Ali Cebi Foto

Herkese merhaba. İsmim Ali Çebi, Fongogo’nun kurucu ortaklarındanım. 5 sene boyunca ortaklarım ve ekibimle emek verdiğim, birçok hayalin gerçekleşmesine aracılık etmiş olan ve oluşumunun başından beri içinde olmakla gurur duyduğum Fongogo’yu bir de benden dinlemenizi istedim.

2013 Ocağında Akbank’da bir Endeavor konferasındaydım. Keyifli paneller, iyi seçilmiş bir konuşmacı kitlesi vardı. 2011’de yurtdışından Türkiye’ye dönmemin ardından kendime aile ofisimizde menkul ve gayrimenkullerin yönetiminden ve aynı zamanda alternatif sektörlere yapılan yatırımlardan sorumlu bir rol oluşturdum. Alternatif sektörlerden biri teknolojiydi. Günümüzün hızla değişen dünyasında yatırımcı olarak bu alanda aktif olmamak bana çağımızın gerisinde kalmak gibi geliyordu. Rolüm gereği yaklaşık 1 yıldır Türkiye ve dünyadaki melek yatırım ve girişim ekosistemini yakından takip etmeye başlamıştım. Melek yatırım ağı toplantılarına giriyor, girişimciler ve yatırımcılarla tanışıyor, yabancı yatırım fırsatları için yurtdışı kanalları oluşturuyordum. Hatta sürekli övündüğüm birkaç yatırım yapmıştım bile. Yatırım bankacılığı kökenimden dolayı yabancı olduğum süreçler değildi bunlar. Fakat Endeavor konferansı benim için diğer yatırım ve girişim odaklı konferanslardan farklıydı. Fongogo’nun temelleri bu konferansta atıldı. İlk defa bu konferansta katılımcılardan birinden girişimcilerin alternatif finansman bulmak için kullandıkları “kitlesel fonlama” platformlarının varlığını öğrendim. Çok ilgimi çekmişti. Bir çok melek yatırım toplantısına girmiştim ve yatırım süreçlerinin ne kadar yavaş ilerlediğini deneyimlemiştim. Bazen süreçler bırakın girişimciyi yatırımcıyı bile vazgeçirecek hızda ilerliyordu. Girişimci bir melek yatırım ağından bulamadığı fonu farklı birkaç melek yatırım ağından toplamaya çalışıyordu; her bir ağın yatırım süreci nerden baksanız bir kaç ay… Melek yatırım ağları dışında erken safha yatırım yapan melekler küçük yatırımlar yapıyordu, bu yüzden teker teker meleklere gitmek girişimci için bitmeyen bir işkence haline geliyordu. Kitlesel fonlama bu sorunlara ilaç gibiydi. Girişimlerin erken safha yatırım gereksinimlerini, projelerini kitlelere açarak küçük miktarlarla sağlamalarına aracı olan platformlardı bunlar. Projelerini direk görücüye çıkarıp finansman eksiklerini ileride ürünlerinin kullanıcılarından sağlayabiliyorlardı. Bir taşla iki kuş, dahice bir fikir!

Fikrin bana verdiği heyecanla iki ortağımla Fongogo’nun altyapısını oluşturmaya başladık. Uzun bir çalışma sonucu Kasım 2013’de Fongogo yayındaydı! Fongogo’yu başından itibaren belli bir sektörle kısıtlamak istemedik. Erken safha finansman arayan her türlü projeye açtık. Kitlesel fonlama ülkemizde daha çok yeni olduğundan başvuru taleplerinin ve desteklerin bizi yönlendirmesini istedik. Fongogo’da bugüne kadar 684 proje yayınlandı, bunların 206’sı aradığı bütçeyi buldu, yayınlanan projelere 13,292 destekçi toplamda 16,605 kere destek oldu. En çok proje yayınlanan kategoriler 38% oranında Belgesel/Film, 13% oranında Eğitim, 11% oranında Teknoloji olduğunu görmekteyiz. Kitlesel fonlama yolculuğumuzun bu safhasında, kuruluş aşamamızda birçok insanın yabancı olduğu kitlesel fonlama algısını yavaş yavaş oturtmaya başladığımızı görüyorum. Fongogo isminin belli sektörlerde bir “household” isim olmaya başlaması bizi ayrıca gururlandırıyor.

Peki Fongogo’nun misyonu ve vizyonu nedir? Biz Fongogo olarak kitlesel fonlamanın her alanında yer almak istiyoruz. Bu metotla kaynak yaratmanın en az bankadan kredi almak ya da melek yatırım ağından yatırım bulmak kadar yaygın bir yöntem olması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Misyon ve vizyonumuz iki yönlü: Yatırım sürecini hızlandırıp demokratikleştirerek kaynağa ulaşımı kolay olmayan girişimcinin yanında olmak, girişim dünyasına ulaşımı kısıtlı olan yatırımcının yatırımlarını platformumuz aracılığıyla çeşitlendirmesini sağlamak. Birçok yatırımcıya kapalı olan erken safha yatırım dünyasını büyük bir kitleye açmak istiyoruz ve bu sayede girişim dünyasına can suyu olmak istiyoruz. Fikri, inancı ve fikrini hayata geçirecek planı olan her türlü girişimcinin önündeki en büyük engellerden biri olan finansman bariyerini aşmalarını sağlamak adına onların yanında olmayı amaçlıyoruz. Platformlarımızla hem girişimciye hem yatırımcıya fayda sağlamayı umuyoruz. Bunun yanı sıra toplumsal algıdan dolayı hibeler dışında yatırım almakta zorluk çeken sosyal girişimler için de ilk gidilecek adres olmaya devam etmek niyetindeyiz.

