Gorsel1

Aklınıza müthiş bir fikir geldi. Hem kendi yaşadığınız hem de insanların yakındığını gördüğünüz bir sorunu çözüyorsunuz.

İnsanlarla görüştünüz, anketler yaptınız fikrinizin ihtiyaç olduğunu doğruladınız ve sonunda girişiminize başlama kararı aldınız.

Küçük bir ekip oluşturdunuz ürününüzün bir prototipini çıkardınız ve artık bu işi geniş kitlelere yaymak için bir şeye daha ihtiyacınız var: maddi kaynak.

Kitlesel fonlama dışında maddi kaynak bulmanızın yollarından biri de ihtiyacınız olan parayı yatırımcılardan toplamaktır.

Ancak yatırımcılarla konuşurken çoğu erken aşama girişimin görüşme sırasında şansını düşüren bazı söylemler var. Bugün sizlere yatırımcılarla görüşürken dikkat etmeniz gereken bazı faktörlerden bahsedeceğiz.

 

1) “Rakibimiz yok” Demek

Gorsel2

Herkes tarafından bilinen bir şeydir ki “Rakibiniz yoksa, pazar da yoktur.”

Pazarda farkında olmadığınız ancak gerek doğrudan gerekse dolaylı yoldan onlarca rakibiniz mutlaka var. Rakibiniz mutlaka sizinle aynı işi aynı şekilde yapmak zorunda değildir. Çözdüğünüz sorunu farklı bir yöntemle çözen şirketler, ya da fark etmediğiniz ancak müşterilerinizin bu sorunu çözmek için kullandığı farklı yöntemler olabilir.

Yatırımcılarla görüşürken rakibinizin olmadığını söylemek sizi görüşmede 1-0 geriye düşürebilir.

 

2) Yatırıma İhtiyacım Yok Demek

Gorsel

 

Yatırıma ihtiyacınız olmadığı bir zamanda bağlantı kurmak adına yatırımcılarla görüşmek sıkça yapılan bir hatadır.

Yatırımcılar genellikle büyüme potansiyeli olan girişimlere doğru zamanda yatırım yapmak için girişimcilerle görüşür. Haricinde ihtiyacınız olmadığı zamanlarda yatırımcıların vaktini alıp ihtiyacınızın olmadığını söylemeniz kötü bir izlenim bırakabilir.

 

3) Gizlilik Sözleşmesi İmzalanmasını İstemek

Gorsel

Fikrinizi koruma altına almanın birçok yolu var ancak büyük ihtimalle bugüne kadar kimsenin aklına gelmemiş değildir.

Ayrıca sizden duyan birinin toplantıdan çıkınca kendisinin de yapabileceği bir fikriniz varsa zaten bu fikrin ederi gizlilik sözleşmesiyle koruma altına alınabilecek değerde değildir.

Girişiminizle ilgilenen bir yatırımcıya görüşmede gizlilik sözleşmesi imzalamasını istemeniz çoğu yatırımcının girişiminize karşı ilgisini dağıtacaktır. Fikriniz endüstriyel veya bilimsel alanda çığır açacak bir buluşsa paten başvurunuzu yapıp patentinizi elinize aldıktan sonra korunmasını garanti altına alabilirsiniz.

Ancak haricindeki hiçbir çözüm sizin fikrinizin başkaları tarafından da yapılamayacağını garanti altına almayacaktır.

 

4) İlk Görüşmede Hemen Parayı İstemek

Gorsel

Bir yatırımcıyla toplantı ayarlamış olmanız demek o yatırımcının girişiminize para yatırmaya o gün hazır olduğu anlamına gelmez. İlk görüşmeler yatırımcıya daha çok fikrinizi, vizyonunuzu ve gelecek planlarınızı açıklamak içindir.

Olumlu geçen ilk görüşmeden sonra yatırımı alacağınız günün birkaç aydan fazla bir süreye kadar uzayabileceğini bilmenizde fayda var.

