Girişimcilikte hata yapmak her aşamada oldukça olağandır. Ancak bu hataların birçoğu önceden deneyimlenmeyen durumlardan dolayı ortaya çıkar. Bu yazımızda ilk defa girişim kuran insanların sık yaptığı 4 hatadan bahsedeceğiz.

 

1) Yapıcı Eleştirileri Kabul Etmemek

gorsel

Girişimciler, yatırımcılardan veya potansiyel müşterilerinden gelen yapıcı eleştirileri ve geri dönüşleri hoşgörüyle kabul etmelidir. İlk defa kendi işini kuran girişimciler çoğunlukla negatif eleştirileri olumsuz bir yargı olarak algılarlar. Ancak bu geri dönüşler girişiminizin erken aşamalarında ürününüze ve çözümünüze yönelik geliştirebileceğiniz yönleri ortaya çıkarır.

 

2) Fazla Hızlı Gitmek

gorsel

Girişimlere verilen tavsiyelerin çoğu ilk olmak, hızlı gitmek, pazara ilk çıkmak ve hızlı yatırım almaktır. Her ne kadar bazı durumlarda bu doğru olsa da ilk girişiminizde önünüzdeki seçenekleri yanlış değerlendirme ihtimaliniz de oldukça fazladır. Pazara kendi alanınızda ilk çıkan girişim olmak her zaman iyi sonuçlar doğurmayabilir. Sizden önce pazarda var olan bir rakibinizin hatalarını ve güçlü olduğu yönlerini görüp daha dikkatli ilerleyebilirsiniz.

3) Pazar Riskini Umursamamak

gorsel

 

Pazar riskini umursamamak girişimlerin başarısız olmasında tek başına en büyük sebeplerden biridir. Çoğu girişimci teknoloji platformlarını mükemmelleştirmeye zaman harcıyor. Ancak çoğu zaman bunu oluşturdukları platformların talep edilen ve sürdürülebilir bir değer olduğunu test etmeden yapıyorlar. Max Finger ve Oliver Samwer’in “Amerika’nın En Başarılı Girişimleri: Girişimciler için Dersler” kitabında açıkladığına gibi: “Birçok girişim bir çözüm arayan teknolojilerine veya ürünlerine oldukça fazla para yakıyor.”

Girişiminizi başarısızlığa uğratabilecek şey ürününüzün sorunlarıyla alakalı değil çoğunlukla pazar hakkındaki yanlış öngörülerinizden oluşacaktır. Yazarların değindiğine göre 6 ayınızı potansiyel müşterilerinizle konuşup ihtiyaçlarınızı anlayıp fikrinizi valide etmeye harcamalısınız.

4) Tohum Yatırım Almayı Abartmak

gorsel

Çekirdek bir tutarda yatırım almak sanıldığı kadar büyük bir başarı değildir, girişimcilerin bu tutarları edindiklerinde fazla kutlanması ve abartılması yanlıştır. Çok az sayıda girişim ancak doğru yatırımcıların girişimlerinde yer almalarından dolayı başarıya ulaşabiliyor.

Yatırım aldığınız kişilerin veya yatırım fonlarının sizin vizyonunuzla uyuşması oldukça önemlidir. Dolayısıyla görüştüğünüz ilk yatırımcıdan aldığınız teklifi bu faktörleri göz önünde bulundurmadan kabul etmek yanlış bir karar vermenize yol açabilir.

Kaynak

 

gorsel Girişimcilerin mücadele ettikleri en büyük zorluklardan bir tanesi de kısıtlı kaynakla kısa bir sürede elinde bulunanı en etkili şekilde kullanarak ürünlerini veya servislerini müşterilere tanıtmak. Erken aşama bir girişim yüksek maliyetli dijital pazarlama kanallarına harcayacak kaynakları olmadığı için ilk zamanlarda kullanabilecekleri ve insanların girişimlere ulaşmasını sağlayacak birkaç tavsiye derledik.