Hayallerimiz büyük, bu hayallere ulaşabilmek için kullanıcılarımızın desteği bizim için çok önemli. Bu vesileyle size, bize bugüne kadar inanmış bütün proje sahibi ve destekçilerimize, sonsuz teşekkür eder, platformumuz hakkındaki düşüncelerinizi her zaman duymak ister ve hizmetimizden memnun kaldıysanız kaynak arayışında olan tanıdıklarınıza Fongogo’yu önermenizi rica ederim. İlerleyen dönemde platformumuzdaki yenilikler için bizi takip etmeye devam etmenizi bütün kalbimle dilerim.

Kaynak: https://cemkafadar.net/2018/07/13/bugun-is-dunyasi-uzerine-kisa-bir-degerlendirme/

Kaynak: https://cemkafadar.net/2018/07/13/bugun-is-dunyasi-uzerine-kisa-bir-degerlendirme/

İş dünyasının stresi, girişimciliğin sebep olduğu bazı olumsuzluklar derken bazen insanlarla iletişim kurmakta zorlandığınızı düşünüyorsanız endişelenmeyin. Herkes aynı değildir, bu nedenle herkesle aynı şekilde iletişim kuramayabilir, herkesle anlaşamayabilirsiniz.

İş hayatınızın büyük bir bölümünü kapsayan insan ilişkilerinde kolaylıkla anlaşılır ve ikna edici bir insan olmanız için gereken özellikleri, sizler için 3 maddede toparladık :

1-     Önce Anlamaya Çalışın, Sonra Anlaşılmaya

Doğamız gereği, birini ya da bir olayı anlamaya çalışmaktan önce, anlaşılmak isteriz. Çoğu insan karşısındaki kişiyi anlamak için değil, cevap vermek için dinler. Konuşan kişiye kendini anlatmak, kendi hikayesini ya da şikayetini aktarmak için “dinliyor” görünümünün altında cevap vermeyi bekler. Anlaşılmayı beklemekten önce anlamaya çalışmak, sizi ön yargılarından ve egolarından uzak, yardım etmeye hazır bir insan olarak göstereceğinden, karşı tarafta güven uyandırırsınız ve güven, birçok başarının anahtarıdır.

2-     Sinerji Yaratın

Farklılıklar bazı insanları korkutur. Başkalarından farklı olmak ya da birinin diğerlerinden farklı hareket etmesi, olmaması gereken bir şeymiş gibi hissettirir. Fakat sinerji dediğimiz uyum, farklılıklarla beslenir. Herkes aynı olmak zorunda değildir. Herkes aynı düşünmek zorunda da değildir. Bu nedenle, aynı amaç ya da aynı görev  için birlikte hareket ettiğiniz insanları, çevrenizdeki farklılıkları bir arada sevin. Kendi sinerjinizi yaratın.

3-     Kendinizi Yenileyin

Yenilik ve değişim, insan doğasının engellenemez döngüsüdür. Zaman akıp giderken koşullar değişir, çevremizdeki insanlar değişir, işimiz değişir, kararlarımız, fikirlerimiz değişir. Biz değişiriz. Bu süreçte önemli olan nokta ; kendinize olan saygınızı yitirmeden yenilenmektir. Sürekli okuyarak, iyi olduğunuz bir alanda üretkenlik göstererek, spor yaparak, hiç görmediğiniz yerlere seyahat ederek, sadece sizinle aynı fikirde olan değil, aynı zamanda farklı fikirlere sahip insanlarla da iletişim kurarak kendinizi yenileyebilirsiniz. Yenilenmek, iş dünyasında size başarıların kapısını açacağı gibi ruhunuza da iyi gelecektir.

 

İstatistiklere göre teknoloji tabanlı girişimlerin ilerleyen yıllarda ancak %10′unun hayatta kaldığını biliyoruz.

Bu başarısızlıkların girişimlere ve girişimcilere göre çeşitli sebepleri olsa da CB Insights’ın yaptığı araştırma bize bu başarısızlıkların aslında çoğunda ortak sebepler olduğunu gösteriyor. Bu yazımızda girişimlerin başarısız olmasının en büyük 5 sebebini inceleyeceğiz.

 

5) Fiyatlandırma/Gider Sorunları

gorsel

 

Fiyatlandırma girişim başarısını konuştuğumuzda karşımıza çıkan en ince sanatlardan biri oluyor. Genellikle sunulan ürün veya servislerin sunulan fiyatı masrafları karşılamak için ideal ancak iş büyümeye ve daha fazla müşteri çekmeye gelince bu rakam bize istediğimiz karı vermeyebiliyor.