 


Eğer bir yatırım turunu kapatmayı başardıysanız ve hatta birkaç yerde haberiniz de çıktıysa bunu sakın bir girişimcilik başarısı olarak algılamayın. Yatırım almak sadece sizin girişiminizin ilerde büyüyeceğini öngören birkaç kişinin şirketinizin belirli bir hissesini bir miktar para karşılığı satın almış olması demektir.

Yatırım almanın bir başarı olmadığını sermayesini yatırımcılardan sağladıktan birkaç yıl sonra batan onlarca örnekte de görebiliyoruz.

Girişiminizin başarılı olması için yatırımı değil, müşteriyi önemseyip en iyi deneyimi sunmalısınız.

Ekran Resmi 2019-02-26 04.25.42

 

21. Yüzyılda teknolojik bir iş kurmak, bilginin ulaşılabilirliğinin hiç olmadığı kadar kolay olduğunu ve internete bağlı bir bilgisayar ve bir telefonla düşük maliyetle ölçeklenebilir büyük işler kurgulanabileceğini düşündüğümüzde oldukça kolay; ancak bu kolaylığın getirdiği, teknolojinin yayılmasının tetiklediği rekabeti de göz önünde bulundurduğumuzda bir o kadar da zor görünüyor.

Ve bu girişimlerin kurulduktan sonra aşama katedebilmeleri için maddi kaynak ihtiyaçları doğuyor.

Her geçtiğimiz gün hem yerli hem yabancı onlarca teknoloji tabanlı iş melek yatırımcılardan, risk sermayesi fonlarından milyonlarca dolar yatırım kaynağı ediniyorlar.

Ancak girişimlerin büyümeleri için kaynak bulabilecekleri tek alternatifleri yatırım almak değil.

Yatırım ekosistemine kıyasla kitlesel fonlama kampanyalarının fonlanma hacimleri de her geçen gün artıyor.

Gelin teknolojik bir girişimin kitlesel fonlama projesi başlatması için vereceğimiz 5 nedeni birlikte inceleyelim.

1) Fikrinizi doğrulama şansınız olur

via GIPHY

Fikrinizi birinin cebinden parasını çıkarıp henüz tamamlamadığınız ya da geliştirmek için çabaladığınız ürününüze ödeme yapmasından daha iyi bir şekilde valide edemezsiniz. Eğer ürününüz ilgi görüyorsa, tebrikler! Bir soruna gerekli çözümü getiren bir ürün ürettiğinizin işareti olabilir.

2) Ürününüzü tanıtabilir ve pazarlayabilirsiniz

Ekran Resmi 2019-02-26 04.41.32

Girişiminizi “podyuma” çıkarmak terimi tam anlamıyla kitlesel fonlama için geçerli bir terim olacaktır. Ürününüzü sunacak, özelliklerini tanıtacak ve bir platformda daha görünür olacaksınız. Globalde kitlesel fonlama kampanyası başlatan proje sahibi websitelerine gelen trafiğin en az %25’inin kitlesel fonlama platformlarından geldiğini söylüyor.

3) Hikayenizi anlatın!

via GIPHY

Simon Sinek şöyle demiş: “İnsanlar yaptığınız şeyi satın almazlar, yapma nedeninizi satın alırlar.”

Kitlesel fonlama kampanyası hikayenizi anlatmak için mükemmel bir fırsat. Kim olduğunuzu, ne yarattığınızı ve bu dünyaya katmak istediğiniz faydayı anlatın.

4) Kısıtlı zamanda büyük iş çıkarma amacı

Ekran Resmi 2019-02-26 04.46.42

Kısıtlı bir zamanda belirlediğiniz bir fonlama hedefine doğru zamana karşı yarışırken bu duyguyu ziyaretçilere de eş zamanlı olarak yaşatırsınız. Projenizi fonlayan insanlar da zaman daraldıkça yarattığınız kurgudaki ürünü alma heyecanıyla size katılabilir, tekrar bir ödül alabilir ya da projenizi diğer platformlarda paylaşabilir.