1) İçerik Pazarlaması

gorsel   Girişiminizin sosyal medya hesapları ve websitesinin içerikleri potansiyel müşterilerinizi kendinizi anlatmak için büyük bir fırsat. Websitenizde girişiminizin endüstrisiyle alakalı ve kullanıcıların ilgisini çekebilecek blog yazıları yazabilirsiniz. Blog yazıları, sizden haberdar olmayan potansiyel müşterilerinizi internet aramalarında merak ettikleri bir konu hakkında bir içerik ararken size rastlamalarını sağlayabilir. Ancak bunun için arama motorunda kullanıcıların aradığı kelimelere referans edecek içerikleri ve kelimeleri yazılarınızın içine gömmelisiniz. Ayrıca sosyal medya hesaplarınızda girişiminizi anlatan videolar, tasarım görselleri ve eğer mevcut kullanıcılarınız varsa onların görüşlerinin olduğu içeriklere yer verebilirsiniz.

2) Email Pazarlama

gorsel Emarketer’da yayınlanan araştırmaya göre email pazarlama maliyet/verimlilik kıyasında en kullanışlı yöntem olarak bahsediliyor. Potansiyel kullanıcılarınızın posta kutusunda birkaç defa belirmeniz hem marka bilinirliğinizi artıracaktır. Göndereceğiniz ilk maillerde kullanıcıların yaşadıklarını düşündüğünüz sorunlara dikkat çekebilir, sonrakilerde bu sorunlara çözüm niteliğindeki ürününüzden bahsedebilirsiniz. Ancak maillerinizin insanların spam kutularına düşmesini engellemek adına içeriklerinizi ve metodunuzu doğru belirlemelisiniz. Mailinizin spam kutusuna düşme olasılıklarını ve nedenlerini sizin için analiz edip yapmamanız gerekenleri raporlayan internet araçlarına da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

3) Sosyal Medya Grupları ve Etkinlikler

gorsel Her ne kadar gündemde olmasa da sosyal medya gruplarının gücünü es geçmek yanlış olurdu. Aynı ilgi alanına sahip binlerce insanın bir arada bulunduğu bir ortamı sanal ortam haricinde bulmak maalesef pek mümkün değil. Bu mecraalarda insanların sizin çözdüğünüz sorunla alakalı sorular sorduğunu görebilir direkt olarak potansiyel bir müşterinizle iletişime geçme şansını yakalayabilirsiniz. Ya da bu alanda ilgili olan insanların düzenledikleri etkinliklerin duyurularını yakalayabilir, etkinliklerde insanlardan yüzyüze pazar hakkında öngörü edinebilir, ürününüz hakkında geri dönüşler alabilirsiniz.

4) Yayın Mecraaları

gorsel Eğer girişiminizle alakalı ilgi çekici bir gelişme olduğunu düşünüyorsanız, girişimcilikle veya endüstrinizle alakalı çeşitli internet siteleri haberlerinizi paylaşmaktan çekinmeyeceklerdir. Sayısı yadırganmayacak kadar fazla olan bu mecraalara eposta gönderebilir, telefonla ulaşabilirsiniz. Zaten bahsettiğimiz oluşumların hemen hemen hepsi websitelerinde sizin haber göndermenize veya girişiminizi tanıtmanıza bir kapı açan formlar bulunduruyor.

Gorsel1

Aklınıza müthiş bir fikir geldi. Hem kendi yaşadığınız hem de insanların yakındığını gördüğünüz bir sorunu çözüyorsunuz.

İnsanlarla görüştünüz, anketler yaptınız fikrinizin ihtiyaç olduğunu doğruladınız ve sonunda girişiminize başlama kararı aldınız.

Küçük bir ekip oluşturdunuz ürününüzün bir prototipini çıkardınız ve artık bu işi geniş kitlelere yaymak için bir şeye daha ihtiyacınız var: maddi kaynak.

Kitlesel fonlama dışında maddi kaynak bulmanızın yollarından biri de ihtiyacınız olan parayı yatırımcılardan toplamaktır.

Ancak yatırımcılarla konuşurken çoğu erken aşama girişimin görüşme sırasında şansını düşüren bazı söylemler var. Bugün sizlere yatırımcılarla görüşürken dikkat etmeniz gereken bazı faktörlerden bahsedeceğiz.

 

1) “Rakibimiz yok” Demek

Gorsel2

Herkes tarafından bilinen bir şeydir ki “Rakibiniz yoksa, pazar da yoktur.”