Dünya’nın en ünlü girişim hızlandırıcılarından Y Combinator’ün portfloyo girişimi olan Delight IO adlı girişim bu konuda yaşadıkları sorunu şu şekilde özetliyor:

“En pahalı aylık abonelik paketimiz 300 dolardı. İhtiyacı olan müşteriler asla fiyat konusunda şikayet etmediler. Normalde fiyatı kayıt kredilerinin sayısına göre çıkarıyorduk. Müşterilerimiz kayıtların uzunluğu hakkındaki kontrollerini kaybettilerinde, çoğu kredilerini limitlerine kadar kullanmayı tedbir edindiler. Planların biriken kayıt sürelerine göre belirlenmesi hem bize mantıklı geldi hem de abone olan insanların sayısından bunu anlamıştık.”

 

4) Rakibi Karşı Pazarda Yenik Düşmesi

gorsel

 

Bir fikir trend haline geldiğinde veya pazar uyumunu yakaladığında bu alana pek çok nişten girmek mümkün oluyor. Ancak pazardaki diğer işlere karşı olan yoğun dikkat sağlıklı olmadığı gibi, rakipleri yok saymak da istatistiklere göre 5′te 1 oranda girişim başarısızlığının temelini hazırlıyor.

 

3) Bu İş İçin Doğru Takımın Olmaması

gorsel

 

 

Farklı yetenek setlerine sahip karışık bir ekip yapısı girişimin başarısında kritik bir rol oynuyor. Başarısız olan girişim kurucularının başarısızlıkları hakkında kurdukları en yaygın iki cümle:

“Keşke başlarken bir teknik ortağım olsaydı.” ya da “Keşke girişimin iş elementleri kısmını sevvip çalışacak biri olsaydı.” oluyor.

Standout Jobs adlı girişimin başarıszlık sebebini açıkladığı konuşmada:

“Kurucu takımımız kendi başına bir prototip çıkaramıyordu. Bu bir hataydı. Eğer bir kurucu takım dışardan çok az bir destekle kendi içinde bir prototip çıkaramıyorsa bir girişim kurmamalılar. Biz girişimimize para yerine hisse opsiyonuyla katılacak kurucu ortaklar alabilecek durumdaydık ancak yapmadık.” şeklinde bahsediyor.

 

2) Nakit Paranın Bitmesi

gorsel

 

Para ve zaman sınırlıdır ve oldukça dikkatli harcanmalıdır. Parayı neye ne kadar harcamalıyız’ın doğru cevabı girişiminizin hayatta kalmasını verilere göre %30 ihtimalle artıracaktır.

Flud adlı girişimin bahsettiklerine göre paranın bitmesi genellikle ürün pazar uyumunu bulmak veya başarısız pivot denemeleri gibi diğer başarısızlık sebepleriyle de bağlantılı.

“Girişimimizin batma sebebi aslında daha fazla yatırım alma ihtimalimizin kalmamasıydı. Tüm söylenenlere ve verilere rağmen en zor kısım olan ürün/pazar uyumu arayışımızda (ve bunu paraya dönüştürmemizde) en sonunda tüm paramız bitti.

 

1) Pazar İhtiyacının Olmaması

gorsel

 

Girişimlerin %42′sinin başarısız olma sebebi diğer sorunları çözememekten öte, kurgulanan çözüme pazarın ihtiyacının olmaması oluyor.

Patient Communicator’ın bahsettiğine göre:

“Fark ettik ki, hiç müşterimiz yoktu çünkü kimse bizim sunduğumuz çözümle ilgilenmiyordu. Doktorlar daha fazla hasta istiyorlardı, daha verimli bir ofis değil.”

Treehouse Logic adlı girişim daha genel bir konseptte açıklayarak:

“Girişimler pazardaki bir sorunu çözmedikleri zaman başarısız oluyorlar. Biz uluslararası düzeyde ölçeklenebilir bir çözüm üretebilecek genişlikte bir sorunu hedef almıyorduk. Mükemmel bir teknolojimiz, alışveriş davranışları üzerine iyi bir verimiz, yeterli kadar ekspertizimiz ve mükemmel danışmanlarımız vardı ancak pazardaki bir acı noktasını ölçeklenebilir bir yoldan çözebileceğimiz bir iş modelimiz yoktu.” şeklinde bahsediyor.

 

 

 

 

 

Gorsel1

Aklınıza müthiş bir fikir geldi. Hem kendi yaşadığınız hem de insanların yakındığını gördüğünüz bir sorunu çözüyorsunuz.

İnsanlarla görüştünüz, anketler yaptınız fikrinizin ihtiyaç olduğunu doğruladınız ve sonunda girişiminize başlama kararı aldınız.

Küçük bir ekip oluşturdunuz ürününüzün bir prototipini çıkardınız ve artık bu işi geniş kitlelere yaymak için bir şeye daha ihtiyacınız var: maddi kaynak.

Kitlesel fonlama dışında maddi kaynak bulmanızın yollarından biri de ihtiyacınız olan parayı yatırımcılardan toplamaktır.

Ancak yatırımcılarla konuşurken çoğu erken aşama girişimin görüşme sırasında şansını düşüren bazı söylemler var. Bugün sizlere yatırımcılarla görüşürken dikkat etmeniz gereken bazı faktörlerden bahsedeceğiz.

 

1) “Rakibimiz yok” Demek

Gorsel2

Herkes tarafından bilinen bir şeydir ki “Rakibiniz yoksa, pazar da yoktur.”