5) Müşterisi hazır ürününüzü, müşterilerinizin fikrini alarak tasarlayabilirsiniz

Ekran Resmi 2019-02-26 04.58.22

Birçok proje sahibi kampanyayı başlatır başlatmaz çeşitli platformlardan ürünleriyle alakalı geri bildirim almak için soru havuzları ve gönderiler oluşturur. Bu hem ziyaretçilere ürün üzerinde fikir sahibi olma duygusunu yaşatır hem de size ürününüz hakkında tahmin edebileceğinizden daha fazla iç görü toplama şansı verir.

Kitlesel fonlama ile birlikte birçok girişim yatırımcılar ile platformumuzda bulaşarak, hayallerini gerçekleştirmeye yakınlaşacak. Peki girişimciler ve yatırımcılar şirket değerini nasıl belirleyebilirler?

Değerleme için şirketin ne aşamada olduğu çok önemlidir. Yeni başlayan bir şirket ile 3 senelik bir şirketin değerleme yöntemleri yüksek ihtimal farklı olacaktır. Peki girişimin bulunduğu sektörün, ürünün, takımın etkisi bu değerleme koşullarında ne kadar etkilidir?

Öncelikle alışılagelmiş değerleme metodlarının startup’lar için ne kadar uygun olduğunu inceleyelim:

- Şirket değerlemesi için birçok farklı model kullanılabilir. Olgunlaşmış, geçmiş dataları bulunan ve hatta varlık satışında bulunmak isteyen şirketler için yapılan değerlemeler ciddi analizlere dayalıdır. Bu detaylı analizler arasından DCF (Discounted Cash Flow) yani İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi en çok kullanılanlardandır. Bu yöntemde şirketin gelecek yıllardaki nakit akışları belirlenen indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen bu değer şirket değeri olarak kullanılır. Ancak, girişimler erken aşamada ise veya hızlı büyüme odaklı iseler nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacaktır. Ayrıca geçmiş yıllara ilişkin veri de çoğu zaman yoktur; o yüzden gelecek yılların tahminini de belirsiz datalar üzerine yapmak çok zordur.

- Bir diğer yöntem Favök çarpanı gibi şirketin var ise geçmiş ve gelecek operasyonel karlılığına bakılıp, piyasadaki diğer benzer şirketlerin çarpanlarına bağlı olarak bir değerleme metodu kullanılmasıdır. Bu çarpan sektörden sektöre değişir ve şirketin karlılık oranı, büyüme hızı, pazarın büyüme hızı gibi faktörlerden etkilenir. Ancak, girişimlerin yine geçmiş datalarının olmaması veya büyüme potansiyeline uygun olarak yatırım arayışında olduğu için bu metod da girişimler için çok kullanılabilir bir yöntem olmaktan çıkmaktadır.

Değerleme yöntemleri hakkında geçmiş datası olan, olgun şirketler için kitaplar dolusu yazılmıştır. Peki yeni başlayan veya büyüme aşamasında olan bir girişimin değerleme yöntemi nasıl olmalı?

Girişimlerin 6 ay sonraki finansallarını bile tahmin etmek sayısız varsayıma dayalıyken, gelecek nakit akış tabloları, FAVÖK’leri belirlemek ne kadar akıllıca olacaktır? O yüzden dünyada girişimlere olan merak, bireysel yatırımcılar tarafından arttıkça kurumsal olmayan ama hızlı ve çözüm getiren değerleme metodları ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan biri ve bizim en sevdiğimiz model, “ScoreCard method” olarak bilinen Angel Capital Association’ın kurucusu Bill Payne tarafından geliştirilen, girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Şirkete en yakın global rakiplerin ilk yatırım turları (veya 2. evre yada 3.evre büyüklüklerine göre yatırım turları) listelenir. Medyan ile bir yatırım öncesi değerleme çıkartılır. Sonrasında ekip, pazar büyüklüğü, ürün, rekabet, ortaklıklar, ek yatırım ihtiyacı gibi konularda ağırlık belirlenir ve kendi şirketinizin bu bakımdan ne oranda daha iyi ya da daha kötü olduğu belirlenir. Ağırlık ve karşılaştırma oranları çarpılarak her başlık için bir faktör belirlenir. Faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpıldığında şirketinizin göreceli değerlemesine ulaşacaksınız (Kaynak: http://magazine.startus.cc/scorecard-pre-money-valuation-method-explained/)

