Kaynak: https://cemkafadar.net/2018/07/13/bugun-is-dunyasi-uzerine-kisa-bir-degerlendirme/

Kaynak: https://cemkafadar.net/2018/07/13/bugun-is-dunyasi-uzerine-kisa-bir-degerlendirme/

İş dünyasının stresi, girişimciliğin sebep olduğu bazı olumsuzluklar derken bazen insanlarla iletişim kurmakta zorlandığınızı düşünüyorsanız endişelenmeyin. Herkes aynı değildir, bu nedenle herkesle aynı şekilde iletişim kuramayabilir, herkesle anlaşamayabilirsiniz.

İş hayatınızın büyük bir bölümünü kapsayan insan ilişkilerinde kolaylıkla anlaşılır ve ikna edici bir insan olmanız için gereken özellikleri, sizler için 3 maddede toparladık :

1-     Önce Anlamaya Çalışın, Sonra Anlaşılmaya

Doğamız gereği, birini ya da bir olayı anlamaya çalışmaktan önce, anlaşılmak isteriz. Çoğu insan karşısındaki kişiyi anlamak için değil, cevap vermek için dinler. Konuşan kişiye kendini anlatmak, kendi hikayesini ya da şikayetini aktarmak için “dinliyor” görünümünün altında cevap vermeyi bekler. Anlaşılmayı beklemekten önce anlamaya çalışmak, sizi ön yargılarından ve egolarından uzak, yardım etmeye hazır bir insan olarak göstereceğinden, karşı tarafta güven uyandırırsınız ve güven, birçok başarının anahtarıdır.

2-     Sinerji Yaratın

Farklılıklar bazı insanları korkutur. Başkalarından farklı olmak ya da birinin diğerlerinden farklı hareket etmesi, olmaması gereken bir şeymiş gibi hissettirir. Fakat sinerji dediğimiz uyum, farklılıklarla beslenir. Herkes aynı olmak zorunda değildir. Herkes aynı düşünmek zorunda da değildir. Bu nedenle, aynı amaç ya da aynı görev  için birlikte hareket ettiğiniz insanları, çevrenizdeki farklılıkları bir arada sevin. Kendi sinerjinizi yaratın.

3-     Kendinizi Yenileyin

Yenilik ve değişim, insan doğasının engellenemez döngüsüdür. Zaman akıp giderken koşullar değişir, çevremizdeki insanlar değişir, işimiz değişir, kararlarımız, fikirlerimiz değişir. Biz değişiriz. Bu süreçte önemli olan nokta ; kendinize olan saygınızı yitirmeden yenilenmektir. Sürekli okuyarak, iyi olduğunuz bir alanda üretkenlik göstererek, spor yaparak, hiç görmediğiniz yerlere seyahat ederek, sadece sizinle aynı fikirde olan değil, aynı zamanda farklı fikirlere sahip insanlarla da iletişim kurarak kendinizi yenileyebilirsiniz. Yenilenmek, iş dünyasında size başarıların kapısını açacağı gibi ruhunuza da iyi gelecektir.

 

İstatistiklere göre teknoloji tabanlı girişimlerin ilerleyen yıllarda ancak %10′unun hayatta kaldığını biliyoruz.

Bu başarısızlıkların girişimlere ve girişimcilere göre çeşitli sebepleri olsa da CB Insights’ın yaptığı araştırma bize bu başarısızlıkların aslında çoğunda ortak sebepler olduğunu gösteriyor. Bu yazımızda girişimlerin başarısız olmasının en büyük 5 sebebini inceleyeceğiz.

 

5) Fiyatlandırma/Gider Sorunları

gorsel

 

Fiyatlandırma girişim başarısını konuştuğumuzda karşımıza çıkan en ince sanatlardan biri oluyor. Genellikle sunulan ürün veya servislerin sunulan fiyatı masrafları karşılamak için ideal ancak iş büyümeye ve daha fazla müşteri çekmeye gelince bu rakam bize istediğimiz karı vermeyebiliyor.