Pazarda farkında olmadığınız ancak gerek doğrudan gerekse dolaylı yoldan onlarca rakibiniz mutlaka var. Rakibiniz mutlaka sizinle aynı işi aynı şekilde yapmak zorunda değildir. Çözdüğünüz sorunu farklı bir yöntemle çözen şirketler, ya da fark etmediğiniz ancak müşterilerinizin bu sorunu çözmek için kullandığı farklı yöntemler olabilir.

Yatırımcılarla görüşürken rakibinizin olmadığını söylemek sizi görüşmede 1-0 geriye düşürebilir.

 

2) Yatırıma İhtiyacım Yok Demek

Gorsel

 

Yatırıma ihtiyacınız olmadığı bir zamanda bağlantı kurmak adına yatırımcılarla görüşmek sıkça yapılan bir hatadır.

Yatırımcılar genellikle büyüme potansiyeli olan girişimlere doğru zamanda yatırım yapmak için girişimcilerle görüşür. Haricinde ihtiyacınız olmadığı zamanlarda yatırımcıların vaktini alıp ihtiyacınızın olmadığını söylemeniz kötü bir izlenim bırakabilir.

 

3) Gizlilik Sözleşmesi İmzalanmasını İstemek

Gorsel

Fikrinizi koruma altına almanın birçok yolu var ancak büyük ihtimalle bugüne kadar kimsenin aklına gelmemiş değildir.

Ayrıca sizden duyan birinin toplantıdan çıkınca kendisinin de yapabileceği bir fikriniz varsa zaten bu fikrin ederi gizlilik sözleşmesiyle koruma altına alınabilecek değerde değildir.

Girişiminizle ilgilenen bir yatırımcıya görüşmede gizlilik sözleşmesi imzalamasını istemeniz çoğu yatırımcının girişiminize karşı ilgisini dağıtacaktır. Fikriniz endüstriyel veya bilimsel alanda çığır açacak bir buluşsa paten başvurunuzu yapıp patentinizi elinize aldıktan sonra korunmasını garanti altına alabilirsiniz.

Ancak haricindeki hiçbir çözüm sizin fikrinizin başkaları tarafından da yapılamayacağını garanti altına almayacaktır.

 

4) İlk Görüşmede Hemen Parayı İstemek

Gorsel

Bir yatırımcıyla toplantı ayarlamış olmanız demek o yatırımcının girişiminize para yatırmaya o gün hazır olduğu anlamına gelmez. İlk görüşmeler yatırımcıya daha çok fikrinizi, vizyonunuzu ve gelecek planlarınızı açıklamak içindir.

Olumlu geçen ilk görüşmeden sonra yatırımı alacağınız günün birkaç aydan fazla bir süreye kadar uzayabileceğini bilmenizde fayda var.

 


Eğer bir yatırım turunu kapatmayı başardıysanız ve hatta birkaç yerde haberiniz de çıktıysa bunu sakın bir girişimcilik başarısı olarak algılamayın. Yatırım almak sadece sizin girişiminizin ilerde büyüyeceğini öngören birkaç kişinin şirketinizin belirli bir hissesini bir miktar para karşılığı satın almış olması demektir.

Yatırım almanın bir başarı olmadığını sermayesini yatırımcılardan sağladıktan birkaç yıl sonra batan onlarca örnekte de görebiliyoruz.

Girişiminizin başarılı olması için yatırımı değil, müşteriyi önemseyip en iyi deneyimi sunmalısınız.

Ekran Resmi 2019-02-26 04.25.42

 

21. Yüzyılda teknolojik bir iş kurmak, bilginin ulaşılabilirliğinin hiç olmadığı kadar kolay olduğunu ve internete bağlı bir bilgisayar ve bir telefonla düşük maliyetle ölçeklenebilir büyük işler kurgulanabileceğini düşündüğümüzde oldukça kolay; ancak bu kolaylığın getirdiği, teknolojinin yayılmasının tetiklediği rekabeti de göz önünde bulundurduğumuzda bir o kadar da zor görünüyor.

Ve bu girişimlerin kurulduktan sonra aşama katedebilmeleri için maddi kaynak ihtiyaçları doğuyor.

Her geçtiğimiz gün hem yerli hem yabancı onlarca teknoloji tabanlı iş melek yatırımcılardan, risk sermayesi fonlarından milyonlarca dolar yatırım kaynağı ediniyorlar.

Ancak girişimlerin büyümeleri için kaynak bulabilecekleri tek alternatifleri yatırım almak değil.

Yatırım ekosistemine kıyasla kitlesel fonlama kampanyalarının fonlanma hacimleri de her geçen gün artıyor.

Gelin teknolojik bir girişimin kitlesel fonlama projesi başlatması için vereceğimiz 5 nedeni birlikte inceleyelim.

1) Fikrinizi doğrulama şansınız olur

via GIPHY

Fikrinizi birinin cebinden parasını çıkarıp henüz tamamlamadığınız ya da geliştirmek için çabaladığınız ürününüze ödeme yapmasından daha iyi bir şekilde valide edemezsiniz. Eğer ürününüz ilgi görüyorsa, tebrikler! Bir soruna gerekli çözümü getiren bir ürün ürettiğinizin işareti olabilir.

2) Ürününüzü tanıtabilir ve pazarlayabilirsiniz

Ekran Resmi 2019-02-26 04.41.32

Girişiminizi “podyuma” çıkarmak terimi tam anlamıyla kitlesel fonlama için geçerli bir terim olacaktır. Ürününüzü sunacak, özelliklerini tanıtacak ve bir platformda daha görünür olacaksınız. Globalde kitlesel fonlama kampanyası başlatan proje sahibi websitelerine gelen trafiğin en az %25’inin kitlesel fonlama platformlarından geldiğini söylüyor.