Buradaki “göreceli” kelimesine dikkat etmenizi rica ederiz. Bu bakımdan, farklı değerleme yöntemleri ile de şirketinizi nasıl değerlendirdiğinizi hem kendinize hem yatırımcınıza kanıtlamanızı öneririz. 2. ve diğer sevdiğimiz model “Dave Berkus’s Checklist Method” olarak bilinen şirketin yetkinliklerine verdiğiniz ağırlıklı ortalamaya göre hesaplanan değerleme türüdür. Yatırımcıların özellikle girişimlerde aradıkları özelliklere bağlı olarak hızlıca değerlemelerini bulmalarında faydalı bir yöntem olarak bilinir. Takım, fikir, ürünün gelişimi ve korunumu, stratejik ilişkiler ve operasyonel durumu gibi şirketin bulunduğu seviyeye bağlı olarak toplamda 5 başlık olacak şekilde her başlığa 0 ile 500bin USD arası bir yatırım öncesi değer belirlenir. Şirketin seviye oranı ve ilgili her başlığın değerlemesi çarpılıp, gelinen toplam tutar şirketin değerlemesi olarak kabul edilir (Kaynak: http://blog.gust.com/248/)

Diğer bir yöntem olarak da beğendiğimiz Türkiye’de kimi girişim sermayesi fon şirketlerinin 3 yıl sonunda şirketin elde etmesi planlanan FAVÖK miktarına bakıp, onu çıkış yapabilecekleri tahmini bir çarpan ile çarpıp %45 gibi ciddi bir indirim oranı ile bugünkü değerine getirdiklerini biliyoruz.

Bu işlemleri kendi şirketleriniz için uyguladığınızda genelde şirketinizi hayal ettiğiniz nokta hep yüksek olacağı için (aksi taktirde bu işe başlamazdınız), sizin ayaklarınız biraz daha yere indirip, yatırımcı ile buluşabileceğiniz noktaya getirebilmek için ek bir yöntem daha var. Şirkete şimdiye kadar yaptığınız yatırımları toplayıp (çalışma saat ve normalde almanız gereken ücret dahil) şirketin yatırım öncesi değerini bulabilirsiniz.

Bizim önerimiz, birçok farklı model sonrası şirketinizin değerlemelerini alt alta yazın. Bir medyan çıkararak şirketin değerlemesini belirlemenizdir (yani 4 metod kullandınız: 1. Metot 1,8m USD yatırım öncesi değerleme; 2. Metod: 1,7m USD değerleme; 3. Metod:1,5m USD değerleme; 4. Metod 200KUSD değerleme. 1. ve 4. metod medyan sebebiyle kendilerini eler – en yüksek en düşük birbirini götürür. Geriye kalan 2 ve 3. metotların da ortalamasını alarak şirketin değerlemesini bulabilirsiniz)

Son olarak, biz her zaman ek olarak girişim dünyasında bir model daha olduğunu savunuyoruz. O da hissiyat. Ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar şirket hissesini bu anlamda paylaşmak istediğinizi terazinin bir kefesine diğer kefesine ise hesaplarınız sonunda çıkan değerlemeyi koymanız lazım. Önemli olan, bu terazi ile çıkaracağınız değerler hep dengede kalsın. Aksi taktirde, biraz daha dayanmalı ve belki de daha iyi bir değerleme ile yatırımcılarla görüşmeye başlamalısınız.