Dünya’nın en ünlü girişim hızlandırıcılarından Y Combinator’ün portfloyo girişimi olan Delight IO adlı girişim bu konuda yaşadıkları sorunu şu şekilde özetliyor:

“En pahalı aylık abonelik paketimiz 300 dolardı. İhtiyacı olan müşteriler asla fiyat konusunda şikayet etmediler. Normalde fiyatı kayıt kredilerinin sayısına göre çıkarıyorduk. Müşterilerimiz kayıtların uzunluğu hakkındaki kontrollerini kaybettilerinde, çoğu kredilerini limitlerine kadar kullanmayı tedbir edindiler. Planların biriken kayıt sürelerine göre belirlenmesi hem bize mantıklı geldi hem de abone olan insanların sayısından bunu anlamıştık.”

 

4) Rakibi Karşı Pazarda Yenik Düşmesi

gorsel

 

Bir fikir trend haline geldiğinde veya pazar uyumunu yakaladığında bu alana pek çok nişten girmek mümkün oluyor. Ancak pazardaki diğer işlere karşı olan yoğun dikkat sağlıklı olmadığı gibi, rakipleri yok saymak da istatistiklere göre 5′te 1 oranda girişim başarısızlığının temelini hazırlıyor.

 

3) Bu İş İçin Doğru Takımın Olmaması

gorsel

 

 

Farklı yetenek setlerine sahip karışık bir ekip yapısı girişimin başarısında kritik bir rol oynuyor. Başarısız olan girişim kurucularının başarısızlıkları hakkında kurdukları en yaygın iki cümle:

“Keşke başlarken bir teknik ortağım olsaydı.” ya da “Keşke girişimin iş elementleri kısmını sevvip çalışacak biri olsaydı.” oluyor.

Standout Jobs adlı girişimin başarıszlık sebebini açıkladığı konuşmada:

“Kurucu takımımız kendi başına bir prototip çıkaramıyordu. Bu bir hataydı. Eğer bir kurucu takım dışardan çok az bir destekle kendi içinde bir prototip çıkaramıyorsa bir girişim kurmamalılar. Biz girişimimize para yerine hisse opsiyonuyla katılacak kurucu ortaklar alabilecek durumdaydık ancak yapmadık.” şeklinde bahsediyor.

 

2) Nakit Paranın Bitmesi

gorsel

 

Para ve zaman sınırlıdır ve oldukça dikkatli harcanmalıdır. Parayı neye ne kadar harcamalıyız’ın doğru cevabı girişiminizin hayatta kalmasını verilere göre %30 ihtimalle artıracaktır.

Flud adlı girişimin bahsettiklerine göre paranın bitmesi genellikle ürün pazar uyumunu bulmak veya başarısız pivot denemeleri gibi diğer başarısızlık sebepleriyle de bağlantılı.

“Girişimimizin batma sebebi aslında daha fazla yatırım alma ihtimalimizin kalmamasıydı. Tüm söylenenlere ve verilere rağmen en zor kısım olan ürün/pazar uyumu arayışımızda (ve bunu paraya dönüştürmemizde) en sonunda tüm paramız bitti.

 

1) Pazar İhtiyacının Olmaması

gorsel

 

Girişimlerin %42′sinin başarısız olma sebebi diğer sorunları çözememekten öte, kurgulanan çözüme pazarın ihtiyacının olmaması oluyor.

Patient Communicator’ın bahsettiğine göre:

“Fark ettik ki, hiç müşterimiz yoktu çünkü kimse bizim sunduğumuz çözümle ilgilenmiyordu. Doktorlar daha fazla hasta istiyorlardı, daha verimli bir ofis değil.”

Treehouse Logic adlı girişim daha genel bir konseptte açıklayarak:

“Girişimler pazardaki bir sorunu çözmedikleri zaman başarısız oluyorlar. Biz uluslararası düzeyde ölçeklenebilir bir çözüm üretebilecek genişlikte bir sorunu hedef almıyorduk. Mükemmel bir teknolojimiz, alışveriş davranışları üzerine iyi bir verimiz, yeterli kadar ekspertizimiz ve mükemmel danışmanlarımız vardı ancak pazardaki bir acı noktasını ölçeklenebilir bir yoldan çözebileceğimiz bir iş modelimiz yoktu.” şeklinde bahsediyor.