Pazarda farkında olmadığınız ancak gerek doğrudan gerekse dolaylı yoldan onlarca rakibiniz mutlaka var. Rakibiniz mutlaka sizinle aynı işi aynı şekilde yapmak zorunda değildir. Çözdüğünüz sorunu farklı bir yöntemle çözen şirketler, ya da fark etmediğiniz ancak müşterilerinizin bu sorunu çözmek için kullandığı farklı yöntemler olabilir.

Yatırımcılarla görüşürken rakibinizin olmadığını söylemek sizi görüşmede 1-0 geriye düşürebilir.

 

2) Yatırıma İhtiyacım Yok Demek

Gorsel

 

Yatırıma ihtiyacınız olmadığı bir zamanda bağlantı kurmak adına yatırımcılarla görüşmek sıkça yapılan bir hatadır.

Yatırımcılar genellikle büyüme potansiyeli olan girişimlere doğru zamanda yatırım yapmak için girişimcilerle görüşür. Haricinde ihtiyacınız olmadığı zamanlarda yatırımcıların vaktini alıp ihtiyacınızın olmadığını söylemeniz kötü bir izlenim bırakabilir.

 

3) Gizlilik Sözleşmesi İmzalanmasını İstemek

Gorsel

Fikrinizi koruma altına almanın birçok yolu var ancak büyük ihtimalle bugüne kadar kimsenin aklına gelmemiş değildir.

Ayrıca sizden duyan birinin toplantıdan çıkınca kendisinin de yapabileceği bir fikriniz varsa zaten bu fikrin ederi gizlilik sözleşmesiyle koruma altına alınabilecek değerde değildir.

Girişiminizle ilgilenen bir yatırımcıya görüşmede gizlilik sözleşmesi imzalamasını istemeniz çoğu yatırımcının girişiminize karşı ilgisini dağıtacaktır. Fikriniz endüstriyel veya bilimsel alanda çığır açacak bir buluşsa paten başvurunuzu yapıp patentinizi elinize aldıktan sonra korunmasını garanti altına alabilirsiniz.

Ancak haricindeki hiçbir çözüm sizin fikrinizin başkaları tarafından da yapılamayacağını garanti altına almayacaktır.

 

4) İlk Görüşmede Hemen Parayı İstemek

Gorsel

Bir yatırımcıyla toplantı ayarlamış olmanız demek o yatırımcının girişiminize para yatırmaya o gün hazır olduğu anlamına gelmez. İlk görüşmeler yatırımcıya daha çok fikrinizi, vizyonunuzu ve gelecek planlarınızı açıklamak içindir.

Olumlu geçen ilk görüşmeden sonra yatırımı alacağınız günün birkaç aydan fazla bir süreye kadar uzayabileceğini bilmenizde fayda var.

 


Eğer bir yatırım turunu kapatmayı başardıysanız ve hatta birkaç yerde haberiniz de çıktıysa bunu sakın bir girişimcilik başarısı olarak algılamayın. Yatırım almak sadece sizin girişiminizin ilerde büyüyeceğini öngören birkaç kişinin şirketinizin belirli bir hissesini bir miktar para karşılığı satın almış olması demektir.

Yatırım almanın bir başarı olmadığını sermayesini yatırımcılardan sağladıktan birkaç yıl sonra batan onlarca örnekte de görebiliyoruz.

Girişiminizin başarılı olması için yatırımı değil, müşteriyi önemseyip en iyi deneyimi sunmalısınız.

Kitlesel fonlama ile birlikte birçok girişim yatırımcılar ile platformumuzda bulaşarak, hayallerini gerçekleştirmeye yakınlaşacak. Peki girişimciler ve yatırımcılar şirket değerini nasıl belirleyebilirler?

Değerleme için şirketin ne aşamada olduğu çok önemlidir. Yeni başlayan bir şirket ile 3 senelik bir şirketin değerleme yöntemleri yüksek ihtimal farklı olacaktır. Peki girişimin bulunduğu sektörün, ürünün, takımın etkisi bu değerleme koşullarında ne kadar etkilidir?