3) Hikayenizi anlatın!

via GIPHY

Simon Sinek şöyle demiş: “İnsanlar yaptığınız şeyi satın almazlar, yapma nedeninizi satın alırlar.”

Kitlesel fonlama kampanyası hikayenizi anlatmak için mükemmel bir fırsat. Kim olduğunuzu, ne yarattığınızı ve bu dünyaya katmak istediğiniz faydayı anlatın.

4) Kısıtlı zamanda büyük iş çıkarma amacı

Ekran Resmi 2019-02-26 04.46.42

Kısıtlı bir zamanda belirlediğiniz bir fonlama hedefine doğru zamana karşı yarışırken bu duyguyu ziyaretçilere de eş zamanlı olarak yaşatırsınız. Projenizi fonlayan insanlar da zaman daraldıkça yarattığınız kurgudaki ürünü alma heyecanıyla size katılabilir, tekrar bir ödül alabilir ya da projenizi diğer platformlarda paylaşabilir.

5) Müşterisi hazır ürününüzü, müşterilerinizin fikrini alarak tasarlayabilirsiniz

Ekran Resmi 2019-02-26 04.58.22

Birçok proje sahibi kampanyayı başlatır başlatmaz çeşitli platformlardan ürünleriyle alakalı geri bildirim almak için soru havuzları ve gönderiler oluşturur. Bu hem ziyaretçilere ürün üzerinde fikir sahibi olma duygusunu yaşatır hem de size ürününüz hakkında tahmin edebileceğinizden daha fazla iç görü toplama şansı verir.

5a58ee240f25441fc889bb77

Kitlesel fonlama globalde ne kadar önemli bir alternatif finansal method olduğunu kanıtlamıştır. Fongogo olarak, kitlesel fonlamanın globalde ulaştığı pazar büyüklüğü ve yarattığı başarı hikayeleri bize örnek olmaktadır. 

İsteriz ki, daha önceden globalde kitlesel fonlama platformlarından destek toplamış Türk girişimciler de sizlere örnek olur ve kitlelerin başarıları ile alabileceğiniz gücü ve daha ötesini hayal edebilirsiniz. Bunlardan birkaçını sizler için aşağıda paylaşıyoruz:

 
1-) MUWI: Sinematik videoları her yerden ve her an yakalayın! 
 
99063a76a1390b0b903364726afcf963_original
2b51be0db6d126f3aa76c3b73cd6c3ce_original

https://muwimotion.com/  

MUWI isimli firması ile destek arayışı içine giren Tolga Çağlar isimli girişimci, 26 günlük süre içinde Amerika’daki kitlesel fonlama platformunda 446 bin dolar gibi büyük bir kaynak elde etmiştir. Bu proje için koyduğu hedef ise sadece 35 bin dolardı. Çağlar’ın projesi akıllı telefonlarınız da ve kameralarınız da sinematik videolar çekebilmeniz üzerinedir.  

1530627300_muwi-fon-1Akıllı telefonlar ve DSLR fotoğraf makineleri ile tam uyumlu olan bu cihaz, video çekimlerinde ciddi kolaylık sağlamaktadır. Selfie çubukları ve daha pek çok aksesuar ile uyumu olan MUWI, 4 eksenli optik görüntü sabitleme özelliğine sahiptir. ,mXLGVI7dVEq3NtHdc7hRSg
 
2-) MONUMENT, Dünyanın en akıllı fotoğraf depolama ve yönetim cihazı. 746aeaa4664ee75beebba2f9095c3a68_originalhttps://getmonument.com/ 
Fotoğraf ve videolarınız için güvenlik ve gizlilik öncelikli bir yapay zekâ destekli depolama cihazı için yaklaşık bir aylık sürede 703 bin dolar fon toplayan Monument, bu başarısıyla tarihe geçti.monument3-) UNDO Danteller: Stili Ayakkabıların Karbon Ayak İzini Dengeleyiniz.

undo-lace-kerem-alper

UNDO Labs, insan yapımı ürünlerle çevresel ilişkilerimizi yeniden düşünen bir tasarım ve inovasyon stüdyosudur. 

Türk genç girişimci Kerem Alper ayakkabılarda karbon salınımını engelleyerek doğayı korumaya yardımcı olan bir sistem geliştirdi. Ürünün tanıtımında belirtildiği gibi her ayakkabı bir yıl içinde doğaya yaklaşık 13 kiloluk bir karbon salınımı yapıyor. Undo isimli bu ayakkabı bağı metali ayakkabıların yarattığı karbon salınımını önleniyor.

Genç girişimci, Newyork’ta sürdürdüğü İstanbul merkezli projesi ile Amerika’daki kitlesel fonlama platformu üzerinden 12 bin dolar elde etti.  

d2c74fe2fc4be1fc71d19e0d6934bc68_original

Yaratıcı ve faydalı projelerin geliştirip desteklendikleri taktirde, nasıl başarılı olduklarına dair örnekler aslında çok daha fazla. Biz bu kısa blog yazımızda size ancak birkaçını aktarabildik. Olağanüstü güzel fikirleri olan girişimcilerimiz var. Umuyoruz, gelişen farkındalığımızla birlikte kitlesel fonlama ülkemizde de hakkettiği yere gelecek ve daha birçok başarı hikayesi duyacağız.