 

 

 

 

 

Başladığımız günden itibaren sizlerle birlikte ailemiz gün geçtikçe büyüdü. Haydi ilk günden bugüne kadar neler yapmışız hep birlikte inceleyelim.

2013 Kasım ayında faaliyetlerine başlayan Fongogo üzerinde 2018 Aralık sonuna kadar 422 kampanya yayına alındı. Bu kampanyaların 130 tanesi başarıya ulaşırken, Fongogo üzerinden 2,4m TL para transferi gerçekleşti. Kitlesel fonlamayı bilip ilgi gösteren 25,655 üyemiz ile Fongogo üzerinde 12,232 kere kampanyalara destek sağlandı.

Rakamlarımıza baktığımızda, ortalama başarılı bir projenin büyüklüğünün 17bin TL, en yüksek fonlanan projenin ise 89bin TL tutarında olduğunu görüyoruz. Şimdiye kadar 25bin TL’ye kadar destek sağlandığını görüyoruz. En çok kitlesel fonlamada destek arayan ve başarılı olmuş kategorinin ise Film alanında olduğunu görmekteyiz.

Üye tabanı, yayına alınan ve başarılı olan proje sayısı ile Türkiye ’nin lider kitlesel fonlama platformu Fongogo, gün ve gün hayallerini gerçekleştirmek isteyen kişilere daha çok ulaşıyor. Destek olmak için sadece paylaşman bile yeter. Bizi takipte kalın!

1

2 3 4 5 6

Proje sahipleri kampanya gerçekleştirirken, hedef kitle, sosyal medyanın gücü, destekçinin motivasyonunu bilmeli ve stratejilerini geliştirmelidir.

Örneğin, Sosyal medya, bireylerin hayallerindeki projelerini gerçekleştirebilmeleri için çeşitli stratejilerle birkaç önemli taktikleri kullanarak  kitlelerin dikkatlerini çekmede önemli ve ikna edici bir araçtır. Bu süreçte proje sahipleri ilk olarak, işitsel birtakım dikkat çekici mesajların yanı sıra kitleye karşı her türlü projedeki renk, resim, sembol, şekil (logo) vb. uyaranlar ile görsel mesajları da göndermektedir. Teknolojinin hızlı bir şekilde durmaksızın gelişmesi ve sosyal medya kullanımın artmasıyla çoğunlukla insanların elinin altında her şeyi kolay ve hızlı bir şekilde takip etmeleri, bilgi alışverişi sağlaması, görsel ilginin anlamlandırmaya yardımcı olması görsel iletişim için oldukça önemli bir etkendir. Çünkü insanlar öğrendiklerinin %1’ini deneyerek, %2’sini dokunarak, %4’ünü koklayarak, %10’unu duyarak ve %83’ünü çevresindeki olayları gözlemleyerek öğrenmektedirler.  

Peki ya çoğunluk neye göre belirleniyor, nelere dikkat ediyor?

fongogo

1-) Projenin Amacı: Kampanya detaylarında eğer topluma, geleceğe, ya da bireye faydalı olduğu net bir şekilde belirtilirse, kitleler kendilerini yakın hissederek, projelerde fon kullanma olasılıkları yüksek olacaktır. 

2-) Sürpriz Ödüller: Kullanıcı kitlenin fonlamada bulunacağı düşük destek miktarından başlayarak git gide artan destek miktarlarıyla sürpriz hediyelerin verilmesi, destekçiler için seçme şansı ve dolayısıyla fonlama için sebep sunmak anlamına gelmektedir.  

3-) Çoğunluğa Uyma Psikolojisi: Hedeflediği destek tutarına yaklaşan projeler, kullanıcı kitlesi tarafından projeye olan güveni arttırıyor. Baştan destek alan projelerin, genel olarak hedefine hızlıca ulaştığını gözlemliyoruz.

4-) Proje Sahibinin Başarıları: Eğer proje sahibinin daha önce başarıya ulaşmış ve gerçekleşmiş projesi var ise, destekçilerin bu yeni proje girişiminde de başarılı olacağına baştan ikna olmaları daha kolaydır. Eğer yok ise de üzülmeyin, proje konusu kullanıcı kitlesi tarafından çarpıcı bulunursa, sizi bu girişimcilik yolunda şans vererek destekleyebilirler. 