Birinci bölümde kitlesel fonlama nedir; şu an mevcut yapıda neler oluyor; nasıl yatırımlar yapılıyor diye kısa kısa bilgiler verdik.

Kitlesel fonlamanın 3 ana modelinden bahsettik. Bağış, ödül ve hisse. Oysa borç vermeye dayalı ek bir model daha var. “Peer to peer lending” yani “taraflar arası borç” olarak isimlendirilen bu model, bir süre daha Türkiye’nin gündeminde değil. Ancak, pazar büyüklüğü ve ekonomiye katkısı çok yüksek bir model.  O yüzden, zaman içerisinde bu alanın da gündeme geleceğine inanıyoruz.

Bo

Dünya pazarına bakacak olursak, kitlesel fonlama bu 4 kategoride 2013 yılında toplamda 12 milyar USD büyüklüğündeyken, 2015 yılında 140 milyar USD büyüklüğe ulaşmıştır (Kaynak: Cambridge Centre for Alternative Finance industry). Bu pastanın en büyük dilimi 134 milyar USD büyüklüğü ile borç verme tarafına aittir.

2015 yılında 5,2 milyar USD büyüklüğü olan kalan 3 diğer kitlesel fonlama yönteminden (ödül, bağış ve hisse), hissenin 3 milyar USD hacmi bulunmaktadır. Diğer modellere göre sonradan başlayan hisse bazlı kitlesel fonlamanın yıllık büyüme oranı diğer modellere göre çok daha yüksektir, bu da kitlesel fonlamanın hisse bazlı taraftaki olumlu duruşunu ortaya çıkartmaktadır.

Türkiye’de ise henüz gelişmemiş bir pazar olan kitlesel fonlama, özellikle hisse bazlı fonlamayı regüle edecek olan kitlesel fonlama kanunu ile birlikte girişimlerin ve yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Bu anlamda, sadece hisse bazlı model ile değil, ödül bazlı model ile de girişimciler neler yapabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Bizler de Fongogo olarak, bizimle direk temasa geçen her bir girişimci ile tek tek modellerini telefonda konuşarak yada yüz yüze anlamaya ve kitlesel fonlamada nasıl yer alabileceklerine dair beyin fırtınaları yapmaya çalışıyoruz.

Her türlü sorularınız için, bizimle direk irtibata geçebilirsiniz.

22382064_1488178584597483_8526128844964117801_o

5 Aralık 2017 tarihinde Hisse Bazlı Kitlesel Fonlama Yasası’nın geçmesi ile beraber, akıllardaki kitlesel fonlama nedir, küresel boyutta nasıl uygulanıyor, Türkiye’de şimdiye kadar neler yapılıyordu ve bu yasa ile beraber ne değişecek gibi konular daha çok artmaya başladı.

Fongogo olarak da Türkiye’de kitlesel fonlamada ilk olanlar arasında yer almamız ve şimdiye kadar 150’e yakın projenin desteklenmesini sağlamamız sebebiyle araştırmalarımızı ve ilgili ön görülerimizi size parça parça aktarmak istiyoruz.

Öncelikle, kitlesel fonlamanın ne olduğunu anlamaya çalışalım. Kitle ve fonlama kelimeleri yan yana gelince çok farklı bir yapı gibi gözükse de aslında imece usulü birlik olup, bağış yapmaktan, ürün veya servis almaya, ya da hisse almaya kadar birçok konunun kapsayacağı bir oluşumu ifade eder.

Türkiye’de şimdiye kadar ödül ve bağış tarafında birçok platform, yasal bir düzenlemeye gerek duymadan, destekçiler ile kampanya sahiplerini buluşturdu.Ancak, kitleler tarafından sağlanan bu destekler, girişimci ekosistemine hak ettiği şekilde yer alamadı. Özellikle, pazarın davranışlarının değişmesinin zaman alması sebebiyle kurumsal firmaların bu anlamda desteklerinin önemi daha çok ortaya çıktı.