Kitlesel fonlama ile birlikte birçok girişim yatırımcılar ile platformumuzda bulaşarak, hayallerini gerçekleştirmeye yakınlaşacak. Peki girişimciler ve yatırımcılar şirket değerini nasıl belirleyebilirler?

Değerleme için şirketin ne aşamada olduğu çok önemlidir. Yeni başlayan bir şirket ile 3 senelik bir şirketin değerleme yöntemleri yüksek ihtimal farklı olacaktır. Peki girişimin bulunduğu sektörün, ürünün, takımın etkisi bu değerleme koşullarında ne kadar etkilidir?

Öncelikle alışılagelmiş değerleme metodlarının startup’lar için ne kadar uygun olduğunu inceleyelim:

- Şirket değerlemesi için birçok farklı model kullanılabilir. Olgunlaşmış, geçmiş dataları bulunan ve hatta varlık satışında bulunmak isteyen şirketler için yapılan değerlemeler ciddi analizlere dayalıdır. Bu detaylı analizler arasından DCF (Discounted Cash Flow) yani İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi en çok kullanılanlardandır. Bu yöntemde şirketin gelecek yıllardaki nakit akışları belirlenen indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen bu değer şirket değeri olarak kullanılır. Ancak, girişimler erken aşamada ise veya hızlı büyüme odaklı iseler nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacaktır. Ayrıca geçmiş yıllara ilişkin veri de çoğu zaman yoktur; o yüzden gelecek yılların tahminini de belirsiz datalar üzerine yapmak çok zordur.

- Bir diğer yöntem Favök çarpanı gibi şirketin var ise geçmiş ve gelecek operasyonel karlılığına bakılıp, piyasadaki diğer benzer şirketlerin çarpanlarına bağlı olarak bir değerleme metodu kullanılmasıdır. Bu çarpan sektörden sektöre değişir ve şirketin karlılık oranı, büyüme hızı, pazarın büyüme hızı gibi faktörlerden etkilenir. Ancak, girişimlerin yine geçmiş datalarının olmaması veya büyüme potansiyeline uygun olarak yatırım arayışında olduğu için bu metod da girişimler için çok kullanılabilir bir yöntem olmaktan çıkmaktadır.

Değerleme yöntemleri hakkında geçmiş datası olan, olgun şirketler için kitaplar dolusu yazılmıştır. Peki yeni başlayan veya büyüme aşamasında olan bir girişimin değerleme yöntemi nasıl olmalı?

Girişimlerin 6 ay sonraki finansallarını bile tahmin etmek sayısız varsayıma dayalıyken, gelecek nakit akış tabloları, FAVÖK’leri belirlemek ne kadar akıllıca olacaktır? O yüzden dünyada girişimlere olan merak, bireysel yatırımcılar tarafından arttıkça kurumsal olmayan ama hızlı ve çözüm getiren değerleme metodları ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan biri ve bizim en sevdiğimiz model, “ScoreCard method” olarak bilinen Angel Capital Association’ın kurucusu Bill Payne tarafından geliştirilen, girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Şirkete en yakın global rakiplerin ilk yatırım turları (veya 2. evre yada 3.evre büyüklüklerine göre yatırım turları) listelenir. Medyan ile bir yatırım öncesi değerleme çıkartılır. Sonrasında ekip, pazar büyüklüğü, ürün, rekabet, ortaklıklar, ek yatırım ihtiyacı gibi konularda ağırlık belirlenir ve kendi şirketinizin bu bakımdan ne oranda daha iyi ya da daha kötü olduğu belirlenir. Ağırlık ve karşılaştırma oranları çarpılarak her başlık için bir faktör belirlenir. Faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpıldığında şirketinizin göreceli değerlemesine ulaşacaksınız (Kaynak: http://magazine.startus.cc/scorecard-pre-money-valuation-method-explained/)

Buradaki “göreceli” kelimesine dikkat etmenizi rica ederiz. Bu bakımdan, farklı değerleme yöntemleri ile de şirketinizi nasıl değerlendirdiğinizi hem kendinize hem yatırımcınıza kanıtlamanızı öneririz. 2. ve diğer sevdiğimiz model “Dave Berkus’s Checklist Method” olarak bilinen şirketin yetkinliklerine verdiğiniz ağırlıklı ortalamaya göre hesaplanan değerleme türüdür. Yatırımcıların özellikle girişimlerde aradıkları özelliklere bağlı olarak hızlıca değerlemelerini bulmalarında faydalı bir yöntem olarak bilinir. Takım, fikir, ürünün gelişimi ve korunumu, stratejik ilişkiler ve operasyonel durumu gibi şirketin bulunduğu seviyeye bağlı olarak toplamda 5 başlık olacak şekilde her başlığa 0 ile 500bin USD arası bir yatırım öncesi değer belirlenir. Şirketin seviye oranı ve ilgili her başlığın değerlemesi çarpılıp, gelinen toplam tutar şirketin değerlemesi olarak kabul edilir (Kaynak: http://blog.gust.com/248/)

Diğer bir yöntem olarak da beğendiğimiz Türkiye’de kimi girişim sermayesi fon şirketlerinin 3 yıl sonunda şirketin elde etmesi planlanan FAVÖK miktarına bakıp, onu çıkış yapabilecekleri tahmini bir çarpan ile çarpıp %45 gibi ciddi bir indirim oranı ile bugünkü değerine getirdiklerini biliyoruz.