5-) Saygınlık Kazanması: Açık bir şekilde sunulan isim listesinde, fonlamada bulunan kitlenin isimlerinin sergilenmesi destekçilerin itibar kazanmasına ve çevresi tarafından onaylanıp olumlu geri dönüş almaları da kitlesel fonlamada destekçilerin motivasyonlarından biridir.  

Hedef kitle seçimi kampayanın başarıya ulaşmasının en büyük etmenlerinden birisidir. Ancak asıl iş doğru hedef kitleyi seçtikten sonra onlara sunulması gereken projelerin önemli detaylarını aktarmaktır.  

0000000646953-1

Kalabalıkta her duygu, her davranış bulaşıcı, hem de ileri derecede bulaşıcıdır; öyle ki, bireyin kendi kişisel çıkarını kitle çıkarına feda ettiği görülür. / SIGMUND FREUD 

Kitlesel fonlama ile birlikte birçok girişim yatırımcılar ile platformumuzda bulaşarak, hayallerini gerçekleştirmeye yakınlaşacak. Peki girişimciler ve yatırımcılar şirket değerini nasıl belirleyebilirler?

Değerleme için şirketin ne aşamada olduğu çok önemlidir. Yeni başlayan bir şirket ile 3 senelik bir şirketin değerleme yöntemleri yüksek ihtimal farklı olacaktır. Peki girişimin bulunduğu sektörün, ürünün, takımın etkisi bu değerleme koşullarında ne kadar etkilidir?

Öncelikle alışılagelmiş değerleme metodlarının startup’lar için ne kadar uygun olduğunu inceleyelim:

- Şirket değerlemesi için birçok farklı model kullanılabilir. Olgunlaşmış, geçmiş dataları bulunan ve hatta varlık satışında bulunmak isteyen şirketler için yapılan değerlemeler ciddi analizlere dayalıdır. Bu detaylı analizler arasından DCF (Discounted Cash Flow) yani İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi en çok kullanılanlardandır. Bu yöntemde şirketin gelecek yıllardaki nakit akışları belirlenen indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen bu değer şirket değeri olarak kullanılır. Ancak, girişimler erken aşamada ise veya hızlı büyüme odaklı iseler nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacaktır. Ayrıca geçmiş yıllara ilişkin veri de çoğu zaman yoktur; o yüzden gelecek yılların tahminini de belirsiz datalar üzerine yapmak çok zordur.

- Bir diğer yöntem Favök çarpanı gibi şirketin var ise geçmiş ve gelecek operasyonel karlılığına bakılıp, piyasadaki diğer benzer şirketlerin çarpanlarına bağlı olarak bir değerleme metodu kullanılmasıdır. Bu çarpan sektörden sektöre değişir ve şirketin karlılık oranı, büyüme hızı, pazarın büyüme hızı gibi faktörlerden etkilenir. Ancak, girişimlerin yine geçmiş datalarının olmaması veya büyüme potansiyeline uygun olarak yatırım arayışında olduğu için bu metod da girişimler için çok kullanılabilir bir yöntem olmaktan çıkmaktadır.

Değerleme yöntemleri hakkında geçmiş datası olan, olgun şirketler için kitaplar dolusu yazılmıştır. Peki yeni başlayan veya büyüme aşamasında olan bir girişimin değerleme yöntemi nasıl olmalı?

