ ınızı eş zamanlı götürmekten bunalmış olabilirsiniz. İkisinin de kendi içinde ayrı yükü, verilmesi gereken kararları ve mevcut sorumluluklarından dolayı kendinizi yorgun hissedebilirsiniz. Eğer böyle hissediyorsanız kendinize vakit ayırmanızın zamanı gelmiş olabilir.

Her iki işinizden de uzaklaşmak, kendinize vakit ayırmak, dinlenebileceğiniz bir tatile çıkmak start-up’ ınıza başka bir açıdan bakmanıza olanak sağlayabilir. Start-up’ ınızla ilgili yakaladığınız farklı bakış açıları size farklı sorular sormanıza neden olabileceği gibi geleceği şekillendirmeniz açısından da faydalı olabilir.

Eğer sosyal hayatınız, iş hayatınız ve start-up’ ınızı dengede tutabildiğiniz bir yaşam yaratabilir; girişiminizin karakteristiğini ve omurgasını doğru bir şekilde planlayabilirseniz, karşılaşabileceğiniz sorunlara karşı yaklaşımlarınız da daha farklı olacaktır ve bu zorlu süreçte rotanızda kalmanıza olanak tanıyacaktır.

Şimdiden başarılar dileriz.

Barış Can

Post Navigation