Öncelikle alışılagelmiş değerleme metodlarının startup’lar için ne kadar uygun olduğunu inceleyelim:

- Şirket değerlemesi için birçok farklı model kullanılabilir. Olgunlaşmış, geçmiş dataları bulunan ve hatta varlık satışında bulunmak isteyen şirketler için yapılan değerlemeler ciddi analizlere dayalıdır. Bu detaylı analizler arasından DCF (Discounted Cash Flow) yani İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi en çok kullanılanlardandır. Bu yöntemde şirketin gelecek yıllardaki nakit akışları belirlenen indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen bu değer şirket değeri olarak kullanılır. Ancak, girişimler erken aşamada ise veya hızlı büyüme odaklı iseler nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacaktır. Ayrıca geçmiş yıllara ilişkin veri de çoğu zaman yoktur; o yüzden gelecek yılların tahminini de belirsiz datalar üzerine yapmak çok zordur.

- Bir diğer yöntem Favök çarpanı gibi şirketin var ise geçmiş ve gelecek operasyonel karlılığına bakılıp, piyasadaki diğer benzer şirketlerin çarpanlarına bağlı olarak bir değerleme metodu kullanılmasıdır. Bu çarpan sektörden sektöre değişir ve şirketin karlılık oranı, büyüme hızı, pazarın büyüme hızı gibi faktörlerden etkilenir. Ancak, girişimlerin yine geçmiş datalarının olmaması veya büyüme potansiyeline uygun olarak yatırım arayışında olduğu için bu metod da girişimler için çok kullanılabilir bir yöntem olmaktan çıkmaktadır.

Değerleme yöntemleri hakkında geçmiş datası olan, olgun şirketler için kitaplar dolusu yazılmıştır. Peki yeni başlayan veya büyüme aşamasında olan bir girişimin değerleme yöntemi nasıl olmalı?

Girişimlerin 6 ay sonraki finansallarını bile tahmin etmek sayısız varsayıma dayalıyken, gelecek nakit akış tabloları, FAVÖK’leri belirlemek ne kadar akıllıca olacaktır? O yüzden dünyada girişimlere olan merak, bireysel yatırımcılar tarafından arttıkça kurumsal olmayan ama hızlı ve çözüm getiren değerleme metodları ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan biri ve bizim en sevdiğimiz model, “ScoreCard method” olarak bilinen Angel Capital Association’ın kurucusu Bill Payne tarafından geliştirilen, girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Şirkete en yakın global rakiplerin ilk yatırım turları (veya 2. evre yada 3.evre büyüklüklerine göre yatırım turları) listelenir. Medyan ile bir yatırım öncesi değerleme çıkartılır. Sonrasında ekip, pazar büyüklüğü, ürün, rekabet, ortaklıklar, ek yatırım ihtiyacı gibi konularda ağırlık belirlenir ve kendi şirketinizin bu bakımdan ne oranda daha iyi ya da daha kötü olduğu belirlenir. Ağırlık ve karşılaştırma oranları çarpılarak her başlık için bir faktör belirlenir. Faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpıldığında şirketinizin göreceli değerlemesine ulaşacaksınız (Kaynak: http://magazine.startus.cc/scorecard-pre-money-valuation-method-explained/)

Buradaki “göreceli” kelimesine dikkat etmenizi rica ederiz. Bu bakımdan, farklı değerleme yöntemleri ile de şirketinizi nasıl değerlendirdiğinizi hem kendinize hem yatırımcınıza kanıtlamanızı öneririz. 2. ve diğer sevdiğimiz model “Dave Berkus’s Checklist Method” olarak bilinen şirketin yetkinliklerine verdiğiniz ağırlıklı ortalamaya göre hesaplanan değerleme türüdür. Yatırımcıların özellikle girişimlerde aradıkları özelliklere bağlı olarak hızlıca değerlemelerini bulmalarında faydalı bir yöntem olarak bilinir. Takım, fikir, ürünün gelişimi ve korunumu, stratejik ilişkiler ve operasyonel durumu gibi şirketin bulunduğu seviyeye bağlı olarak toplamda 5 başlık olacak şekilde her başlığa 0 ile 500bin USD arası bir yatırım öncesi değer belirlenir. Şirketin seviye oranı ve ilgili her başlığın değerlemesi çarpılıp, gelinen toplam tutar şirketin değerlemesi olarak kabul edilir (Kaynak: http://blog.gust.com/248/)

Diğer bir yöntem olarak da beğendiğimiz Türkiye’de kimi girişim sermayesi fon şirketlerinin 3 yıl sonunda şirketin elde etmesi planlanan FAVÖK miktarına bakıp, onu çıkış yapabilecekleri tahmini bir çarpan ile çarpıp %45 gibi ciddi bir indirim oranı ile bugünkü değerine getirdiklerini biliyoruz.