Girişimlerin 6 ay sonraki finansallarını bile tahmin etmek sayısız varsayıma dayalıyken, gelecek nakit akış tabloları, FAVÖK’leri belirlemek ne kadar akıllıca olacaktır? O yüzden dünyada girişimlere olan merak, bireysel yatırımcılar tarafından arttıkça kurumsal olmayan ama hızlı ve çözüm getiren değerleme metodları ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan biri ve bizim en sevdiğimiz model, “ScoreCard method” olarak bilinen Angel Capital Association’ın kurucusu Bill Payne tarafından geliştirilen, girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Şirkete en yakın global rakiplerin ilk yatırım turları (veya 2. evre yada 3.evre büyüklüklerine göre yatırım turları) listelenir. Medyan ile bir yatırım öncesi değerleme çıkartılır. Sonrasında ekip, pazar büyüklüğü, ürün, rekabet, ortaklıklar, ek yatırım ihtiyacı gibi konularda ağırlık belirlenir ve kendi şirketinizin bu bakımdan ne oranda daha iyi ya da daha kötü olduğu belirlenir. Ağırlık ve karşılaştırma oranları çarpılarak her başlık için bir faktör belirlenir. Faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpıldığında şirketinizin göreceli değerlemesine ulaşacaksınız (Kaynak: http://magazine.startus.cc/scorecard-pre-money-valuation-method-explained/)

Buradaki “göreceli” kelimesine dikkat etmenizi rica ederiz. Bu bakımdan, farklı değerleme yöntemleri ile de şirketinizi nasıl değerlendirdiğinizi hem kendinize hem yatırımcınıza kanıtlamanızı öneririz. 2. ve diğer sevdiğimiz model “Dave Berkus’s Checklist Method” olarak bilinen şirketin yetkinliklerine verdiğiniz ağırlıklı ortalamaya göre hesaplanan değerleme türüdür. Yatırımcıların özellikle girişimlerde aradıkları özelliklere bağlı olarak hızlıca değerlemelerini bulmalarında faydalı bir yöntem olarak bilinir. Takım, fikir, ürünün gelişimi ve korunumu, stratejik ilişkiler ve operasyonel durumu gibi şirketin bulunduğu seviyeye bağlı olarak toplamda 5 başlık olacak şekilde her başlığa 0 ile 500bin USD arası bir yatırım öncesi değer belirlenir. Şirketin seviye oranı ve ilgili her başlığın değerlemesi çarpılıp, gelinen toplam tutar şirketin değerlemesi olarak kabul edilir (Kaynak: http://blog.gust.com/248/)

Diğer bir yöntem olarak da beğendiğimiz Türkiye’de kimi girişim sermayesi fon şirketlerinin 3 yıl sonunda şirketin elde etmesi planlanan FAVÖK miktarına bakıp, onu çıkış yapabilecekleri tahmini bir çarpan ile çarpıp %45 gibi ciddi bir indirim oranı ile bugünkü değerine getirdiklerini biliyoruz.

Bu işlemleri kendi şirketleriniz için uyguladığınızda genelde şirketinizi hayal ettiğiniz nokta hep yüksek olacağı için (aksi taktirde bu işe başlamazdınız), sizin ayaklarınız biraz daha yere indirip, yatırımcı ile buluşabileceğiniz noktaya getirebilmek için ek bir yöntem daha var. Şirkete şimdiye kadar yaptığınız yatırımları toplayıp (çalışma saat ve normalde almanız gereken ücret dahil) şirketin yatırım öncesi değerini bulabilirsiniz.

Bizim önerimiz, birçok farklı model sonrası şirketinizin değerlemelerini alt alta yazın. Bir medyan çıkararak şirketin değerlemesini belirlemenizdir (yani 4 metod kullandınız: 1. Metot 1,8m USD yatırım öncesi değerleme; 2. Metod: 1,7m USD değerleme; 3. Metod:1,5m USD değerleme; 4. Metod 200KUSD değerleme. 1. ve 4. metod medyan sebebiyle kendilerini eler – en yüksek en düşük birbirini götürür. Geriye kalan 2 ve 3. metotların da ortalamasını alarak şirketin değerlemesini bulabilirsiniz)

Son olarak, biz her zaman ek olarak girişim dünyasında bir model daha olduğunu savunuyoruz. O da hissiyat. Ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar şirket hissesini bu anlamda paylaşmak istediğinizi terazinin bir kefesine diğer kefesine ise hesaplarınız sonunda çıkan değerlemeyi koymanız lazım. Önemli olan, bu terazi ile çıkaracağınız değerler hep dengede kalsın. Aksi taktirde, biraz daha dayanmalı ve belki de daha iyi bir değerleme ile yatırımcılarla görüşmeye başlamalısınız.