Bu işlemleri kendi şirketleriniz için uyguladığınızda genelde şirketinizi hayal ettiğiniz nokta hep yüksek olacağı için (aksi taktirde bu işe başlamazdınız), sizin ayaklarınız biraz daha yere indirip, yatırımcı ile buluşabileceğiniz noktaya getirebilmek için ek bir yöntem daha var. Şirkete şimdiye kadar yaptığınız yatırımları toplayıp (çalışma saat ve normalde almanız gereken ücret dahil) şirketin yatırım öncesi değerini bulabilirsiniz.

Bizim önerimiz, birçok farklı model sonrası şirketinizin değerlemelerini alt alta yazın. Bir medyan çıkararak şirketin değerlemesini belirlemenizdir (yani 4 metod kullandınız: 1. Metot 1,8m USD yatırım öncesi değerleme; 2. Metod: 1,7m USD değerleme; 3. Metod:1,5m USD değerleme; 4. Metod 200KUSD değerleme. 1. ve 4. metod medyan sebebiyle kendilerini eler – en yüksek en düşük birbirini götürür. Geriye kalan 2 ve 3. metotların da ortalamasını alarak şirketin değerlemesini bulabilirsiniz)

Son olarak, biz her zaman ek olarak girişim dünyasında bir model daha olduğunu savunuyoruz. O da hissiyat. Ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar şirket hissesini bu anlamda paylaşmak istediğinizi terazinin bir kefesine diğer kefesine ise hesaplarınız sonunda çıkan değerlemeyi koymanız lazım. Önemli olan, bu terazi ile çıkaracağınız değerler hep dengede kalsın. Aksi taktirde, biraz daha dayanmalı ve belki de daha iyi bir değerleme ile yatırımcılarla görüşmeye başlamalısınız.

Birinci bölümde kitlesel fonlama nedir; şu an mevcut yapıda neler oluyor; nasıl yatırımlar yapılıyor diye kısa kısa bilgiler verdik.

Kitlesel fonlamanın 3 ana modelinden bahsettik. Bağış, ödül ve hisse. Oysa borç vermeye dayalı ek bir model daha var. “Peer to peer lending” yani “taraflar arası borç” olarak isimlendirilen bu model, bir süre daha Türkiye’nin gündeminde değil. Ancak, pazar büyüklüğü ve ekonomiye katkısı çok yüksek bir model.  O yüzden, zaman içerisinde bu alanın da gündeme geleceğine inanıyoruz.

Bo

Dünya pazarına bakacak olursak, kitlesel fonlama bu 4 kategoride 2013 yılında toplamda 12 milyar USD büyüklüğündeyken, 2015 yılında 140 milyar USD büyüklüğe ulaşmıştır (Kaynak: Cambridge Centre for Alternative Finance industry). Bu pastanın en büyük dilimi 134 milyar USD büyüklüğü ile borç verme tarafına aittir.

2015 yılında 5,2 milyar USD büyüklüğü olan kalan 3 diğer kitlesel fonlama yönteminden (ödül, bağış ve hisse), hissenin 3 milyar USD hacmi bulunmaktadır. Diğer modellere göre sonradan başlayan hisse bazlı kitlesel fonlamanın yıllık büyüme oranı diğer modellere göre çok daha yüksektir, bu da kitlesel fonlamanın hisse bazlı taraftaki olumlu duruşunu ortaya çıkartmaktadır.

Türkiye’de ise henüz gelişmemiş bir pazar olan kitlesel fonlama, özellikle hisse bazlı fonlamayı regüle edecek olan kitlesel fonlama kanunu ile birlikte girişimlerin ve yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Bu anlamda, sadece hisse bazlı model ile değil, ödül bazlı model ile de girişimciler neler yapabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Bizler de Fongogo olarak, bizimle direk temasa geçen her bir girişimci ile tek tek modellerini telefonda konuşarak yada yüz yüze anlamaya ve kitlesel fonlamada nasıl yer alabileceklerine dair beyin fırtınaları yapmaya çalışıyoruz.

Her türlü sorularınız için, bizimle direk irtibata geçebilirsiniz.

22382064_1488178584597483_8526128844964117801_o

5 Aralık 2017 tarihinde Hisse Bazlı Kitlesel Fonlama Yasası’nın geçmesi ile beraber, akıllardaki kitlesel fonlama nedir, küresel boyutta nasıl uygulanıyor, Türkiye’de şimdiye kadar neler yapılıyordu ve bu yasa ile beraber ne değişecek gibi konular daha çok artmaya başladı.

Fongogo olarak da Türkiye’de kitlesel fonlamada ilk olanlar arasında yer almamız ve şimdiye kadar 150’e yakın projenin desteklenmesini sağlamamız sebebiyle araştırmalarımızı ve ilgili ön görülerimizi size parça parça aktarmak istiyoruz.