Bu işlemleri kendi şirketleriniz için uyguladığınızda genelde şirketinizi hayal ettiğiniz nokta hep yüksek olacağı için (aksi taktirde bu işe başlamazdınız), sizin ayaklarınız biraz daha yere indirip, yatırımcı ile buluşabileceğiniz noktaya getirebilmek için ek bir yöntem daha var. Şirkete şimdiye kadar yaptığınız yatırımları toplayıp (çalışma saat ve normalde almanız gereken ücret dahil) şirketin yatırım öncesi değerini bulabilirsiniz.

Bizim önerimiz, birçok farklı model sonrası şirketinizin değerlemelerini alt alta yazın. Bir medyan çıkararak şirketin değerlemesini belirlemenizdir (yani 4 metod kullandınız: 1. Metot 1,8m USD yatırım öncesi değerleme; 2. Metod: 1,7m USD değerleme; 3. Metod:1,5m USD değerleme; 4. Metod 200KUSD değerleme. 1. ve 4. metod medyan sebebiyle kendilerini eler – en yüksek en düşük birbirini götürür. Geriye kalan 2 ve 3. metotların da ortalamasını alarak şirketin değerlemesini bulabilirsiniz)

Son olarak, biz her zaman ek olarak girişim dünyasında bir model daha olduğunu savunuyoruz. O da hissiyat. Ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar şirket hissesini bu anlamda paylaşmak istediğinizi terazinin bir kefesine diğer kefesine ise hesaplarınız sonunda çıkan değerlemeyi koymanız lazım. Önemli olan, bu terazi ile çıkaracağınız değerler hep dengede kalsın. Aksi taktirde, biraz daha dayanmalı ve belki de daha iyi bir değerleme ile yatırımcılarla görüşmeye başlamalısınız.

Birinci bölümde kitlesel fonlama nedir; şu an mevcut yapıda neler oluyor; nasıl yatırımlar yapılıyor diye kısa kısa bilgiler verdik.

Kitlesel fonlamanın 3 ana modelinden bahsettik. Bağış, ödül ve hisse. Oysa borç vermeye dayalı ek bir model daha var. “Peer to peer lending” yani “taraflar arası borç” olarak isimlendirilen bu model, bir süre daha Türkiye’nin gündeminde değil. Ancak, pazar büyüklüğü ve ekonomiye katkısı çok yüksek bir model.  O yüzden, zaman içerisinde bu alanın da gündeme geleceğine inanıyoruz.

Bo

Dünya pazarına bakacak olursak, kitlesel fonlama bu 4 kategoride 2013 yılında toplamda 12 milyar USD büyüklüğündeyken, 2015 yılında 140 milyar USD büyüklüğe ulaşmıştır (Kaynak: Cambridge Centre for Alternative Finance industry). Bu pastanın en büyük dilimi 134 milyar USD büyüklüğü ile borç verme tarafına aittir.

2015 yılında 5,2 milyar USD büyüklüğü olan kalan 3 diğer kitlesel fonlama yönteminden (ödül, bağış ve hisse), hissenin 3 milyar USD hacmi bulunmaktadır. Diğer modellere göre sonradan başlayan hisse bazlı kitlesel fonlamanın yıllık büyüme oranı diğer modellere göre çok daha yüksektir, bu da kitlesel fonlamanın hisse bazlı taraftaki olumlu duruşunu ortaya çıkartmaktadır.

Türkiye’de ise henüz gelişmemiş bir pazar olan kitlesel fonlama, özellikle hisse bazlı fonlamayı regüle edecek olan kitlesel fonlama kanunu ile birlikte girişimlerin ve yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Bu anlamda, sadece hisse bazlı model ile değil, ödül bazlı model ile de girişimciler neler yapabileceklerini keşfetmeye başladılar.

Bizler de Fongogo olarak, bizimle direk temasa geçen her bir girişimci ile tek tek modellerini telefonda konuşarak yada yüz yüze anlamaya ve kitlesel fonlamada nasıl yer alabileceklerine dair beyin fırtınaları yapmaya çalışıyoruz.

Her türlü sorularınız için, bizimle direk irtibata geçebilirsiniz.