Kitlesel fonlama yasasının gelmesi ile beraber, girişimciler aslında ödül bazlı tarafta da yer alabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Platform sahipleri de yasa ile birlikte startup olarak ifade edilen daha ölçeklenebilir girişimci modellerine ek olarak, restoran sahiplerinden butik ve özel bir ürün çıkartan girişimciye kadar ulaşacakları kitlenin artması sebebiyle bu alana ayırdığı eforu daha da arttırdı.

Bu yasa öncesinde/veya kitlesel fonlamanın sonunda hakkettiği popülariteye ulaşmadan önce, startup ekosisteminde özellikle küresel büyüme potansiyeli gösterebilecek girişimler akıllara geliyor ve sınırlı yatırımcı kitlesi genelde 5-10 çarpanlarla çıkışları hedefleyerek yatırımlar yapıyordu. Genelde, henüz ticarileşmemiş veya Arge için sürece ihtiyacı olan girişimler Tübitak ve Kosgeb destekleri ile belli bir aşamaya gelmeye çalışıyordu. Diğer bir yandan, lifestyle olarak adlandırılan, yani ortaklarını büyük çıkışlar yaptıramayabilen, ancak karlı olması kaçınılmaz şirketler de genelde kredilere yönlendiriliyordu.

Oysa, halkla en baştan, fikirden bile olabilir, buluşan ve talep gören projelerin başarısı kaçınılmaz olacaktır. Bu anlamda, ödül bazlı tarafın özellikle girişimci ekosisteminde yer edinmesi ve daha çok yaygın hale gelmesi gerekmektedir.

Hisse bazlı taraf ise, şirketin ortağı olmayı gerektirdiği için, yasal düzenlemelere elbette tabi olmalıdır. Bu yasal düzenlemeler, ne kadar çağın ve dijital teknolojinin faydalarına paralel şekilde hazırlanır ve ek teşvik olarak maliyetler ve vergiler azaltılırsa, pazarın bu yönde akışı durdurulamaz olacaktır.
Önümüzdeki günlerde, Kitlesel Fonlama Derneği’mizin Hisse Bazlı Kitlesel Fonlama Yasası yönetmeliği için yaptığı çalışmalar SPK ile paylaşılıp, sonuçlandırılacak.

Sizleri ara ara bu konuda ayrıca bilgilendireceğiz. Ama dediğimiz gibi, ödül bazlı tarafta yasaya gerek yok. Siz girişimcilerimizi bekliyoruz 

RockThePost ekibi bu yılın başlarında ilginç bir çalışma yapıp yayınlamıştı. İlk aşamadaki startupları inceleyerek ve bu startupların yatırımcılarını da yakın mercek altına alarak en aktif melek yatırımcıların listesini yaptı. İşte bu çalışmaya göre, en aktif 8 melek yatırımcı!

melekee

1)Jeff Bezos

Kurucu, başkan, CEO ve Amazon.com’un yönetim kurulu başkanı.  Onun liderliği altında amazon.com dünyanın en büyük e-ticaret sitesi haline geldi ve birçok internet modeline de ilham kaynağı oldu. 1999 yılında Time Dergisi, onu “Person of the Year” seçti.  2011 yılında The Economist Dergisi tarafından Amazon Kindle için İnovasyon Ödülü’ne layık görüldü.

Şehir: Seattle, Washington

Yatırım: 11,  1.5 milyon dolardan başlayan.

En Son Yatırımları: Domo ve Everfi

2) Paul Buchheit

Silikon valisi çıkışlı 30 farklı markette yer alan 550′den fazla şirket tarafından fonlanan  Y Combinator ortaklarındandır. Bu şirketler arasında, Reddit, Dropbox ve Airbnb yer alır. Forbes 2012′de, Y Combinator’ı en iyi startup kuluçka merkezlerinden biri olarak gösterdi.