Öncelikle, kitlesel fonlamanın ne olduğunu anlamaya çalışalım. Kitle ve fonlama kelimeleri yan yana gelince çok farklı bir yapı gibi gözükse de aslında imece usulü birlik olup, bağış yapmaktan, ürün veya servis almaya, ya da hisse almaya kadar birçok konunun kapsayacağı bir oluşumu ifade eder.

Türkiye’de şimdiye kadar ödül ve bağış tarafında birçok platform, yasal bir düzenlemeye gerek duymadan, destekçiler ile kampanya sahiplerini buluşturdu.Ancak, kitleler tarafından sağlanan bu destekler, girişimci ekosistemine hak ettiği şekilde yer alamadı. Özellikle, pazarın davranışlarının değişmesinin zaman alması sebebiyle kurumsal firmaların bu anlamda desteklerinin önemi daha çok ortaya çıktı.

Kitlesel fonlama yasasının gelmesi ile beraber, girişimciler aslında ödül bazlı tarafta da yer alabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Platform sahipleri de yasa ile birlikte startup olarak ifade edilen daha ölçeklenebilir girişimci modellerine ek olarak, restoran sahiplerinden butik ve özel bir ürün çıkartan girişimciye kadar ulaşacakları kitlenin artması sebebiyle bu alana ayırdığı eforu daha da arttırdı.

Bu yasa öncesinde/veya kitlesel fonlamanın sonunda hakkettiği popülariteye ulaşmadan önce, startup ekosisteminde özellikle küresel büyüme potansiyeli gösterebilecek girişimler akıllara geliyor ve sınırlı yatırımcı kitlesi genelde 5-10 çarpanlarla çıkışları hedefleyerek yatırımlar yapıyordu. Genelde, henüz ticarileşmemiş veya Arge için sürece ihtiyacı olan girişimler Tübitak ve Kosgeb destekleri ile belli bir aşamaya gelmeye çalışıyordu. Diğer bir yandan, lifestyle olarak adlandırılan, yani ortaklarını büyük çıkışlar yaptıramayabilen, ancak karlı olması kaçınılmaz şirketler de genelde kredilere yönlendiriliyordu.

Oysa, halkla en baştan, fikirden bile olabilir, buluşan ve talep gören projelerin başarısı kaçınılmaz olacaktır. Bu anlamda, ödül bazlı tarafın özellikle girişimci ekosisteminde yer edinmesi ve daha çok yaygın hale gelmesi gerekmektedir.

Hisse bazlı taraf ise, şirketin ortağı olmayı gerektirdiği için, yasal düzenlemelere elbette tabi olmalıdır. Bu yasal düzenlemeler, ne kadar çağın ve dijital teknolojinin faydalarına paralel şekilde hazırlanır ve ek teşvik olarak maliyetler ve vergiler azaltılırsa, pazarın bu yönde akışı durdurulamaz olacaktır.
Önümüzdeki günlerde, Kitlesel Fonlama Derneği’mizin Hisse Bazlı Kitlesel Fonlama Yasası yönetmeliği için yaptığı çalışmalar SPK ile paylaşılıp, sonuçlandırılacak.

Sizleri ara ara bu konuda ayrıca bilgilendireceğiz. Ama dediğimiz gibi, ödül bazlı tarafta yasaya gerek yok. Siz girişimcilerimizi bekliyoruz 

Harika bir fikriniz var ve bir girişimci olarak projenizi hayata geçirmek mi istiyorsunuz?
Fongogo’ya gelin, fikrinize fon bularak girişiminizi yakın bir gelecekte hayalini kurduğunuz şirkete dönüştürün!
2
Girişimciler Fongogo’da Ne Yapar?
*Fikirleri ve üzerinde çalıştıkları şirketleri için sermaye bulurlar. Fikir, ister proje aşamasında, ister fon arama aşamasında bir start-up olsun, Fongogo‘dan her şekilde yararlanılabilir.
*Üzerinde çalıştıkları fikir/projelerin kitleler tarafından nasıl karşılandığını görürler. Potansiyel müşterilerinden ve kullanıcılardan geri bildirim alırlar.
*Pazarı test ederler ve Fongogo sayesinde “0″ maliyetle projelerini pazarlama imkanı bulurlar.
*Kitlesel fonlamayla finansman bulurken risk almazlar çünkü başlangıç için büyük bir sermayeye ihtiyaçları yoktur.
*Girişimleri için borç almazlar, gelecekteki şirketlerinden pay vermezler. Sadece kitlelerden destek alırlar ve destekler karşılığında seçtikleri ödüllerle teşekkür ederler.
*Bütün projeyi yine onlar yönetir. Kitleyle fikirlerini istedikleri gibi buluştururlar ve projelerini istedikleri gibi pazarlarlar.
Peki Nasıl?
Girişimciler projelerini oluşturup Fongogo‘ya yükledikten sonra, kitlelere ulaşmaya ve finansman desteği bulmaya çalışırlar.
Sosyal medya kanallarıyla projelerini besleyip, yaratıcı ve ilginç içeriklerle destek çağrısında bulunarak kitlelerle etkileşime geçerler.
Projelerinin bütün aşamalarında Fongogo ekibi, elçi, mentor ve iş ortaklarından destek ve yardım alarak hedeflerini tutturmaya çalışırlar. Böylece, yeni filizlenen bir fikir/proje Fongogo‘daki kitlesel fonlama sayesinde gelecekte başarılı bir şirkete dönüşebilir.