23 yaşında Gmail’in birçok inovatif özelliğini geliştirdiği Google için çalışmaktaydı. Google AdSense’in orijinal prototipini geliştirerek, Google’un ünlü mottosu “Don’t be evil”ı (kötü olma) yarattı.

Yatırımlar: 61, 70bin dolardan başlayarak.

3)Jeff Clavier

Silikon Valisinde bulunan ve bu zamana kadar 150′den fazla yatırım yapan SoftTech VC’nin kurucularından ve yönetici ortaklarından.  SoftTech VC’in desteklediği startuplardan bazıları: Mint, Kongregate(GameStop), Milo(eBay), Wildfire (Google) ve Class Dojo.

Time Dergisi Clavier’i 2008′de webdeki en etkili 25 isim arasında gösterdi.

Yer: Silikon Valisi

İlgi Alanları: Mobil, parasallaşma altyapısı, pazar yerleri ve e-ticaret

Yatırım: 17, 50bin dolarla 6milyon dolar arası.

4)Paul Graham

Y Combinator ortaklarından. 1995′te, Graham Robert Morris’le beraber Viaweb’i yarattı. İlk etkin sunucu sayfası 1998′te Yahoo oldu! 2002′de spam filte algoritması geliştirdi ve bu geliştirdiği teknik ne jenerasyon filtreler için ilham kaynağı oldu. Businessinsider.com onu ilk 50 yatırımcı arasında gösterdi.

Yer: San Fransisco, Bay Area

Yatırım: 8, 100bin dolardan 1.6 milyon dolara.

5)David Lee

Twitter, Foursquare, Flipboard, Dropbox, Airbnb gibi şirketlerdeki yatırımlar için bir melek fonu olan SV Angel’in kurucularından ve yöneticilerinden.  Temmuz 2012′de Businessinsider.com onu ilk 50′de yer alan yatırımcılar arasından gösterdi.

Yer: Los Angeles

İlgi Alanları:Reklamcılık, Analitik, Tüketim, Biyoinformatik

Yatırımları: 101, 25bin dolardan 250bin dolara.

6) Max Levchin

HVF, LLC’nin başkan ve CEO’su. PayPal kurucularından ve zamanında orada  CTO görevini de üstlendi. Paypal’a olan katkıları oldukça önemlidir. Ayrıca Gausebeck-Levchin testinin de yaratıcılarındandır. Businessweek.com onu ilk 12 yatırımcı arasında göstermiştir.

 Yer: San Fransisco, Bay Area

İlgi Alanları: Biyoinformatik, Tüketici interneti, eğitim, pazaryerleri, mobil, ödeme sistemleri, güvenlik ve sosyal medya

Yatırımlar: 34, 25bin dolardan başlayan.

7)Benjamin Ling

Benjamin Ling, çevreci teknolojiler ve internet, mobil, silikon teknoloji alanları gibi geleneksel girişim konuları üzerine çalışan bir girişim sermaye şirketi olan Khosla Ventures’da girişimci ve yatırımcı olarak çalışıyor. Bu ek olarak Facebook ve Google’da üst düzey pozisyonlarda yer almaktadır.

Yer: San Francisco, Bay Area

İlgi Alanları: Chat, tüketici interneti, e-ticaret, mobil

Yatırımlar: 81, 50bin dolardan 250bin dolara.

8)Marissa Mayer

Marissa Yahoo!’nun  başkanı ve CEO’su. Öncesinde ise, Google’da başkan yardımcılığı yapmaktaydı. Mayer’i başarısını farkeden yayınlar oldukça fazla. Bunların arasında, New York Times, Newsweek ve BusinessWeek yer alıyor. Fortune dergisi Mayer’e en güçlü kadınlar listesinde yer verdi, üstelik listedeki en genç isim oydu.

İlgi Alanları: Otomativ, gijital medya, email, enerji, ik, pazaryerleri, mobil, mobil oyunlar ve mobil ödemeler.

Yatırımlar: 12

Kaynak: Forbes